İçeriğe atla
Ankara Barosu · Sicil 26867 Kızılırmak Mah. 1450 Sk. No:16/5 Hayat Plaza Kat:2, Çankaya/Ankara Pazartesi – Cuma · 09:00 – 18:00
Ankara Barosu · Sicil 26867

İdare Hukuku

Çukur Kazası Hangi Mahkemede Görülür, Belediyeye Karşı Dava Neden Asliye Hukukta Açılır

· · 18 dk okuma
Çukur Kazası Hangi Mahkemede Görülür, Belediyeye Karşı Dava Neden Asliye Hukukta Açılır

Çukur kazası hangi mahkeme önünde görülür sorusunun bugünkü cevabı nettir: yoldaki bir çukur yüzünden seyir hâlindeki aracınız hasar gördüyse olay bir trafik kazasıdır ve Karayolları Trafik Kanunu’nun 110. maddesi gereği dava, davalı belediye, Karayolları ya da su idaresi olsa bile adli yargıda, asliye hukuk mahkemesinde açılır. İdareye karşı açılacak her davanın idare mahkemesine gideceği yönündeki yaygın kanı bu dosyalarda yanlış kapıyı gösterir.

Bu cevap her zaman bu kadar açık değildi. Yargıtay’ın yol bakım davalarına bakan dairesi 2019’a kadar aynı olaylarda idari yargıyı görevli sayıyordu; uygulama ancak bir ilke kararıyla değişti ve eski kararlar hâlâ dilekçe örneklerinde, forum yazılarında ve idarelerin cevap dilekçelerinde dolaşıyor. Görev tartışmasının bir dosyaya neye mal olabileceğini, idare mahkemesine giden davanın akıbetini, sürelerin nasıl işlediğini ve davanın hangi yerdeki mahkemede açılacağını kararların kendi metinlerine dayanarak anlatıyoruz.

Bir Bakışta: Çukur Kazasında Görevli Mahkeme

  • Olay trafik kazasıdır. Karayolunda hareket hâlindeki aracın karıştığı ve zararla biten olay, karşıda başka araç olmasa da trafik kazası sayılır.
  • Görevli yargı yolu adli yargıdır. KTK m.110, bu Kanundan doğan sorumluluk davalarını davalının kimliğine bakmadan adli yargıya bırakmıştır.
  • Yargıtay 2019’da yön değiştirdi. 4. Hukuk Dairesi 04.12.2019 tarihli ilke kararıyla idari yargıyı görevli sayan eski uygulamasından döndü; 2020, 2021, 2023 ve 2025 kararları bu yöndedir.
  • İdareye ön başvuru dava şartı değildir. İdari Yargılama Usulü Kanunu’ndaki başvuru zorunluluğu idari davalar içindir.
  • Süre zamanaşımıdır. Salt araç hasarında iki yıl, her hâlde on yıl; yaralanma ya da ölüm varsa ceza zamanaşımı nedeniyle daha uzun.
  • Yanlış mahkeme pahalıdır. İdare mahkemesi davayı reddeder ve dosyayı göndermez; görev tartışması bir dosyada on üç yıl sürmüştür.

Çukur Kazası Hangi Mahkemede Görülür

Davanın görüleceği yeri belirleyen ilk soru, olayın bir trafik kazası olup olmadığıdır. Karayolları Trafik Kanunu’nun 3. maddesi trafik kazasını “karayolu üzerinde hareket halinde olan bir veya birden fazla aracın karıştığı ölüm, yaralanma ve zararla sonuçlanmış olan olay” diye tanımlar. Yoldaki çukura giren, lastiği patlayan, jantı eğilen ya da direksiyon hâkimiyetini kaybedip bariyere çarpan araç bu tanımın içindedir. Kazanın tek taraflı olması, yani çarpışılan başka bir aracın bulunmaması sonucu değiştirmez.

İkinci soru, uygulanacak yargı yolu kuralıdır. Aynı Kanun’un 110. maddesi, 6099 sayılı Kanun’la 19.01.2011’de yürürlüğe giren hâliyle şöyledir: işleteni veya sahibi Devlet ve diğer kamu kuruluşları olan araçların sebebiyet verdiği zararlara ilişkin olanları da dâhil, bu Kanundan doğan sorumluluk davaları adli yargıda görülür. Belediyenin yolu bakımla yükümlülüğü de bu Kanundan doğar: 10. madde belediyelere yapım ve bakımından sorumlu olduğu yolları trafik düzeni ve güvenliğini sağlayacak durumda bulundurma ve trafik için tehlike oluşturan engelleri işaretleme ya da kaldırma görevi verir.

