İçeriğe atla
Ankara Barosu · Sicil 26867 Kızılırmak Mah. 1450 Sk. No:16/5 Hayat Plaza Kat:2, Çankaya/Ankara Pazartesi – Cuma · 09:00 – 18:00
Ankara Barosu · Sicil 26867

İdare Hukuku

Rögar Kapağı Yüzünden Aracım Hasar Gördü: Davayı Hangi Mahkemede Açacağım?

· · Güncelleme · 19 dk okuma
Rögar Kapağı Yüzünden Aracım Hasar Gördü: Davayı Hangi Mahkemede Açacağım?
İçindekiler · 14 bölüm

Rögar kapağı tazminat davası hangi mahkemede açılacak sorusu, dosyanın kaderini tazminatın miktarından daha çok belirler. Adli yargıda açılması gereken dava idare mahkemesine, idari yargıda açılması gereken dava asliye hukuka götürüldüğünde mahkeme işin esasına hiç girmez; kusur da hasar da tartışılmadan dosya kapanır.

Bu yazıda rögar kapağı tazminat davası hangi mahkeme önünde görülür sorusunu Yargıtay ve Uyuşmazlık Mahkemesi kararlarındaki güncel ölçütle yanıtlıyoruz. Ölçüt tek cümleyle şudur: rögar kapağı yüzünden seyir hâlindeki bir araç zarar görmüşse olay bir trafik kazasıdır ve Karayolları Trafik Kanunu’nun 110. maddesi gereği dava, davalı belediye olsa bile adli yargıda görülür.

Kısaca Rögar Kapağı Tazminat Davası Hangi Mahkemede Açılır

Olay ve davalıYargı yoluGidilecek mahkemeİdareye ön başvuru
Araç rögar kapağı yüzünden hasar gördü; davalı belediye, büyükşehir belediyesi, su ve kanalizasyon idaresi ya da KarayollarıAdli yargı (KTK m.110)Asliye hukuk mahkemesiDava şartı değil; delil ve uzlaşma için yazılı başvuru yararlı
Araç hasar gördü; davalı yolda çalışma yapan özel şirket, yüklenici, taşeronAdli yargıAsliye hukuk mahkemesiYok
Araç hasar gördü; hem idare hem özel şirket davalıAdli yargıTek dava, aynı asliye hukuk mahkemesiDava şartı değil
Araç yok; yaya açık rögara düştüTartışmalı — çoğunlukla idari yargıİdare mahkemesi (tam yargı) — ayrıntısı yaralanma yazımızdaİdari yol seçilirse zorunlu (İYUK m.13/1)

Yargı Yolu Neden Bu Kadar Belirleyici

Yargı yolu, davanın esası incelenmeden önce bakılan bir dava şartıdır. Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 114. maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi, yargı yolunun caiz olmasını dava şartları arasında sayar. Aynı Kanun’un 115. maddesinin ikinci fıkrası, dava şartı eksikliğinin bulunması hâlinde davanın usulden reddine karar verileceğini düzenler.

Bunun üç sonucu vardır:

  • Mahkeme kendiliğinden bakar. Karşı taraf itiraz etmese bile mahkeme yargı yolunu re’sen gözetir. Yargıtay bunu açıkça belirtmiştir: “Görev kuralları kamu düzenine ilişkin olup, mahkemece kendiliğinden (re’sen) dikkate alınması zorunludur.” (17. HD E.2013/12361, K.2014/7552)
  • Her aşamada gündeme gelebilir. Yargılama yıllarca sürmüş, bilirkişi raporları alınmış olsa bile temyiz aşamasında bozma sebebi olur.
  • Esas hiç incelenmez. Kusur, hasar miktarı ve deliller tartışılmaz; dosya usulden kapanır.

Yargı yolu tartışmasının ne kadar pahalıya mal olabileceğini en iyi gösteren dosya, Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin 2025 tarihli kararına konu olaydır: yoldaki çukur yüzünden 09.05.2012’de yaşanan bir motosiklet kazasında açılan dava, asliye hukuk ile idare mahkemesi arasında “görevli kim” tartışmasıyla on üç yıl dolaşmış; ancak 09.07.2025’te adli yargının görevli olduğu kesinleşerek esasa dönebilmiştir (E.2024/12041, K.2025/11681). Aynı ilkelerin yol çukuru kazalarına nasıl uygulandığını çukur kazası hangi mahkemede görülür yazımızda anlattık.

Davalı Belediye Olsa Bile Araç Hasarı Davası Asliye Hukukta Görülür

Rögar kapağı yüzünden seyir hâlindeki aracınız hasar gördüyse yaşanan şey, Karayolları Trafik Kanunu’nun 3. maddesindeki tanımıyla bir trafik kazasıdır: karayolu üzerinde hareket hâlindeki bir aracın karıştığı ve zararla sonuçlanan olay. Kazanın tek taraflı olması, karşıda başka bir araç bulunmaması bu niteliği değiştirmez.

