İçindekiler · 12 bölüm
İdari sözleşmeden doğan davalar, kanunun saydığı üç idari dava türünün üçüncüsüdür ve tanımı bir istisnayla başlar: tahkim yolu öngörülen imtiyaz sözleşmelerinden doğan uyuşmazlıklar bu kapsamın dışında bırakılmıştır. Türü tanımlayan cümle, kapsadıklarından önce kapsamadığını söyler.
Bu dava türü, iptal ve tam yargı davalarının gölgesinde kalır ve çoğu kaynakta yalnızca adı anılarak geçilir. Oysa yapı olarak diğer ikisinden ayrılır: orada idare tek yanlı bir irade ile hareket etmişken, burada taraflar arasında kurulmuş bir sözleşme ilişkisi ve o ilişkiden doğan bir uyuşmazlık vardır. Aşağıda türün kapsamını, bir sözleşmenin idari sayılmasının ölçütlerini, tahkim istisnasının neyi dışarıda bıraktığını ve yetkili mahkemeyi ele alıyoruz.
Kısaca Üçüncü Dava Türü
| Konu | Kural | Dayanak |
|---|---|---|
| Kapsamı | Kamu hizmetinin yürütülmesi için yapılan her türlü idari sözleşmeden doğan uyuşmazlıklar | 2577 s. Kanun m.2/1-c |
| Kapsam dışı | Tahkim yolu öngörülen imtiyaz şartlaşma ve sözleşmelerinden doğan uyuşmazlıklar | 2577 s. Kanun m.2/1-c |
| Tahkimin sınırı | Milletlerarası tahkime ancak yabancılık unsuru taşıyan uyuşmazlıklar için gidilebilir | Anayasa m.125 |
| Özel hukuk yolu | Hangi hizmetlerin özel hukuk sözleşmesiyle gördürüleceği kanunla belirlenir | Anayasa m.47 |
| Yetkili mahkeme | İdari sözleşmeyi yapan idari merciin bulunduğu yer idare mahkemesi | 2577 s. Kanun m.32/1 |
| Yetkinin niteliği | Yetki kamu düzenindendir | 2577 s. Kanun m.32/2 |
| Tam yargı yetki kuralı | İdari sözleşmelerden doğanlar bu kuralın dışındadır | 2577 s. Kanun m.36 |
İdari Sözleşmeden Doğan Davalar Nedir
Tanım kanun metninde yapılmıştır. İdari dava türlerini sayan madde, üçüncü bendinde şunu yazar:
“Tahkim yolu öngörülen imtiyaz şartlaşma ve sözleşmelerinden doğan uyuşmazlıklar hariç, kamu hizmetlerinden birinin yürütülmesi için yapılan her türlü idari sözleşmelerden dolayı taraflar arasında çıkan uyuşmazlıklara ilişkin davalar.”
Cümlenin üç unsuru vardır.
Ortada bir idari sözleşme bulunmalıdır. İdarenin taraf olduğu her sözleşme idari sözleşme değildir; ölçütler aşağıda ele alınmaktadır.
Sözleşme bir kamu hizmetinin yürütülmesi için yapılmış olmalıdır. Kanun metnindeki “kamu hizmetlerinden birinin yürütülmesi için” ifadesi bu türü tanımlayan çekirdektir. İdarenin günlük ihtiyaçları için yaptığı alımlar ile bir kamu hizmetini gördürmek üzere kurduğu ilişki aynı rejime tabi değildir.
Uyuşmazlık taraflar arasında çıkmış olmalıdır. Sözleşmenin tarafı olmayan üçüncü kişilerin talepleri bu dava türüne girmez; onlar duruma göre iptal ya da tam yargı davası yoluna gider.
“Her türlü” ifadesi kapsamı geniş tutar. Sözleşmenin adı, süresi ya da bedeli belirleyici değildir; belirleyici olan bir kamu hizmetinin yürütülmesine hizmet edip etmediğidir.
İdari Sözleşme Nedir
Kanun idari sözleşmeyi ayrıca tanımlamaz; hangi sözleşmenin idari sayılacağı, sözleşmenin taşıdığı özelliklerden çıkarılır. Uygulamada üç ölçüt birlikte aranır.
Taraflardan biri idare olmalıdır. Bu, zorunlu ancak tek başına yeterli olmayan bir şarttır. İdarenin taraf olduğu pek çok sözleşme özel hukuk sözleşmesidir.