Bu iki hüküm birlikte okunduğunda, çukur kazası hangi mahkeme önünde görülecekse orası asliye hukuk mahkemesidir. Davalının belediye, büyükşehir belediyesi, Karayolları Genel Müdürlüğü, il özel idaresi ya da su ve kanalizasyon idaresi olması bu sonucu değiştirmez. Çukuru açan özel bir şirket ya da yüklenici davalıysa zaten adli yargı görevlidir; idare ve şirket birlikte davalı gösterildiğinde de dava aynı mahkemede görülür.

Hangi kurumun davalı olacağı ayrı bir sorudur ve görev sorusundan önce değil, onunla birlikte çözülmelidir. Yolun büyükşehre mi ilçe belediyesine mi ait olduğu, çukurun bir altyapı kazısından kalıp kalmadığı gibi konuları yoldaki çukurdan kim sorumlu başlıklı yazımızda ayrıntılı olarak anlattık.

Kanun Bu Davayı Neden Adli Yargıya Bırakmış

İdare hukukunun genel kuralı, idarenin kamu hizmeti yürütürken verdiği zararın idare mahkemesinde tam yargı davasıyla istenmesidir. Trafik kazaları bu kuralın kanunla getirilmiş istisnasıdır ve istisnanın gerekçesi açıktır: 2011’den önce aynı türden kazalar, zarar görenin memur ya da asker olmasına, aracın resmî ya da özel olmasına göre farklı yargı kollarında görülüyor, aynı olaya farklı mahkemeler farklı kurallar uyguluyordu.

  1. maddenin Anayasa’ya aykırılığı iki asliye hukuk mahkemesi tarafından ileri sürüldü. Anayasa Mahkemesi itirazı oybirliğiyle reddetti (E.2013/68, K.2013/165, RG 27.03.2014). Mahkemeye göre idari yargının görev alanına giren bir uyuşmazlık, haklı neden ve kamu yararı bulunduğunda kanun koyucu tarafından adli yargıya bırakılabilir; karayolu üzerindeki araç trafiğinden kaynaklanan sorumluluklar özel hukuk alanına girer ve aynı tür davaların aynı yargı yolunda görülmesi kamu yararına uygundur.

Uyuşmazlık Mahkemesi bu kararı yol bakım dosyalarına uyguladı. Hukuk Bölümü’nün 11.04.2016 tarihli kararına konu olayda, sigortalı bir araç devlet karayolunda mıcıra kapılıp bir evin duvarına çarpmış, kasko şirketi ödediği hasarı yolun bakımından sorumlu büyükşehir belediyesinden istemişti. Asliye hukuk mahkemesi “idari yargı görevli” diyerek davayı reddetmiş, idare mahkemesi ise “adli yargı görevli” diyerek dosyayı Uyuşmazlık Mahkemesine göndermişti. Uyuşmazlık Mahkemesi, Anayasa Mahkemesi kararının Anayasa’nın 158. maddesi uyarınca bütün yargı mercileri için uyulması zorunlu nitelikte olduğunu belirterek adli yargıyı görevli saydı (E.2016/163, K.2016/210).

Bu kararın bir sınırı da vardır: kural, trafik kazasından doğan zararlar içindir. Yaya olarak bozuk zeminde düşen kişinin davası, araç bulunmadığı için bu hükmün doğrudan kapsamına girmez ve orada içtihat farklı yönlere ayrılabilir. Aracın içinde bulunan sürücü ve yolcuların yaralanması ise trafik kazasının parçasıdır ve aynı kurala tabidir.

Yargıtay 2019 Yılında Hangi Uygulamadan Döndü

Uyuşmazlık Mahkemesinin 2016 kararına rağmen Yargıtay’ın o dönemki 17. Hukuk Dairesi bir süre eski çizgisini sürdürdü. Daire, belediyelerin kamu hizmeti sırasında verdikleri zararlardan dolayı özel hukuk hükümlerine tabi olmadığını, bu zararların idari yargıda tam yargı davasıyla istenmesi gerektiğini söylüyordu. Doğrudan bir çukur dosyasında da, yapım ve bakımından sorumlu olduğu yoldaki çukur için önlem almayan belediye aleyhine açılan davada adli yargının görevsiz olduğuna hükmetmişti (17. HD E.2012/14323, K.2013/3597).