Aynı Kanun’un 110. maddesi, 6099 sayılı Kanun’la 19.01.2011’de yürürlüğe giren hâliyle, yargı yolunu açıkça belirler: işleteni veya sahibi Devlet ve diğer kamu kuruluşları olan araçların sebebiyet verdiği zararlara ilişkin olanlar da dâhil, bu Kanundan doğan sorumluluk davaları adli yargıda görülür. Belediyenin yolu bakımla yükümlülüğü de bu Kanundan doğar: 10. madde, belediyelere “yapım ve bakımından sorumlu olduğu yolları trafik düzeni ve güvenliğini sağlayacak durumda bulundurmak” ve “karayolunda trafik için tehlike teşkil eden engelleri” işaretlemek ya da kaldırmak görevini verir.

Bu hükmün Anayasa’ya aykırılığı ileri sürülmüş, Anayasa Mahkemesi itirazı reddetmiştir (E.2013/68, K.2013/165, RG 27.03.2014). Mahkemeye göre karayolu üzerindeki araç trafiğinden kaynaklanan sorumluluklar özel hukuk alanına girer ve aynı tür davaların aynı yargı yolunda görülmesi kamu yararına uygundur. Uyuşmazlık Mahkemesi de yolun bakımından sorumlu büyükşehir belediyesine karşı açılan araç hasarı davasında adli yargıyı görevli saymıştır (Hukuk Bölümü E.2016/163, K.2016/210, 11.04.2016).

Yargıtay’da trafik davalarına bakan 4. Hukuk Dairesi, bu kararlardan sonra 04.12.2019 tarihli ve 2019/2897-5764 sayılı ilke kararıyla idari yargıyı görevli sayan önceki uygulamasından döndüğünü açıklamıştır. Rögar dosyalarındaki sonuç da budur:

KararOlaySonuç
4. HD E.2020/1895, K.2021/6 (18.01.2021)Araç rögar kapağına çarptı, tek taraflı maddi hasarİlk derece ve istinaf “idari yargı” demişti → kaldırma ve bozma, dava asliye hukukta görülecek
4. HD E.2022/3412, K.2022/14973 (21.11.2022)Büyükşehir yolunda yerinden çıkmış rögar kapağı araca zarar verdiAsliye hukukun esastan verdiği karar onandı
4. HD E.2022/4082, K.2024/10342 (04.11.2024)Yarı açık rögar kapağı nedeniyle kaza, kasko rücu davasıDavalı ilçe belediyesi aleyhine asliye hukuk kararı onandı

“2918 sayılı Kanun’dan kaynaklanan tüm sorumluluk davalarının adli yargıda görülmesi gerekliliği ortaya çıkmış, Anayasa’nın 153. maddesinin birinci ve son fıkraları ile 158. maddesinin birinci fıkrası uyarınca da tüm yargı yerlerinin benzer nitelikte yorum yapması kaçınılmaz hâle gelmiştir.” (4. HD E.2020/1895, K.2021/6)

Eski uygulama neden hâlâ karşınıza çıkıyor

İnternette ve eski dilekçe örneklerinde “belediyeye karşı dava idare mahkemesinde açılır” cümlesi hâlâ dolaşır. Bunun kaynağı, bugün kapatılmış olan Yargıtay 17. Hukuk Dairesinin 2013-2017 arasındaki kararlarıdır. Daire o dönemde şu ölçütü kullanıyordu:

“Kamu hizmeti görmekle yükümlü olan belediyeler, kamu hizmeti sırasında verdikleri zararlardan dolayı özel hukuk hükümlerine tabi değildirler. (…) bu zararların tazmini amacıyla hizmet kusurlarına dayalı olarak İdari Yargılama Usulü Hakkındaki Kanun’un 2. maddesi hükmü uyarınca idari yargı yerinde tam yargı davası ikame edilmesi gerekmektedir.” (E.2013/12361, K.2014/7552)

Aynı Daire bir rögar dosyasında adli yargıda açılan davanın HMK m.114/1-b ve m.115/2 uyarınca usulden reddi gerektiğini de söylemişti (E.2016/8183, K.2017/1795). Bu kararlar araç hasarı bakımından artık güncel içtihadı yansıtmaz.