Sözleşmenin konusu bir kamu hizmeti olmalıdır. Sözleşme, bir kamu hizmetinin kurulması, yürütülmesi ya da gördürülmesine yönelik olmalıdır. Bir belediyenin kırtasiye alımı ile şehir içi toplu taşıma hizmetini gördürmek üzere kurduğu ilişki bu ölçütte ayrışır.
Sözleşme idareye üstün yetkiler tanımalıdır. Bu, ayrımın en belirleyici ölçütüdür. Özel hukuk sözleşmelerinde taraflar eşittir; idari sözleşmede ise idare, karşı tarafla eşit konumda değildir. Tek yanlı denetim, tek yanlı değişiklik yapabilme ve sözleşmeyi tek yanlı sona erdirebilme gibi yetkiler bu üstünlüğün göstergesidir.
Üçüncü ölçüt niçin bu kadar belirleyicidir? Çünkü idarenin bu yetkileri kullanması, karşı tarafın sözleşme özgürlüğünü sınırlar ve uyuşmazlığın özel hukuk kurallarıyla çözülmesini güçleştirir. Kamu hizmetinin kesintisiz yürümesi gereği, sözleşmenin eşitlik temelinden ayrılmasını gerektirmiştir.
İdareye tanınan üstün yetkilerin üç tipik görünümü vardır.
Tek yanlı denetim yetkisi, idarenin karşı tarafın edimini sözleşme süresince izlemesini ve denetlemesini sağlar. Özel hukuk sözleşmelerinde taraflardan biri diğerini bu ölçüde denetleyemez.
Tek yanlı değişiklik yetkisi, kamu hizmetinin gereklerinin zaman içinde değişmesine karşı öngörülmüştür. Hizmetin kapsamı genişlemiş ya da koşullar değişmişse idare sözleşmeyi karşı tarafın rızası olmaksızın belirli sınırlar içinde değiştirebilir. Bu yetkinin karşılığı, sözleşmenin mali dengesinin karşı taraf aleyhine bozulmaması gereğidir.
Tek yanlı sona erdirme yetkisi, kamu yararının gerektirdiği hâllerde idarenin sözleşmeyi karşı tarafın kusuru olmasa bile sona erdirebilmesini ifade eder. Burada da karşı tarafın uğradığı zararın karşılanması gündeme gelir.
Bu yetkilerin varlığı sözleşmeyi idari kılar; ancak kullanılış biçimi denetim dışı değildir. İdarenin yetkisini kamu yararı dışında bir amaçla ya da ölçüsüz biçimde kullanması, sözleşmeden doğan davanın konusunu oluşturur.
İdari Sözleşme ile Özel Hukuk Sözleşmesi Nasıl Ayrılır
Ayrımın pratik önemi büyüktür: sözleşme idari sayılırsa uyuşmazlık idare mahkemesinde, özel hukuk sözleşmesi sayılırsa adli yargıda görülür. Yanlış yargı koluna açılan dava görev yönünden reddedilir.
Ayrımı zorlaştıran nokta, aynı hizmetin her iki yolla da gördürülebilmesidir. Anayasa bu imkânı açıkça tanır:
“Devlet, kamu iktisadi teşebbüsleri ve diğer kamu tüzelkişileri tarafından yürütülen yatırım ve hizmetlerden hangilerinin özel hukuk sözleşmeleri ile gerçek veya tüzelkişilere yaptırılabileceği veya devredilebileceği kanunla belirlenir.”
Hükmün anahtarı son kelimededir: bu tercih idarenin takdirinde değil, kanunun düzenleme alanındadır. Bir hizmetin özel hukuk sözleşmesiyle gördürülebilmesi için kanunda buna imkân tanıyan bir hüküm bulunmalıdır.
Uygulamada ilk bakılacak yer bu nedenle sözleşmenin dayandığı kanundur. Kanun o ilişkinin özel hukuka tabi olduğunu belirtmişse tartışma biter; belirtmemişse yukarıdaki üç ölçüt üzerinden değerlendirme yapılır.
İkinci bakılacak yer sözleşme metnidir. İdareye tek yanlı değişiklik, denetim ve fesih yetkisi tanıyan hükümler içeriyorsa bu, sözleşmenin idari niteliğine işaret eder. Buna karşılık tarafların eşit yükümlülükler altına girdiği, uyuşmazlıkların özel hukuk hükümlerine göre çözüleceğinin yazıldığı bir metin tersini gösterir.