Trafik davalarını devralan 4. Hukuk Dairesi bu uygulamayı 04.12.2019 tarihli ve 2019/2897-5764 sayılı ilke kararıyla terk etti. Dairenin sonraki kararlarında tekrarladığı gerekçeye göre KTK m.110’un gerekçesi, Anayasa Mahkemesi kararı ve Uyuşmazlık Mahkemesinin 2016 ve 2018 tarihli kararları birlikte değerlendirildiğinde, 2918 sayılı Kanun’dan kaynaklanan tüm sorumluluk davalarının adli yargıda görülmesi gerekliliği ortaya çıkmıştır ve Anayasa’nın 153. ve 158. maddeleri uyarınca bütün yargı yerlerinin aynı yönde yorum yapması kaçınılmazdır.

İlke kararından sonraki ilk çukur dosyalarından biri bunu somut olarak gösterir. 27.03.2018’de bir traktör, yol üzerindeki çok sayıdaki çukurdan kaçmak için manevra yaparken devrilmiş, sürücü hayatını kaybetmişti. Kaza tespit tutanağında yolda çok sayıda çukur bulunduğu, çukurların trafik güvenliğini tehlikeye düşürdüğü ve hiçbir uyarı levhası olmadığı yazılıydı. İlk derece mahkemesi ve bölge adliye mahkemesi “yargı yolu caiz değil” demişti. 4. Hukuk Dairesi bu kararları kaldırıp bozdu ve davanın görüm ve çözüm yerinin adli yargı olduğunu açıkça belirtti (E.2019/3427, K.2020/101, 16.01.2020).

DönemYargıtay’ın yaklaşımıÖrnek karar
2013-2018Belediyeye karşı yol bakım davası idari yargıda17. HD E.2012/14323, K.2013/3597
2016Uyuşmazlık Mahkemesi adli yargıyı görevli sayarUM E.2016/163, K.2016/210
04.12.20194. HD ilke kararıyla eski uygulamadan döner2019/2897-5764
2020-2025Çukur ve rögar dosyalarında adli yargı4. HD E.2019/3427, K.2020/101; E.2024/12041, K.2025/11681

On Üç Yıl Süren Görev Tartışması Ne Anlatır

Yargı yolu tartışmasının bir dosyaya maliyetini en çarpıcı biçimde gösteren örnek, 4. Hukuk Dairesinin 09.07.2025 tarihli kararına konu olaydır. 09.05.2012’de bir motosiklet yoldaki çukura düşmüş, on altı yaşındaki sürücü hayatını kaybetmişti; davalılardan birinin savunmasına göre çöküntü, içme suyu boru hattının tamiri için daha önce açılmış bir çukurdan kaynaklanıyordu. Belediyenin fen işleri müdürü taksirle öldürme suçundan bir yıl sekiz ay hapis cezasına mahkûm olmuş ve bu hüküm kesinleşmişti. Aile, belediye ve su idaresi aleyhine tazminat davası açtı.

Dosyanın sonraki seyri şöyledir: asliye hukuk mahkemesi 2015’te davayı görev yönünden reddetti. O dönemki 17. Hukuk Dairesi 2018’de, belediyeye karşı hizmet kusuruna dayanan davanın idari yargıda görülmesi gerektiğini belirterek bozdu. Dosya mahkemelerin ticaret ve hukuk sıfatları arasında devredildi, yargı yeri belirlenmesi için iki kez Yargıtay’a gidip geri döndü ve asliye hukuk mahkemesi 2023’te yine idari yargıyı görevli saydı. 4. Hukuk Dairesi bu kararı bozdu: trafik güvenliğini ilgilendiren önlemlerin alınmamasından kaynaklanan sorumluluk davalarında dahi dava adli yargıda görülür (E.2024/12041, K.2025/11681).

Kaza ile esasa dönüş arasında on üç yıl geçti. Bu sürede ailenin talebi bir kez bile esastan incelenmedi; tartışma yalnızca davanın hangi kapıda görüleceği üzerineydi. Kararın gösterdiği iki şey vardır: birincisi, bugün Yargıtay’ın çizgisi açık biçimde adli yargıdan yanadır; ikincisi, ilk derece mahkemeleri eski içtihada dayanarak hâlâ görevsizlik verebilmektedir. Bu nedenle dava dilekçesinde yargı yolunun neden adli yargı olduğu, ilk günden kararlarıyla birlikte yazılmalıdır.