Bir istisna notunu da dürüstçe vermek gerekir. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu 06.04.2021 tarihli bir kararında, 2010 yılında yaşanmış bir rögar kazasında oy çokluğuyla hizmet kusuru gerekçesiyle idari yargıyı görevli görmüş; ancak idare mahkemesi daha önce görevsizlik verdiği için dosyanın Uyuşmazlık Mahkemesine gönderilmesi gerektiğine hükmetmiştir (E.2018/826, K.2021/426). Olay, KTK m.110’un bugünkü metninin yürürlüğe girdiği 19.01.2011’den öncedir ve aynı kararda Uyuşmazlık Mahkemesinin bu tarihten sonraki istikrarlı kararlarının adli yargıyı gösterdiği de kayda geçmiştir. Trafik davalarına bakan Dairenin 2022, 2024 ve 2025 kararları adli yargı yönündedir.

Hizmet Kusuru Nedeniyle Tazminat Davası Nasıl Kurulur

İdareye karşı açılan tazminat davasının çekirdeğinde, dava asliye hukukta görülse de, hizmet kusuru kavramı durur. Hizmet kusuru, kamu hizmetinin kuruluşunda veya işleyişindeki aksaklıktır. Uygulamada üç biçimde ortaya çıkar: hizmetin hiç işlememesi, geç işlemesi ya da kötü işlemesi.

Rögar ve mazgal kapağı olaylarında bu üç biçimin karşılığı somuttur:

  • Hizmetin hiç işlememesi. Kapağın uzun süredir kayıp ya da kırık olması, bildirimlere rağmen hiçbir işlem yapılmaması. Baca ağzının açık bırakılması ve çevresine hiçbir uyarı konulmaması bu gruba girer.
  • Hizmetin geç işlemesi. Arıza kuruma bildirilmiş, tutanak tutulmuş ya da şikâyet kaydı açılmış olmasına rağmen makul sürede müdahale edilmemesi.
  • Hizmetin kötü işlemesi. Kapağın takılmış olmasına rağmen yuvasına oturmaması, muhafazalarının kırık olması, baca çevresinin yeterince sıkıştırılmaması nedeniyle zamanla çökme oluşması, kapağın yol kaplamasının altında veya üstünde kalması.

Bu son biçim, Yargıtay kararlarında en sık karşılaşılan durumdur. Bir dosyada bilirkişi, kapağın montajı sırasında çevresinin yeterince sıkıştırılmaması nedeniyle çökme oluştuğunu ve bunun kapağı seviyesiz bıraktığını tespit etmiştir. Başka bir dosyada hasarın, idarenin kapağı vaktinde kontrol etmemesi ve değiştirmemesi yani bakım ve onarım hizmetini aksatması sonucu doğduğu belirtilmiştir (E.2017/1001, K.2019/10271).

Hizmet kusurunu ispatlamak için ne gerekir

Hizmet kusurunun varlığı, olayın kendisinden çıkarılır. Yolda bulunması gereken bir kapağın bulunmaması ya da bulunması gereken durumda olmaması, kural olarak hizmetin gereği gibi işlemediğini gösterir. Ancak iki noktanın dosyaya konulması gerekir:

  • Zararın kaynağının kapak olduğu. Bu, dosyanın en kırılgan noktasıdır. Yargıtay 17. Hukuk Dairesi, tanığın “aracın çarptığı şeyin rögar kapağı mı taş mı olduğunu bilemiyorum” şeklindeki beyanı ve bilirkişinin “muhtemelen” kaydı karşısında hüküm kurulamayacağına karar vermiştir. Aynı kararda, olayın taşa çarpma sonucu meydana geldiğinin anlaşılması hâlinde davalıya yükletilecek kusur bulunmayacağı da belirtilmiştir (E.2016/8183, K.2017/1795).
  • Kapağın davalı kurumun sorumluluğunda olduğu. Bu, husumetin dayanağıdır. Aynı kararda Daire, kaza mahallinde rögar bacası bulunup bulunmadığının ilgili kurumdan sorulması ve plan ile projenin getirtilmesi gerektiğini belirtmiştir.

Ağır hizmet kusuru aranır mı

Rögar ve mazgal kaynaklı zararlarda idarenin sorumluluğu için ağır hizmet kusuru aranmaz; olağan hizmet kusuru yeterlidir. Ağır kusur ölçütü, idare hukukunda yargısal faaliyet ve kolluk gibi belirli alanlarda gündeme gelen özel bir eşiktir. Yol bakım hizmeti bu istisnai alanların dışındadır; hizmetin gereği gibi yürütülmediğinin ortaya konulması sorumluluk için yeterlidir.

Davalı Özel Bir Şirket İse Adli Yargıya Gidilir

Yolda çalışma yapan yüklenici ya da taşeron bir şirket, kamu tüzel kişisi değildir. Bu şirketin kusurundan doğan zarar haksız fiil hükümlerine tabidir ve dava asliye hukuk mahkemesinde görülür.