Ayrımın yanlış yapılması hâlinde ortaya çıkan sonuç, husumet hatasından farklıdır. Yanlış davalıya açılan dava düzeltilebilirken, yanlış yargı koluna açılan dava görev yönünden reddedilir ve yeniden açılması gerekir; ayrıntısı için idari yargıda husumet yazımıza bakılabilir.
İdari Sözleşme Yapma İlkeleri
İdarenin sözleşme yaparken uyacağı esaslar, sözleşmenin dayandığı ihale mevzuatında düzenlenir. Devlet İhale Kanunu bu esasları tek cümlede toplar:
“Bu Kanunun yürütülmesinde, ihtiyaçların en iyi şekilde, uygun şartlarla ve zamanında karşılanması ve ihalede açıklık ve rekabetin sağlanması esastır.”
Cümlede dört ilke yan yana durur: ihtiyacın en iyi şekilde karşılanması, uygun şartlar, zamanında karşılama ve ihalede açıklık ile rekabet.
Aynı madde bu ilkeleri koruyan iki yasak da getirir. Başka başka istekliler tarafından karşılanması mutat olan muhtelif işler bir eksiltmede toplanamaz; farklı nitelikteki işleri tek ihalede birleştirmek rekabeti daraltacağından yasaklanmıştır. İkinci olarak, kanundaki istisnalardan yararlanmak amacıyla ihale konusu işler kısımlara bölünemez; bu, eşik değerlerin altında kalmak için yapılan bölmeleri engeller.
Kanun ayrıca ihalenin zamanlamasına da bir esas getirir: ihaleler kesin zaruret olmadıkça, işin niteliğine göre en uygun fiyatla temini mümkün olan mevsimlerde yapılır. Arsası temin edilmemiş, mülkiyet ve kamulaştırma işlemleri tamamlanmamış işler ile gerekli olduğu hâlde imar durumu ve projeleri bulunmayan işler için ihaleye çıkılmasının önüne de aynı maddede geçilmiştir.
Bu düzenlemelerin ortak amacı, sözleşmenin kurulmasından sonra ortaya çıkacak uyuşmazlıkları baştan önlemektir. Projesi hazır olmayan bir iş için yapılan ihale, sözleşme yürürken sürekli değişiklik gerektirir; her değişiklik de mali dengenin bozulması tartışmasını doğurur.
İlkelerin idari sözleşme bakımından önemi şudur: sözleşmenin kuruluş aşamasındaki bir ihlal, sözleşmeden doğan uyuşmazlıkta ileri sürülebilecek bir hukuka aykırılık iddiasına dönüşebilir. İhale sürecine ilişkin işlemlerin iptali ise ayrı bir yol olup idari işlemin iptali davası çerçevesinde değerlendirilir. Bu süreçte idarenin bir işlemi yüzünden zarara uğrayan istekli, ayrıca tazminat da isteyebilir; iki talebin nasıl bir arada kurulacağı iptal ve tam yargı davası açmanın üç yolu başlığında ele alınmaktadır.
Sözleşmenin kamu malı ya da taşınmazla ilgili olduğu hâllerde ise ihale mevzuatının yanında taşınmaza ilişkin özel hükümler de devreye girer. Bu durumda yalnızca sözleşme metni değil, taşınmazın hukuki durumu da uyuşmazlığın çerçevesini belirler.
Bu alanda sık karşılaşılan bir durum, sözleşme sona erdiği hâlde taşınmazın kullanılmaya devam edilmesidir. Kullanımın karşılığı olarak istenen bedelin hangi hukuki temele oturduğu ve hangi yargı kolunda talep edileceği ayrı bir değerlendirme gerektirir; haksız kullanım karşılığının genel çerçevesi için ecrimisil davası ve haksız işgal tazminatı yazımıza bakılabilir.
Tahkim İstisnası Neyi Kapsam Dışına Çıkarır
Dava türünü tanımlayan cümle, “tahkim yolu öngörülen imtiyaz şartlaşma ve sözleşmelerinden doğan uyuşmazlıklar hariç” diyerek başlar. Bu istisnanın anayasal dayanağı da vardır:
“Kamu hizmetleri ile ilgili imtiyaz şartlaşma ve sözleşmelerinde bunlardan doğan uyuşmazlıkların milli veya milletlerarası tahkim yoluyla çözülmesi öngörülebilir. Milletlerarası tahkime ancak yabancılık unsuru taşıyan uyuşmazlıklar için gidilebilir.”