Aynı dönemin başka bir dosyası da benzer bir yolculuğu gösterir. Ankara’da gündüz vakti seyreden bir traktör, akaryakıt istasyonu yapmak için açtırılan yirmi metrelik bir inşaat çukuruna düşmüş, sürücü ölmüştü. 4. Hukuk Dairesi 19.11.2019’da, yani ilke kararından iki hafta önce, belediye yönünden idari yargıyı görevli sayarak bozmuştu. Ardından Uyuşmazlık Mahkemesi 07.06.2021 tarihli kararında trafik kazası nedeniyle açılacak sorumluluk davalarının çözüm yerinin adli yargı olduğunu belirtti (E.2021/279, K.2021/339); belediyeye karşı dava yeniden asliye hukuka döndü ve esastan karara bağlandı (4. HD E.2023/7017, K.2023/9780).

Hukuk Genel Kurulunun Farklı Görüşü Ne Anlama Gelir

Tabloyu eksiksiz vermek için bir karşı kararı da anmak gerekir. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu 06.04.2021 tarihli kararında, rögar kapağının açılması sonucu aracı refüje çarpan bir sürücünün davasında, oy çokluğuyla hizmet kusuruna dayanan bu davanın idari yargıda çözülmesi gerektiğini belirtti. Ancak aynı kararda, idare mahkemesi daha önce görevsizlik verdiği için asliye hukuk mahkemesinin dosyayı Uyuşmazlık Mahkemesine göndermesi gerektiğine hükmetti (E.2018/826, K.2021/426).

Bu kararın ağırlığını değerlendirirken üç noktaya bakmak gerekir. Olay 18.08.2010’da, yani KTK m.110’un bugünkü metni yürürlüğe girmeden önce yaşanmıştır. Genel Kurul’daki görüşmelerde, Uyuşmazlık Mahkemesinin m.110’dan sonraki istikrarlı kararlarında trafik kazası davalarının hizmet kusuruna bakılmaksızın adli yargıda görüldüğü açıkça dile getirilmiş ve azınlıkta kalmıştır. Son olarak, trafik davalarına bakan 4. Hukuk Dairesi bu karardan sonra da 2022, 2023, 2024 ve 2025 yıllarında çukur ve rögar dosyalarında adli yargı yönünde karar vermiştir.

Uyuşmazlık Mahkemesi adli ve idari yargı arasındaki görev uyuşmazlıklarını kesin olarak çözen mercidir; bir çukur kazası hangi mahkemede görülecek diye iki yargı kolu ayrışırsa son sözü o söyler. Bu nedenle pratik formül şudur: dava asliye hukuk mahkemesinde açılır; mahkeme ya da karşı taraf idari yargıyı gösterirse, Uyuşmazlık Mahkemesinin ve 4. Hukuk Dairesinin kararları dilekçeye eklenir. Dosya iki yargı kolu arasında sıkışırsa, son sözü Uyuşmazlık Mahkemesi söyler.

Davayı İdare Mahkemesinde Açarsanız Ne Olur

Araç hasarı davasını idare mahkemesinde açmak, yalnızca zaman kaybı değil, süre bakımından ciddi bir risktir. İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 15. maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi, idare mahkemesinin adli yargının görevli olduğu konularda açılan davaları reddedeceğini düzenler. İdari yargı içinde görevsizlikte dosya görevli mahkemeye gönderilir; adli yargıya ait bir davada ise gönderme yoktur, dava adli yargıda yeniden açılmak zorundadır.

Bu arada zamanaşımı işlemeye devam eder. Türk Borçlar Kanunu’nun 158. maddesi burada bir güvence verir: dava, mahkemenin görevli olmaması nedeniyle reddedilmiş ve o arada zamanaşımı dolmuşsa alacaklı altmış günlük ek süre içinde haklarını kullanabilir. Bu süre kısa ve kesindir; idare mahkemesinin ret kararı geldiğinde asliye hukuktaki dava hemen hazırlanmalıdır.

İdare mahkemesine giden dosyada bir başka sorun da ön başvurudur. İdari yargıda tam yargı davası açmadan önce idareye başvurmak zorunludur; bu yapılmamışsa idare mahkemesi davayı ayrıca bu yönden de reddedebilir. Kısacası yanlış kapı, doğru kapının şartlarını da yerine getirmeyi gerektirir ve sonunda yine doğru kapıya dönmek gerekir.

Tersi durumda, yani gerçekten idari yargıya ait bir dava adli yargıda açılıp reddedilmişse, kanun iki kolaylık tanır. İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 9. maddesi, görevsizlik kararının kesinleşmesinden itibaren otuz gün içinde idari yargıda dava açılabileceğini ve görevsiz mercie başvurma tarihinin idari yargıya başvurma tarihi sayılacağını düzenler; 13. maddenin ikinci fıkrası da bu durumda idareye ön başvuru şartını aramaz. Bu kolaylıklar çukur kazasında nadiren gerekir, çünkü doğru kapı zaten asliye hukuktur.