Bu satır, yukarıdaki ilke değişikliğinden etkilenmez; özel şirket her iki dönemde de adli yargıda yargılanır. Yargıtay 4. Hukuk Dairesi’nin 18.11.2025 tarihli kararı bunun güncel örneğidir. Rögar kapağının kısmen açık olması nedeniyle meydana gelen maddi hasarlı ve yaralamalı kazada davalı şirket, davanın idari yargıda görülmesi gerektiğini savunmuştur. Daire, kararın dava şartlarına uygun olduğunu belirterek bu itirazı reddetmiş ve 14.000 Euro araç hasar bedeli ile 1.106 Euro mahrumiyet zararına ilişkin hükmü onamıştır (E. 2022/9822, K. 2025/15460). Kararın ayrıntılı çözümlemesini Yargıtay 4. Hukuk Dairesi’nin rögar kaynaklı araç hasarı ve mahrumiyet tazminatına ilişkin emsal kararı başlıklı yazımızda ele aldık.

Buradaki ayrım şudur: idarenin işi ihale ile bir şirkete vermiş olması, idarenin sorumluluğunu her durumda ortadan kaldırmaz; ancak zararı fiilen doğuran çalışma yüklenicinin kusurundan kaynaklanıyorsa, yüklenici adli yargıda doğrudan sorumlu tutulabilir.

Aynı Olayda İki Davalı Varsa Ne Olur

Uygulamada en karmaşık durum, hem idarenin hem de bir şirketin ya da birden fazla idarenin sorumlu görüldüğü olaylardır. Araç hasarında güncel içtihatla bu karmaşa büyük ölçüde çözülmüştür: idare de şirket de adli yargıda yargılandığı için tek dava açılabilir. Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 7. maddesi, davalı birden fazla ise davanın bunlardan birinin yerleşim yeri mahkemesinde açılabileceğini düzenler.

Eski uygulamada durum farklıydı. Yargıtay 17. Hukuk Dairesi’nin E.2016/8183 sayılı dosyasında hem belediye hem de bir genel müdürlük davalıydı. Daire, belediyeye yöneltilen hizmet kusuru istemi bakımından idari yargının görevli olduğunu, bu yönden davanın usulden reddi gerektiğini belirtmiş; diğer davalı yönünden ise esasa ilişkin eksik incelemeyi bozma sebebi saymıştı. Yani tek dosya, iki ayrı sonuç doğmuştu. 2019 ilke kararından sonra araç hasarında bu bölünme gerekmez.

Pratik sonuç şudur: davalıların her biri ve sorumluluk payları baştan belirlenmeli, idare ve yüklenici aynı dilekçede birlikte gösterilmelidir. Yaya düşmesinde ise yargı yolu tartışmalı kaldığı için ayrım hâlâ önemlidir. Kapağın hangi kuruma ait olduğunun tespiti her durumda dilekçe yazımından önce gelir; bu konuyu ayrıntılı ele aldığımız yazıya ilerleyen bölümde yönlendiriyoruz.

Asliye Hukukta Açılacak Davada İdareye Ön Başvuru Şart mı

Araç hasarı davası adli yargıda görüleceği için İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 13. maddesindeki ön başvuru, dava şartı değildir. Bu madde yalnızca idari dava açmadan önce uyulacak bir usuldür: idari eylemlerden hakları ihlal edilmiş olanların idari dava açmadan önce, eylemi öğrendikleri tarihten itibaren bir yıl ve her hâlde eylem tarihinden itibaren beş yıl içinde ilgili idareye başvurması gerekir.

Buna rağmen kazadan sonra idareye yazılı başvuru yapmak çoğu dosyada yararlıdır:

  • Delil üretir. Başvuruya verilen cevap, kapağın kime ait olduğunu ve idarenin olaydan haberdar edildiği tarihi resmî olarak kayda geçirir.
  • Uzlaşma kapısı açar. Hasar tutarı küçükse idare ödemeyi dava öncesinde yapabilir; yargılama giderlerinden kaçınılır.
  • Yedek yol hazırlar. Mahkeme ya da karşı taraf dosyayı idari yargıya ait sayarsa, süresinde yapılmış bir başvuru idari yolu da açık tutar.

İdari yol seçilirse süreç şöyle işler: idare talebi reddederse ret işleminin tebliğinden, otuz gün içinde cevap vermezse bu sürenin bitiminden itibaren dava süresi başlar; idare mahkemesinde genel dava açma süresi altmış gündür.

Adli yargıda süreler başkadır. Türk Borçlar Kanunu’nun 72. maddesi ve Karayolları Trafik Kanunu’nun 109. maddesi, tazminat istemi için zarar ve tazminat yükümlüsünün öğrenildiği tarihten itibaren iki yıl, her hâlde kaza tarihinden itibaren on yıl zamanaşımı öngörür; fiil daha uzun ceza zamanaşımına tabi bir suç oluşturuyorsa o süre uygulanır.