İstisnanın sınırları dar çizilmiştir ve üç şart birlikte aranır.
Sözleşme bir imtiyaz sözleşmesi olmalıdır. İstisna her idari sözleşmeyi değil, yalnızca kamu hizmeti imtiyazına ilişkin şartlaşma ve sözleşmeleri kapsar.
Tahkim sözleşmede öngörülmüş olmalıdır. Kanun metni “tahkim yolu öngörülen” der; tahkim kendiliğinden devreye girmez, taraflarca kararlaştırılmalıdır.
Milletlerarası tahkim için yabancılık unsuru aranır. Anayasa bu noktada kesin bir sınır koyar. Yabancılık unsuru taşımayan bir uyuşmazlık için milletlerarası tahkime gidilemez; bu hâlde yalnızca milli tahkim mümkündür.
Şartlardan biri eksikse istisna uygulanmaz ve uyuşmazlık idari yargıya döner. Uygulamada en çok tartışılan nokta, bir sözleşmenin imtiyaz sözleşmesi sayılıp sayılmayacağıdır; sözleşmenin adı değil, kamu hizmetinin gördürülmesine ilişkin bir imtiyaz içerip içermediği belirleyicidir.
İdari Sözleşmeden Doğan Davalarda Yetkili Mahkeme
Bu dava türünün yetki rejimi, diğer iki türden ayrı düzenlenmiştir.
Tam yargı davalarındaki sıralı yetki kuralı, metninde açıkça “idari sözleşmelerden doğanlar dışında kalan tam yargı davalarında” der. Yani zararın doğduğu yer, hizmetin görüldüğü yer ve davacının ikametgâhı ölçütleri bu türde uygulanmaz.
Uygulanacak kural genel yetki kuralıdır ve metni idari sözleşmeyi ayrıca anar:
“Göreve ilişkin hükümler saklı kalmak şartıyla bu Kanunda veya özel kanunlarda yetkili idare mahkemesinin gösterilmemiş olması halinde, yetkili idare mahkemesi, dava konusu olan idari işlemi veya idari sözleşmeyi yapan idari merciin bulunduğu yerdeki idare mahkemesidir.”
Ölçüt tektir ve sabittir: sözleşmeyi yapan idari merciin bulunduğu yer. Sözleşmenin ifa edildiği yer, işin yapıldığı yer ya da karşı tarafın merkezi belirleyici değildir.
Aynı maddenin ikinci fıkrası, yetkinin niteliğini de belirler: yetki kamu düzenindendir. Bunun iki sonucu vardır. Mahkeme yetkisizliğini kendiliğinden gözetir; taraflar itiraz etmese bile yetki denetlenir. İkincisi, taraflar sözleşmeye koyacakları bir hükümle yetkili mahkemeyi değiştiremez.
Kuralın metnindeki “bu Kanunda veya özel kanunlarda yetkili idare mahkemesinin gösterilmemiş olması hâlinde” kaydı da önemlidir. Genel kural, ancak daha özel bir yetki kuralı bulunmadığında uygulanır.
Taşınmaz mallarla ilgili mevzuatın uygulanmasına ilişkin davalarda kanun ayrı bir yetki kuralı öngörmüştür: imar, kamulaştırma, yıkım, işgal, tahsis, ruhsat ve iskân gibi taşınmaz mallarla ilgili mevzuatın uygulanmasında ya da bunlara bağlı haklara veya kamu mallarına ilişkin idari davalarda yetkili mahkeme, taşınmaz malların bulunduğu yer idare mahkemesidir. Sözleşme böyle bir konuya ilişkinse bu özel kural öne geçer ve sözleşmeyi yapan merciin bulunduğu yer ölçütü uygulanmaz.
Benzer biçimde taşınır mallara ilişkin davalarda yetkili mahkeme, taşınır malın bulunduğu yer idare mahkemesidir.
Yetkili mahkemenin belirlenmesinde izlenecek sıra bu nedenle şöyledir: önce özel kanunda bir yetki kuralı var mı diye bakılır, sonra bu kanundaki özel kurallar gözden geçirilir, hiçbiri uygulanmıyorsa genel kurala dönülür. Yetki kamu düzeninden sayıldığı için bu sıralamanın atlanması, dosyanın yetkisizlik kararıyla başka bir mahkemeye gönderilmesine yol açar.