Asliye Hukuk Görevsizlik Verirse Ne Yapmalısınız

Asliye hukuk mahkemesi eski içtihadı izleyerek “idari yargı görevlidir” diyebilir. Bu karar, Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 114. maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi uyarınca yargı yolunun caiz olmaması nedeniyle davanın usulden reddi şeklinde verilir. Bu kararla yetinmek zorunda değilsiniz: istinaf ve temyiz yoluyla kaldırılmasını isteyebilirsiniz. 4. Hukuk Dairesinin 2020, 2021 ve 2025 tarihli kararları tam olarak bu tür ret kararlarını kaldırıp bozan kararlardır.

Kanun yoluna giderken dilekçede üç dayanak birlikte gösterilmelidir: KTK m.110’un lafzı, Anayasa Mahkemesinin 2013/68 sayılı kararı ve Uyuşmazlık Mahkemesi ile 4. Hukuk Dairesinin kararları. İlke kararından sonraki kararlar özellikle önemlidir, çünkü ilk derece mahkemesinin dayandığı içtihadın terk edildiğini gösterirler.

Küçük tutarlı dosyalarda bir tuzağa dikkat etmek gerekir. Kanun yolu sınırının altında kalan bir davada görev nedeniyle verilen ret kararı kesin olabilir. 17. Hukuk Dairesinin 2017 tarihli bir kararında, belediye aleyhine açılmış 1.665 liralık bir kasko rücu davası asliye hukukta görev nedeniyle reddedilmiş, tutar o dönemin kesinlik sınırının altında kaldığı için temyiz incelemesi yapılamamıştı (E.2016/11339, K.2017/4938). Bu tür dosyalarda kanun yolu imkânı baştan hesaplanmalı, ilk derece mahkemesine yargı yolu konusundaki güncel içtihat ilk dilekçede sunulmalıdır.

Görevsizlik kararı kesinleşir ve dosya idari yargıya taşınırsa, İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 9. maddesindeki otuz günlük süre ve 13. maddenin ikinci fıkrasındaki ön başvuru muafiyeti devreye girer. İdare mahkemesi de kendisini görevsiz görürse, Uyuşmazlık Mahkemesi Kanunu’nun 19. maddesi uyarınca dosyayı Uyuşmazlık Mahkemesine gönderir.

İdareye Başvurmadan Dava Açabilir misiniz

Evet. Asliye hukuk mahkemesinde açılacak bir davada idareye ön başvuru dava şartı değildir. İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 13. maddesindeki başvuru yükümlülüğü, idari eylemden hakları ihlal edilenlerin idari dava açmadan önce uyması gereken bir usuldür; adli yargıda açılan davaya uygulanmaz.

Bununla birlikte kazadan sonra idareye yazılı başvuru yapmanın üç yararı vardır. Başvuru, çukurun bulunduğu yerin hangi kurumun sorumluluğunda olduğunu resmî cevapla ortaya çıkarır; idarenin olaydan haberdar edildiği tarihi kayda geçirir; hasar tutarı küçükse idarenin dava öncesinde ödeme yapmasına imkân verir. Ayrıca beklenmedik biçimde idari yargıya gidilmesi gerekirse, süresinde yapılmış bir başvuru o yolu da açık tutar.

Başvuruda olayın tarihi ve saati, çukurun tam konumu, aracın plakası, hasarın niteliği ve talep edilen tutar yazılır; fotoğraflar ve varsa kolluk tutanağı eklenir. Kazadan sonra olay yerinde neler yapılması gerektiğini çukurdan dolayı lastik patlaması sonrasında atılacak adımları anlattığımız yazıda ele aldık.

Dava Açma Süresi ve Zamanaşımı

Adli yargıda görülecek bir davada süre, idari yargıdaki gibi hak düşürücü başvuru ve dava süreleri değil zamanaşımıdır. Türk Borçlar Kanunu’nun 72. maddesi ve Karayolları Trafik Kanunu’nun 109. maddesi, tazminat isteminin zarar ve tazminat yükümlüsünün öğrenildiği tarihten itibaren iki yıl, her hâlde olay tarihinden itibaren on yıl içinde zamanaşımına uğrayacağını düzenler.