Yanlış Mahkemede Dava Açtıysanız Ne Olur

Araç hasarı davasını idare mahkemesinde açarsanız, idare mahkemesi adli yargının görevine giren davayı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 15. maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi uyarınca reddeder; bu durumda dosya kendiliğinden asliye hukuka gönderilmez, davayı adli yargıda yeniden açmanız gerekir. Bu arada geçen süre zamanaşımı hesabında önem kazanır.

Tersi de olabilir: asliye hukuk mahkemesi eski içtihada dayanarak “idari yargı görevlidir” diyebilir. Bu kararın istinaf ve temyiz yoluyla bozdurulabileceğini 4. Hukuk Dairesinin 2021 ve 2025 tarihli kaldırma ve bozma kararları gösterir. Bir yargı kolunun görevsizlik kararı kesinleştikten sonra dava öbür kolda açılır ve o mahkeme de ilk mahkemeyi görevli görürse, Uyuşmazlık Mahkemesi Kanunu’nun 19. maddesi uyarınca incelemeyi erteleyip dosyayı Uyuşmazlık Mahkemesine gönderir; görevli yargı yolunu kesin olarak o belirler. Uyuşmazlık Mahkemesinin 2016/163 sayılı kararı tam olarak böyle bir dosyada verilmiştir.

İdari yargıya gidilmesi gereken bir dosyada ise İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 13. maddesinin ikinci fıkrası önemli bir kolaylık getirir:

“Görevli olmayan adli (…) yargı mercilerine açılan tam yargı davasının görev yönünden reddi halinde sonradan idari yargı mercilerine açılacak davalarda, birinci fıkrada öngörülen idareye başvurma şartı aranmaz.”

Aynı Kanun’un 9. maddesi de adli yargıdaki görevsizlik kararının kesinleşmesini izleyen günden itibaren otuz gün içinde idari yargıda dava açılabileceğini ve görevsiz yargı merciine başvurma tarihinin idari yargıya başvurma tarihi sayılacağını düzenler. Yani yanlış kapı, süreyi kendiliğinden yakmaz; ama bu hükümler dava açma sürelerini sonsuza kadar uzatan genel bir af değildir, karar elinize geçer geçmez harekete geçmek gerekir.

Görevsizlik kararının bir başka pratik sonucu, o güne kadar yapılan yargılama giderleri ve vekâlet ücretidir. Dava esastan değil usulden reddedildiği için karşı taraf lehine vekâlet ücretine hükmedilebilir; harç ve gider avansı bakımından da kayıp doğar. Yargı yolu tartışmasının dosyanın en başında çözülmesi gerekmesinin bir nedeni de budur.

Davalı özel bir şirket olduğunda da tablo aynıdır: şirkete karşı idare mahkemesinde dava açılamaz. Yargıtay 4. Hukuk Dairesi’nin yukarıda andığımız kararında davalı şirketin “dava idari yargıda görülmelidir” savunması ileri sürülmüş, ancak kabul edilmemiştir.

Hangi Yerdeki Asliye Hukuk Mahkemesine Başvurulur

Araç hasarı davası adli yargıda görüleceği için yetki Hukuk Muhakemeleri Kanunu’na göre belirlenir ve davacıya birden fazla seçenek tanınır:

  • Davalının yerleşim yeri (HMK m.6). Belediye ya da su idaresi için idarenin merkezinin bulunduğu yer.
  • Haksız fiilin işlendiği ya da zararın meydana geldiği yer veya zarar görenin yerleşim yeri (HMK m.16). Kaza başka bir ilde olmuşsa kendi ikametgâhınızdaki mahkemede de dava açabilirsiniz.
  • Kazanın meydana geldiği yer (KTK m.110/2), motorlu araç kazalarından doğan hukuki sorumluluk davaları için ayrıca öngörülmüştür.

Yaya düşmesi gibi idari yargıda görülecek bir dosyada ise İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 36. maddesi uygulanır: zarar bayındırlık ve ulaştırma gibi bir hizmetten ya da idarenin eyleminden doğmuşsa, hizmetin görüldüğü veya eylemin yapıldığı yer idare mahkemesi yetkilidir.

Bu nedenle rögar kapağı tazminat davası hangi mahkemede görülecek sorusu iki aşamalıdır: önce yargı yolu ve görev, sonra yetki belirlenir. Görev ve yetki farklı kavramlardır: görev hangi tür mahkemenin bakacağını, yetki hangi yerdeki mahkemenin bakacağını belirler. Yargı yolu itirazı görev sorunudur ve kamu düzenine ilişkindir; yetki itirazı ise kural olarak taraflarca süresinde ileri sürülmelidir. Tam yargı davasının genel işleyişini tam yargı davası ve idari yargıda tazminat davaları başlıklı yazımızda ayrıntılı olarak ele aldık.