Kanunun tam metnine Mevzuat Bilgi Sistemi üzerinden ulaşılabilir.
Üçüncü Tür İptal ve Tam Yargı Davalarından Nasıl Ayrılır
Üç dava türü aynı kanunun aynı maddesinde sayılmıştır, ancak yapıları farklıdır.
İptal ve tam yargı davalarında idare tek yanlı hareket etmiştir: bir işlem tesis etmiş ya da bir eylemde bulunmuştur. Karşı taraf bu iradeye katılmamıştır; hukuki durum ona rağmen değişmiştir.
İdari sözleşmeden doğan davada ise ortada iki yanlı bir ilişki vardır. Taraflar bir araya gelmiş, karşılıklı yükümlülükler altına girmiştir. Uyuşmazlık, bu ilişkinin yorumlanmasından, ifasından ya da sona erdirilmesinden doğar.
Fark talebe de yansır. İptal davasında istenen işlemin kaldırılması, tam yargı davasında doğan zararın karşılanmasıdır. Sözleşmeden doğan davada ise talep, sözleşme ilişkisinin gereğinin yerine getirilmesi, ilişkinin yorumlanması ya da sona erdirilmesinin sonuçlarına ilişkin olabilir.
Sınır her zaman keskin değildir. İdarenin sözleşme ilişkisi içinde tesis ettiği bazı işlemler, sözleşmeden ayrılabilir nitelikte kabul edilerek tek başına iptal davasına konu edilebilir. İhale sürecinde alınan kararlar bunun tipik örneğidir: sözleşme henüz kurulmadan önceki aşamada tesis edilen işlemler iptal davasının konusunu oluşturur.
Üç türün birlikte nasıl kurgulandığı ve hangi yolun seçileceği için iptal ve tam yargı davası açmanın üç yolu başlığına, tazminat kalemleri için tam yargı davası yazımıza bakılabilir.
Bu Dava Türünde Hangi Talepler İleri Sürülür
Kanun talep türlerini saymaz; “taraflar arasında çıkan uyuşmazlıklara ilişkin davalar” diyerek kapsamı geniş bırakır. Uygulamada karşılaşılan talepler birkaç başlıkta toplanır.
Sözleşmenin yorumlanması. Tarafların bir hükmü farklı anladığı hâllerde, hükmün ne anlama geldiğinin saptanması istenir. Bu tür uyuşmazlıklar çoğu zaman edim kapsamı ve süre hükümlerinden doğar.
Sözleşmenin gereğinin yerine getirilmesi. İdarenin ya da karşı tarafın yükümlülüğünü yerine getirmediği iddiasıyla açılan davalardır.
Sona erdirmenin sonuçları. Sözleşme idarece tek yanlı sona erdirilmişse, bu işlemin dayanağı ve doğurduğu sonuçlar tartışma konusu olur. Karşı tarafın uğradığı zararın karşılanması bu çerçevede istenir.
Mali dengenin bozulması. İdare sözleşmede tek yanlı değişiklik yapmış ve bu değişiklik karşı tarafın yükünü ağırlaştırmışsa, dengenin yeniden kurulması talep edilir.
Cezai şart ve teminat uyuşmazlıkları. İdarenin kesinti yapması, teminatı irat kaydetmesi ya da cezai şart uygulaması bu türde dava konusu edilebilir.
Taleplerin ortak özelliği, hepsinin sözleşme ilişkisinden doğmasıdır. Sözleşmeyle bağlantılı olsa bile ilişkiden ayrılabilir nitelikteki işlemler bu türe değil, iptal davasına konu olur.
Bu taleplerin tamamı idari sözleşmeden doğan davalar kapsamında tek bir dosyada birleştirilebilir. Aynı sözleşme ilişkisinden kaynaklanan birden çok uyuşmazlık için ayrı ayrı dava açılması zorunlu değildir; talepler aynı dilekçede ileri sürülebilir.
Sözleşmeden Ayrılabilir İşlem Kavramı
Bu kavram, üçüncü dava türünün sınırını çizen en pratik ölçüttür.