Fiil aynı zamanda daha uzun ceza zamanaşımına tabi bir suç oluşturuyorsa o süre uygulanır. Çukur yüzünden sürücü ya da yolcu yaralandıysa ve idare görevlisinin taksiri söz konusuysa, taksirle yaralama için Türk Ceza Kanunu’nun 66. maddesindeki sekiz yıllık dava zamanaşımı; kazada ölüm olduysa on beş yıllık süre gündeme gelir. Buna karşılık yalnız araçta hasar varsa uzamış süre uygulanmaz, çünkü taksirle mala zarar verme Türk Ceza Kanunu’nda suç değildir.

DurumSüreBaşlangıç
Yalnız araç hasarı2 yıl / en geç 10 yılZarar ve sorumlunun öğrenilmesi / olay günü
Kazada yaralanma8 yılOlay günü (TCK m.66)
Kazada ölüm15 yılOlay günü (TCK m.66)
Kasko şirketinin rücu davası2 yılÖdemenin tamamlanması ve sorumlunun öğrenilmesi (KTK m.109/4)

Zamanaşımının kısa süresinin başlangıcı “sorumlunun öğrenilmesine” bağlıdır. Çukurun hangi kuruma ait olduğu belirsizken bu tarih tartışmalı hâle gelebilir; bu yüzden kurumlara yapılan yazılı başvuruların ve gelen cevapların tarihleri saklanmalıdır. Zamanaşımının kesilmesi ve durması gibi ayrıntılar için trafik kazası tazminat davalarında zamanaşımı süresi başlıklı yazımıza bakabilirsiniz.

Hangi Yerdeki Asliye Hukuk Mahkemesine Gidilir

Görev sorunu çözüldükten sonra yetki sorunu gelir: bir çukur kazası hangi mahkemede görülecekse, o mahkemenin hangi şehirdeki asliye hukuk mahkemesi olacağı. Hukuk Muhakemeleri Kanunu davacıya birden fazla seçenek tanır ve çukur kazalarında bu seçenekler pratik önem taşır, çünkü kaza çoğu zaman yolculuk sırasında başka bir ilde olur.

  • Davalının yerleşim yeri (HMK m.6). Belediye için belediyenin, Karayolları için ilgili teşkilatın bulunduğu yer.
  • Davalılardan birinin yerleşim yeri (HMK m.7). Belediye ve yüklenici birlikte davalıysa birinin bulunduğu yerde açılabilir.
  • Haksız fiilin işlendiği ya da zararın meydana geldiği yer veya zarar görenin yerleşim yeri (HMK m.16). Kaza başka bir ilde olmuş olsa da kendi ikametgâhınızdaki mahkemede dava açabilirsiniz.
  • Kazanın meydana geldiği yer (KTK m.110/2), motorlu araç kazalarından doğan hukuki sorumluluk davaları için ayrıca sayılmıştır.

Yetki, görevden farklı olarak kural olarak kamu düzenine ilişkin değildir; davalı süresinde itiraz etmezse mahkeme yetkili hâle gelir. Yine de dava, yukarıdaki seçeneklerden biri kullanılarak açılmalıdır. Keşif ve bilirkişi incelemesi olay yerinde yapılacağı için kazanın olduğu yerdeki mahkeme çoğu dosyada en pratik seçenektir.

Kasko Ödediyse Rücu Davası Nerede Görülür

Çukur kazasında karşı taraf olmadığından zorunlu trafik sigortasına başvurulamaz; devreye girebilecek poliçe aracın kasko poliçesidir. Kasko şirketi hasarı öderse ödediği tutar kadar sizin haklarınıza halef olur ve zararı yolun bakımından sorumlu kurumdan ister. Bu rücu davası da trafik kazasından doğduğu için adli yargıda görülür.

Yargıtay’ın çukur dosyalarının önemli bir kısmı bu rücu davalarıdır. 17. Hukuk Dairesinin 10.04.2017 tarihli kararında, kasko sigortalı bir aracın etrafında uyarı levhası ve herhangi bir önlem bulunmayan yoldaki çukur nedeniyle hasarlanması üzerine sigorta şirketinin Karayolları Genel Müdürlüğü aleyhine açtığı davada, Uyuşmazlık Mahkemesi kararı doğrultusunda adli yargıda verilen kabul kararı onanmıştır (E.2016/9851, K.2017/3863). Adli yargı içinde rücu davasının asliye hukuk mu asliye ticaret mi mahkemesinde görüleceği ayrıca değerlendirilir; bu, yargı yolunu değil adli yargı içindeki görevi ilgilendirir.