Kaskonuz Öderse Dava Hangi Yargı Yolunda Görülür

Rögar kazası tek taraflıdır: çarpışılan bir karşı araç ve dolayısıyla başvurulacak bir zorunlu trafik sigortası yoktur. Devreye girebilecek tek poliçe kendi kasko poliçenizdir.

Kasko şirketi hasarı öderse, ödediği tutar kadar sizin yerinize geçer ve zararı doğuran kuruma rücu eder. Sigorta şirketinin rücu davası, sizin açacağınız davadan farklı bir yargı yolunda görülmez: araç hasarına dayanan rücu davası da adli yargıda görülür. Yukarıdaki tabloda andığımız 2024 tarihli onama kararı tam olarak böyle bir kasko rücu davasıdır. Rücu davasında görevli mahkemenin asliye hukuk mu asliye ticaret mi olduğu ayrıca değerlendirilir; bu, yargı yolunu değil adli yargı içindeki görevi ilgilendirir.

Eski uygulamanın en çok vurduğu dosyalar da bunlardı: Yargıtay 17. Hukuk Dairesi’nin 2013-2017 arasındaki kararlarının önemli bir kısmı, sigorta şirketlerinin belediye ya da su idaresi aleyhine asliye hukuk mahkemesinde açtığı rücu davalarıdır ve o dönemde “idari yargı görevli” gerekçesiyle bozulmuştur. Bugün aynı dosyalar adli yargıda esastan incelenmektedir.

Kasko ödemesi zararınızın tamamını karşılamıyorsa karşılanmayan kısım için talep hakkınız devam eder. Poliçe muafiyeti uygulanmışsa, mahrumiyet bedeli ve değer kaybı ödenmemişse bu kalemler için doğrudan sorumlu kuruma gidersiniz. Bu dava da araç hasarına dayandığı için asliye hukuk mahkemesinde açılır.

Dava Açmadan Önce Kapağın Aidiyetini Tespit Ettirin

Yargı yolu araç hasarında artık davalının kim olduğuna göre değişmese de, husumet yani davanın kime karşı açılacağı tamamen kapağın aidiyetine bağlıdır. Sıralama şudur: önce kapağın kime ait olduğu belirlenir, sonra davalı ya da davalılar seçilir, en son dilekçe yazılır. Tersten gidildiğinde dosya baştan sakatlanır.

Kapak, bulunduğu yere ve şebekeye göre farklı kurumların sorumluluğunda olabilir; aynı caddede yan yana duran iki kapağın iki ayrı kuruma ait olması sıra dışı bir durum değildir. Kurumlar arasındaki görev bölüşümünü, hangi yolun kime ait olduğunu ve kanuni dayanaklarını rögar kapağı kazasında davalı kimdir başlıklı yazımızda ayrıntılı olarak ele aldık.

Tespit için izlenecek yol:

  • Yazılı başvuru. Kaza yerini, tarihini ve kapağın konumunu belirterek ilgili kurumlara yazılı olarak sorun. Aldığınız cevap hem husumeti belirler hem de dosyaya delil olarak girer.
  • Plan ve proje talebi. Kurumun elindeki şebeke planı, o noktada baca bulunup bulunmadığını ve hangi hatta ait olduğunu gösterir. Yargıtay, mahkemenin bu belgeleri getirtmesi gerektiğini belirtmiştir.
  • Olay yeri tespiti. Kapak üzerindeki kurum logosu ya da döküm yazısı çoğu zaman aidiyeti doğrudan gösterir; kaza anında bunu fotoğraflamak sonradan yapılacak yazışmaların yükünü hafifletir.

Yanlış kuruma açılan dava husumetten reddedilir. Yargıtay 17. Hukuk Dairesi’nin bir dosyasında ilk derece mahkemesi, kapağın diğer davalının yetkisinde olduğu gerekçesiyle belediye yönünden davayı husumetten reddetmiş; Daire bu kez de husumet yönünden yeterli araştırma yapılmadığını belirterek kararı bozmuştur (E.2016/8183, K.2017/1795). Aidiyet tartışması, dosyaların en uzun süren bölümüdür.