İdarenin sözleşme süreci boyunca yaptığı her davranış, sözleşme ilişkisinin bir parçası değildir. Sözleşme kurulmadan önce alınan kararlar ile sözleşme ilişkisinden bağımsız olarak hukuki sonuç doğuran işlemler, sözleşmeden ayrılabilir kabul edilir ve tek başına iptal davasına konu olabilir.
İhale süreci bunun en tipik alanıdır. İhaleye çıkma kararı, ihaleye katılma başvurusunun reddi, ihalenin iptali ya da ihalenin bir istekli üzerinde bırakılması yönündeki kararlar, sözleşme henüz kurulmadığı için sözleşmeden doğan dava kapsamında değildir.
Ayrımın pratik sonucu şudur: sözleşme kurulmadan önce ortaya çıkan uyuşmazlıklar iptal davası, kurulduktan sonra ortaya çıkanlar ise sözleşmeden doğan dava yoluyla ileri sürülür. İptal davasının işleyişi ve kararın doğurduğu sonuçlar için idari işlemin iptali davası yazımıza bakılabilir.
Bir işlem sözleşmeden ayrılabilir nitelikteyse, ona karşı açılan iptal davasında davalı yine sözleşmeyi yapan idaredir. Davalının belirlenmesinde ortaya çıkan tereddütler için idari yargıda husumet başlığı yol gösterir.
Sıkça Sorulan Sorular
İdari sözleşmeden doğan davalar nedir?
Kamu hizmetlerinden birinin yürütülmesi için yapılan idari sözleşmelerden dolayı taraflar arasında çıkan uyuşmazlıklara ilişkin davalardır. Kanunun saydığı üçüncü idari dava türüdür.
İdari sözleşme nedir?
Taraflardan birinin idare olduğu, konusu bir kamu hizmetinin yürütülmesi olan ve idareye karşı tarafa göre üstün yetkiler tanıyan sözleşmedir. Üç ölçüt birlikte aranır.
İdari sözleşme yapma ilkeleri nelerdir?
İhale mevzuatı bu esasları ihtiyaçların en iyi şekilde, uygun şartlarla ve zamanında karşılanması ile ihalede açıklık ve rekabetin sağlanması olarak belirler. Ayrıca farklı işlerin tek eksiltmede toplanması ve istisnalardan yararlanmak için işin bölünmesi yasaktır.
İdarenin taraf olduğu her sözleşme idari sözleşme midir?
Değildir. İdarenin taraf olduğu pek çok sözleşme özel hukuk sözleşmesidir. Belirleyici olan, sözleşmenin bir kamu hizmetinin yürütülmesine yönelik olması ve idareye üstün yetkiler tanımasıdır.
İdari sözleşmeden doğan uyuşmazlık hangi mahkemede görülür?
Kanunda ya da özel kanunda ayrı bir yetkili mahkeme gösterilmemişse, idari sözleşmeyi yapan idari merciin bulunduğu yer idare mahkemesinde görülür.
Sözleşmeye yetkili mahkeme hükmü koyabilir miyiz?
Koyamazsınız. İdari yargılama usulünde yetki kamu düzenindendir; taraflar anlaşarak yetkili mahkemeyi değiştiremez ve mahkeme yetkisizliğini kendiliğinden gözetir.
Hangi uyuşmazlıklar tahkim yoluyla çözülebilir?
Kamu hizmeti imtiyaz şartlaşma ve sözleşmelerinde, sözleşmede öngörülmüş olmak kaydıyla milli veya milletlerarası tahkim kararlaştırılabilir.
Milletlerarası tahkime her uyuşmazlıkta gidilebilir mi?
Gidilemez. Anayasa, milletlerarası tahkime ancak yabancılık unsuru taşıyan uyuşmazlıklar için gidilebileceğini açıkça belirtir.
Tahkim öngörülmüşse dava idari yargıda açılamaz mı?
Kanun, tahkim yolu öngörülen imtiyaz şartlaşma ve sözleşmelerinden doğan uyuşmazlıkları bu dava türünün kapsamı dışında bırakmıştır. Şartlardan biri eksikse istisna uygulanmaz ve uyuşmazlık idari yargıya döner.
Kamu hizmeti özel hukuk sözleşmesiyle gördürülebilir mi?
Gördürülebilir; ancak hangi yatırım ve hizmetlerin bu yolla yaptırılabileceği Anayasa uyarınca kanunla belirlenir. Bu hâlde uyuşmazlık adli yargıya ait olur.