Kasko ödemesi zararın tamamını karşılamayabilir. Muafiyet uygulanmışsa, değer kaybı ve aracın tamirde geçirdiği süreye ilişkin mahrumiyet zararı ödenmemişse, bu kalemler için dava hakkı size aittir ve dava yine asliye hukukta açılır. Hangi kalemlerin istenebileceğini bozuk yol tazminatı başlıklı yazımızda ayrıntılı olarak anlattık.

Dava Dilekçesinde Yargı Yolunu Nasıl Savunursunuz

İdarelerin cevap dilekçelerinde en sık rastlanan itirazlardan biri hâlâ “dava idari yargıda görülmelidir” itirazıdır. Bu itirazı karşılamanın yolu, dilekçenin daha ilk sayfasında yargı yolunu gerekçelendirmektir. Mahkemeye olayın bir trafik kazası olduğu, KTK m.3’teki tanımın tek taraflı kazayı da kapsadığı ve m.110’un bu Kanundan doğan bütün sorumluluk davalarını adli yargıya bıraktığı açıkça gösterilmelidir.

Ardından içtihat zinciri sunulur: Anayasa Mahkemesinin E.2013/68 K.2013/165 sayılı kararı, Uyuşmazlık Mahkemesinin E.2016/163 K.2016/210 sayılı kararı, 4. Hukuk Dairesinin 04.12.2019 tarihli ilke kararı ve bunu uygulayan E.2019/3427 K.2020/101 ile E.2024/12041 K.2025/11681 sayılı kararlar. Bu kararların tam metinlerinin dilekçeye eklenmesi, mahkemenin eski 17. Hukuk Dairesi kararlarına dayanarak görevsizlik vermesi riskini önemli ölçüde azaltır.

Dilekçede kusur iddiası da yargı yolunu destekleyecek biçimde kurulmalıdır. İdarenin KTK m.10’daki yolu güvenli durumda bulundurma ve tehlikeyi işaretleme yükümlülüğünü yerine getirmediği, çukurun ne kadar süredir orada olduğu ve hiçbir uyarı konulmadığı somut olarak yazılır. Kusurun nasıl ispatlanacağını ve idarenin “sürücü hızlıydı” savunmasının nasıl karşılanacağını çukur kazasında yol kusuru başlıklı yazımızda ele aldık.

Sıkça Sorulan Sorular

Çukur kazası hangi mahkemede görülür?

Yoldaki çukur yüzünden seyir hâlindeki aracınız hasar gördüyse olay trafik kazasıdır ve dava KTK m.110 gereği adli yargıda, asliye hukuk mahkemesinde görülür. Davalının belediye, Karayolları ya da su idaresi olması bu sonucu değiştirmez.

Belediyeye karşı dava idare mahkemesinde açılmaz mı?

İdareye karşı davaların genel kuralı idare mahkemesidir; ancak trafik kazaları kanunla adli yargıya bırakılmıştır. Yargıtay 4. Hukuk Dairesi 2019 tarihli ilke kararından beri yol çukuru ve rögar kaynaklı araç hasarlarında belediyeye karşı davayı asliye hukukta görmektedir.

İdare mahkemesinde dava açtım, ne olur?

İdare mahkemesi adli yargıya ait davayı İYUK m.15/1-a uyarınca reddeder ve dosyayı asliye hukuka göndermez. Davayı adli yargıda yeniden açmanız gerekir; o arada zamanaşımı dolmuşsa TBK m.158 altmış günlük ek süre tanır.

Asliye hukuk mahkemesi görevsizlik verirse ne yapabilirim?

Kararın istinaf ve temyiz yoluyla kaldırılmasını isteyebilirsiniz. 4. Hukuk Dairesi 2020, 2021 ve 2025 tarihli kararlarında çukur ve rögar dosyalarında verilen bu tür ret kararlarını bozmuştur. Küçük tutarlı davalarda kanun yolu sınırı ayrıca kontrol edilmelidir.

Davadan önce belediyeye başvurmak zorunlu mu?

Hayır. Asliye hukukta açılacak davada idareye ön başvuru dava şartı değildir. Yine de yazılı başvuru, çukurun hangi kuruma ait olduğunu ve idarenin olaydan haberdar edildiği tarihi kayda geçirdiği için yararlıdır.

Çukur kazasında dava açma süresi ne kadar?

Yalnız araç hasarı varsa zarar ve sorumlunun öğrenilmesinden itibaren iki yıl, her hâlde kazadan itibaren on yıl. Kazada yaralanma olduysa sekiz yıl, ölüm olduysa on beş yıllık ceza zamanaşımı süresi uygulanabilir.