Dava Dilekçesinde Nelere Dikkat Edilmeli

Yargı yolu doğru seçildikten sonra dilekçenin içeriği belirleyici olur. Rögar dosyalarında sık görülen eksikler şunlardır:

  • Zarar kalemlerinin eksik sayılması. Onarım bedeli yanında aracın tamirde geçirdiği süre için mahrumiyet bedeli, onarıma rağmen kalan değer kaybı ve yaralanma varsa tedavi giderleri ayrıca istenmelidir. İstenmeyen kalem hükmedilmez.
  • Kapağın aidiyetinin belirtilmemesi. Kapağın hangi kurumun sorumluluğunda olduğu dilekçede açıklanmalı, varsa yazışma eklenmelidir.
  • Delil listesinin dar tutulması. Keşif ve bilirkişi incelemesi açıkça talep edilmelidir. Yargıtay, keşif talep edilmesine rağmen keşif yapılmadan karar verilmesini bozma sebebi saymıştır (E.2016/8183, K.2017/1795).
  • Kusur tartışmasına hazırlıksız girilmesi. Davalı müterafik kusur itirazında bulunacaktır; hız, görüş mesafesi ve aydınlatma durumuna ilişkin veriler baştan dosyaya konulmalıdır.

Delillerin mahkeme önünde nasıl değerlendirildiğini, dava açmadan önce delil tespitinin nasıl isteneceğini ve çelişkili bilirkişi raporuna nasıl itiraz edileceğini rögar kazası nasıl ispatlanır başlıklı yazımızda anlattık. Olayda yaralanma da varsa bedensel zarar kalemleri için rögara düşüp yaralanma tazminatının nasıl isteneceği yazımıza bakabilirsiniz.

Delil toplama ve tutanak konusunda maddi hasarlı trafik kazalarında tutanak nasıl tutulmalı ve hatalı doldurulan kaza tespit tutanağına itiraz ve dava yolları başlıklı yazılarımızdan yararlanabilirsiniz. İsteyeceğiniz kalemler bakımından araç değer kaybının ne olduğu ve kimlerin talep edebileceği ile araç mahrumiyet bedelinin tanımı ve talep koşulları yazılarımız yol gösterir.

Kanun metinlerinin güncel hâline İdari Yargılama Usulü Kanunu ve Karayolları Trafik Kanunu bağlantılarından ulaşabilirsiniz.

Sıkça Sorulan Sorular

Rögar kapağı tazminat davası hangi mahkemede açılır?

Rögar kapağı yüzünden seyir hâlindeki aracınız hasar gördüyse olay trafik kazasıdır ve KTK m.110 gereği dava, davalı belediye, su idaresi ya da Karayolları olsa bile asliye hukuk mahkemesinde açılır. Yargıtay 4. Hukuk Dairesi 2019 ilke kararından beri bu yöndedir. Araç yoksa, yani yaya düşmüşse yargı yolu tartışmalıdır ve çoğunlukla idare mahkemesi gündeme gelir.

Belediyeye asliye hukuk mahkemesinde dava açarsam ne olur?

Araç hasarında doğru yer burasıdır; mahkeme davanın esasına girer. Belediye “idari yargı görevli” itirazında bulunabilir, ancak 4. Hukuk Dairesi bu itirazı reddeden ve aksi yöndeki kararları bozan bir çizgi izlemektedir. Eski 17. Hukuk Dairesi kararlarındaki usulden red uygulaması araç hasarı bakımından güncel değildir.

Mahkeme görevsizlik verdi, ön başvuruyu yeniden yapmam gerekir mi?

İdari yargıya gidecekseniz hayır. İYUK m.13/2 uyarınca, adli yargıda açılan tam yargı davası görev yönünden reddedilmişse sonradan idari yargıda açılacak davada idareye başvurma şartı aranmaz. Araç hasarında ise asliye hukukun görevsizlik kararına karşı istinaf ve temyiz yoluna gitmek de güçlü bir seçenektir.

İdareye başvurmadan doğrudan idare mahkemesine gidebilir miyim?

İdari yargıda dava açacaksanız hayır; İYUK m.13/1 gereğince idari eylemden doğan zararlarda önce ilgili idareye başvurmak zorunludur. Ancak araç hasarında doğru yer zaten idare mahkemesi değil asliye hukuk mahkemesidir ve orada ön başvuru dava şartı değildir.

İdare başvuruma hiç cevap vermezse ne yapacağım?

Otuz gün içinde cevap verilmezse talebiniz zımnen reddedilmiş sayılır. İdari yol seçildiyse dava açma süresi bu sürenin bittiği tarihten itibaren işler. Araç hasarında cevapsızlık, asliye hukukta dava açmanıza engel değildir.

Hem belediyeye hem yüklenici şirkete birlikte dava açabilir miyim?

Araç hasarında evet. İkisi de adli yargıda yargılandığı için aynı asliye hukuk mahkemesinde tek dava açılabilir; HMK m.7 davalılardan birinin yerleşim yeri mahkemesini yetkili kılar. Eski uygulamada belediye yönünden idari yargı, şirket yönünden adli yargı ayrımı yapılıyordu.

Yargı yolu itirazını karşı taraf ileri sürmezse sorun kalmaz mı?

Kalır. Görev kuralları kamu düzenine ilişkindir ve mahkemece re’sen dikkate alınır. Temyiz aşamasında dahi gündeme gelebilir.