İhale kararının iptalini bu dava türüyle mi isterim?
Hayır. Sözleşme kurulmadan önceki aşamada tesis edilen işlemler sözleşmeden ayrılabilir nitelikte kabul edilir ve iptal davasına konu olur.
Sözleşmenin tarafı değilim ama zarar gördüm, ne yapabilirim?
Bu dava türü taraflar arasındaki uyuşmazlıkları kapsar. Üçüncü kişilerin talepleri duruma göre iptal davası ya da tam yargı davası yoluyla ileri sürülür.
Sözleşmeden ayrılabilir işlem ne demektir?
Sözleşme kurulmadan önce alınan ya da sözleşme ilişkisinden bağımsız olarak hukuki sonuç doğuran işlemleri anlatır. Bu işlemler tek başına iptal davasına konu olabilir.
İdare sözleşmeyi tek yanlı feshedebilir mi?
Kamu yararının gerektirdiği hâllerde bu yetki idari sözleşmenin doğasında bulunur. Karşı tarafın kusuru olmasa bile fesih mümkündür; bu hâlde uğranılan zararın karşılanması gündeme gelir.
İdare sözleşmede tek yanlı değişiklik yaparsa ne olur?
Kamu hizmetinin gerekleri değiştiğinde idare belirli sınırlar içinde değişiklik yapabilir. Değişiklik karşı tarafın yükünü ağırlaştırmışsa mali dengenin yeniden kurulması talep edilebilir.
İhaleyi kazandım ama sözleşme imzalanmadı, hangi davayı açarım?
Sözleşme henüz kurulmadığından uyuşmazlık sözleşmeden doğan dava kapsamında değildir. İdarenin bu aşamadaki işlemi iptal davasına konu olur.
Sözleşme ilişkisi içinde yapılan bu işlem, sözleşmeden doğan dava kapsamında değerlendirilir. İşlemin sözleşmeden ayrılabilir nitelikte olup olmadığı somut duruma göre belirlenir.
Yasal Uyarı
Bu yazıdaki bilgiler genel bilgilendirme amaçlı olup hukuki danışmanlık niteliği taşımaz. Bir sözleşmenin idari sayılıp sayılmayacağı, dayandığı kanuna ve sözleşme metninin içeriğine göre değişir; yanlış değerlendirme davanın görev yönünden reddine yol açar. Mevzuat ve içtihat zaman içinde değişebilir. Kendi dosyanıza ilişkin adım atmadan önce bir avukata danışmanız yerinde olur.
İletişim
Bu yazı genel niteliktedir; somut olayın koşulları sonucu değiştirir. Dosyanıza ilişkin görüşme için iletişim bilgileri aşağıdadır.
Bu yazı genel bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır; hukuki danışmanlık yerine geçmez. Mevzuat ve içtihat değişebildiğinden, karar vermeden önce güncel durumu bir avukatla değerlendirmenizi öneririz.
Devamı
İlgili yazılar
-
Çukur Kazası Hangi Mahkemede Görülür, Belediyeye Karşı Dava Neden Asliye Hukukta Açılır
Çukur kazası hangi mahkeme önünde görülür? Yoldaki çukur yüzünden aracınız hasar gördüyse belediye davalı olsa da asliye hukuk görevli; süre ve riskler.
İdare Hukuku -
Çukur Kazasında Yol Kusuru, İdare Sürücüyü Suçlarsa Kusur Oranı Nasıl Belirlenir
Çukur kazasında yol kusuru nasıl ispatlanır? İdarenin hız savunması, uyarı levhası, bilirkişi raporu ve Yargıtay kararlarında kusur dağılımı örnekleri.
İdare Hukuku -
Yoldaki Çukurdan Kim Sorumlu, Aracımın Hasarını Belediye mi Karayolları mı Öder
Yoldaki çukurdan kim sorumlu: büyükşehir mi, ilçe belediyesi mi, Karayolları mı, kazıyı yapan kurum mu? Yolun türüne göre davalı ve müteselsil sorumluluk.
İdare Hukuku -
Yakınım Geri Gönderme Merkezinde, İdari Gözetim Süresi En Fazla Ne Kadar Olabilir
İdari gözetim süresi geri gönderme merkezinde altı ayı geçemez, yalnız iki sebeple altı ay daha uzar. Aylık değerlendirme, 30 gün kuralı ve süre aşımı.
Yabancılar Hukuku