Kaza başka bir ilde olduysa davayı nerede açarım?

Kendi yerleşim yerinizdeki asliye hukuk mahkemesinde açabilirsiniz; HMK m.16 haksız fiil davalarında zarar görenin yerleşim yerini de yetkili kılar. Kazanın olduğu yer ve davalının yerleşim yeri de seçenekler arasındadır.

Belediye ve yüklenici şirkete aynı davada gidebilir miyim?

Evet. İkisi de adli yargıda yargılandığı için aynı asliye hukuk davasında birlikte davalı gösterilebilir. Mahkeme kusur paylarını aynı bilirkişi incelemesinde belirler ve davalılar müteselsilen sorumlu tutulabilir.

Kasko şirketi belediyeye nerede rücu eder?

Rücu davası da trafik kazasından doğduğu için adli yargıda görülür. Yargıtay, Karayolları aleyhine açılan bir çukur rücu davasında adli yargıda verilen kabul kararını onamıştır.

Hukuk Genel Kurulu idari yargı demedi mi?

Genel Kurul 2021 tarihli bir rögar kararında oy çokluğuyla idari yargıyı işaret etmiştir; ancak olay KTK m.110’un bugünkü metninden önceki bir tarihe aittir. Trafik davalarına bakan 4. Hukuk Dairesinin sonraki kararları ve Uyuşmazlık Mahkemesinin kararları adli yargı yönündedir.

Çukur yüzünden yaralandım, dava yine asliye hukukta mı?

Aracın içindeyken yaralandıysanız evet. Sürücü ve yolcuların yaralanması trafik kazasının parçasıdır; hem bedensel zarar hem araç hasarı için dava asliye hukuk mahkemesinde açılır.

Görev tartışması davayı ne kadar uzatabilir?

Yargıtay’ın 2025 tarihli kararına konu bir dosyada görev tartışması on üç yıl sürmüştür. Bu riski azaltmanın yolu, dava dilekçesinde yargı yolunu güncel kararlarla baştan gerekçelendirmektir.

Görev Tartışmasına Hazırlıklı Girin

Çukur kazasında tazminatın miktarı, kusur oranı ve hasarın kapsamı ancak doğru mahkemede tartışılabilir. Bugünkü içtihatla bu mahkeme asliye hukuk mahkemesidir; ama ilk derece mahkemelerinin ve idarelerin eski kararlara dayanma ihtimali sürdüğü için dava, yargı yolunun gerekçesi ve kararların tam metinleriyle birlikte açılmalıdır. İdare mahkemesine giden bir dava, ret kararı ve yeniden dava zorunluluğuyla sonuçlanır ve zamanaşımı riskini büyütür.

Benzer olaylarda yolun bakımından kimin sorumlu olduğunu, kusurun nasıl paylaştırıldığını ve hangi kalemlerin istenebileceğini kardeş yazılarımızda ayrı ayrı ele aldık. Rögar kapağı kaynaklı kazalar için ise rögar kapağı tazminat davasının hangi mahkemede açılacağı yazımız aynı ilkeleri kapak özelinde anlatır. Kendi dosyanızda görev, yetki ve süre değerlendirmesi için trafik kazası avukatı sayfamızdaki iletişim bilgilerini kullanabilirsiniz.

İlgili kanun metinlerine Karayolları Trafik Kanunu ve İdari Yargılama Usulü Kanunu bağlantılarından ulaşabilirsiniz.


Bu yazı, 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu ve 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun yürürlükteki hükümleri ile Anayasa Mahkemesi, Uyuşmazlık Mahkemesi ve Yargıtay kararları esas alınarak hazırlanmış genel bilgilendirme niteliğindedir; hukuki tavsiye yerine geçmez. Görev ve süre değerlendirmesi her dosyanın koşullarına göre değiştiği için kendi olayınız hakkında bir avukatla görüşmeniz yerinde olur.

Av. Handan Sayan Özgül — Ankara Barosu

İletişim

Bu yazı genel niteliktedir; somut olayın koşulları sonucu değiştirir. Dosyanıza ilişkin görüşme için iletişim bilgileri aşağıdadır.

Bu yazı genel bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır; hukuki danışmanlık yerine geçmez. Mevzuat ve içtihat değişebildiğinden, karar vermeden önce güncel durumu bir avukatla değerlendirmenizi öneririz.

Devamı

İlgili yazılar