Hangi yerdeki idare mahkemesine başvuracağım?

Araç hasarında idare mahkemesine değil asliye hukuk mahkemesine gidilir; davalının yerleşim yeri, kazanın olduğu yer ya da kendi yerleşim yerinizdeki mahkeme seçilebilir (HMK m.6, m.16; KTK m.110/2). İdari yargıda görülecek bir dosyada ise İYUK m.36 uyarınca hizmetin görüldüğü veya eylemin yapıldığı yer idare mahkemesi yetkilidir.

Dava açma süresini kaçırırsam ne olur?

Araç hasarında adli yargının zamanaşımı uygulanır: zarar ve sorumlunun öğrenildiği tarihten itibaren iki yıl, her hâlde kazadan itibaren on yıl (TBK m.72, KTK m.109). Zamanaşımı karşı tarafça ileri sürülürse dava reddedilir. İdari yol seçildiyse idareye başvuru için bir yıl/beş yıl ve ret sonrası altmış günlük dava süresi hak düşürücüdür.

Kaskom ödeme yaptıysa davayı yine ben mi açacağım?

Kaskonun ödediği tutar bakımından dava hakkı sigorta şirketine geçer ve şirket sorumlu kuruma rücu eder. Muafiyet, mahrumiyet bedeli ve değer kaybı gibi karşılanmayan kalemler için talep hakkınız sizde kalır.

Sigorta şirketinin rücu davası farklı bir mahkemede mi görülür?

Hayır, yargı yolu aynıdır. Araç hasarına dayanan rücu davası, davalı belediye olsa da adli yargıda görülür; Yargıtay 4. Hukuk Dairesi 2024 tarihli bir kasko rücu dosyasında ilçe belediyesi aleyhine verilen kararı onamıştır. Adli yargı içinde asliye hukuk ile asliye ticaret arasındaki görev ayrımı ayrıca değerlendirilir.

İdareye karşı açacağım davada ağır kusur ispatlamam gerekir mi?

Hayır. Yol bakım hizmetinde olağan hizmet kusuru yeterlidir; ağır kusur ölçütü idare hukukunda belirli istisnai alanlar için aranan özel bir eşiktir.

Kapağın hangi kuruma ait olduğunu nasıl öğrenirim?

Kaza yerini ve tarihini belirterek ilgili kurumlara yazılı başvuru yapın, şebeke planı ve projesini isteyin. Kapak üzerindeki kurum logosu ya da döküm yazısı da aidiyeti gösterir; kaza anında fotoğraflamak sonradan yapılacak yazışmaların yükünü hafifletir.

Yanlış kuruma dava açarsam ne olur?

Dava husumet yokluğundan reddedilir. Bu, yargı yolu hatasından ayrı ve bağımsız bir risktir; doğru yargı yolunda ancak yanlış davalıya açılan dava da sonuç vermez.

Belediyeye karşı hangi mahkemede dava açılır?

Konuya göre değişir. Belediyenin hizmet kusuruna dayanan tazminat taleplerinde kural idare mahkemesidir; ancak Karayolları Trafik Kanunu’ndan doğan sorumluluk davaları KTK m.110 gereği adli yargıya bırakılmıştır. Rögar kapağı ya da yol bozukluğu yüzünden aracınız hasar gördüyse belediyeye karşı dava asliye hukuk mahkemesinde açılır.

Hizmet kusuru görevli mahkeme hangisidir?

Genel kural olarak hizmet kusuruna dayanan tam yargı davasında görevli mahkeme idare mahkemesidir. Kanun koyucu bu kurala trafik kazaları için istisna getirmiştir: KTK m.110 uyarınca trafik kazasından doğan sorumluluk davaları, idarenin hizmet kusuruna dayansa bile adli yargıda görülür. Görev kuralları kamu düzenine ilişkindir ve mahkemece kendiliğinden dikkate alınır.

Yasal Uyarı

Bu yazıda yer alan bilgiler genel bilgilendirme amaçlıdır ve hukuki danışmanlık niteliği taşımaz. Yargı yolu, görev ve süre değerlendirmesi her dosyanın somut koşullarına göre değişir. Mevzuat ve içtihat zaman içinde değişebilir. Hak kaybı yaşamamak için kendi dosyanıza ilişkin adım atmadan önce bir avukata danışmanız yerinde olur.

İletişim

Bu yazı genel niteliktedir; somut olayın koşulları sonucu değiştirir. Dosyanıza ilişkin görüşme için iletişim bilgileri aşağıdadır.

Bu yazı genel bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır; hukuki danışmanlık yerine geçmez. Mevzuat ve içtihat değişebildiğinden, karar vermeden önce güncel durumu bir avukatla değerlendirmenizi öneririz.

Devamı

İlgili yazılar