İçeriğe atla
Ankara Barosu · Sicil 26867 Kızılırmak Mah. 1450 Sk. No:16/5 Hayat Plaza Kat:2, Çankaya/Ankara Pazartesi – Cuma · 09:00 – 18:00
Ankara Barosu · Sicil 26867

İdare Hukuku

Rögar Kapağı Kazasında Davalı Kim: Belediye mi, Su İdaresi mi, Büyükşehir mi?

· · Güncelleme · 15 dk okuma
Rögar Kapağı Kazasında Davalı Kim: Belediye mi, Su İdaresi mi, Büyükşehir mi?
İçindekiler · 14 bölüm

Rögar kapağı kazasında davalı kim olacak sorusu, dilekçe yazılmadan önce çözülmesi gereken ilk iştir. Aynı caddede yan yana duran iki kapak iki ayrı kuruma ait olabilir; yol bir kuruma, altındaki kanalizasyon hattı başka bir kuruma bağlıdır. Yanlış kuruma açılan dava husumet yokluğundan reddedilir ve bu süre içinde dava açma süresi de işlemeye devam eder.

Bu yazıda sorunun cevabını kanun metinlerindeki görev bölüşümüne göre belirliyoruz: büyükşehir belediyesi, ilçe belediyesi, su ve kanalizasyon idaresi, Karayolları Genel Müdürlüğü ve işi yapan yüklenici arasındaki sınırı çiziyoruz.

Kısaca Rögar Kapağı Kazasında Davalı Kim Olur

KurumSorumluluk alanıKanuni dayanak
Büyükşehir belediyesiMeydan, bulvar, cadde ve ana yollar ile mahalleleri ilçe merkezine bağlayan yollar; ayrıca su ve kanalizasyon hizmetleri5216 s. Kanun m.7/1-g ve m.7/1-r
İlçe belediyesiBüyükşehre bırakılanlar dışında kalan yollar: ara sokaklar, mahalle içi yollar5216 s. Kanun m.7 son fıkra (a)
Belediye (büyükşehir olmayan yerlerde)İmar, su ve kanalizasyon, ulaşım gibi kentsel altyapı ve şehir içi trafik5393 s. Kanun m.14/a
Su ve kanalizasyon idaresi (İSKİ, ASKİ, İZSU vb.)İçme suyu ve kanalizasyon şebekesine ait bacalar; yağış sularının toplanmasına ilişkin tesisler2560 s. Kanun m.2/a-b
Karayolları Genel MüdürlüğüYapım ve bakımından sorumlu olduğu karayolları2918 s. Kanun m.7/a
Yüklenici / taşeron şirketYolda fiilen çalışma yapan özel hukuk kişisiHaksız fiil hükümleri

Yolun Sahibi ile Bacanın Sahibi Aynı Kurum Olmayabilir

Rögar dosyalarını zorlaştıran temel gerçek budur. Bir cadde büyükşehir belediyesinin bakımındayken, o caddenin altından geçen kanalizasyon hattı ve hattın baca kapakları su ve kanalizasyon idaresine ait olabilir. Zararın kaynağı kapağın kendisiyse sorumluluk şebekeyi işleten idareye, kapağın çevresindeki asfaltın çökmesiyse yolu bakımla yükümlü belediyeye yönelebilir.

Uygulamada bu ayrım savunmaların da eksenini oluşturur. Yargıtay 17. Hukuk Dairesi’nin bir dosyasında davalı su ve kanalizasyon idaresi, “dava konusu yerin belediyenin sorumluluğunda kaldığını” savunmuş; bilirkişi ise kapağın çevresini vaktinde uygun malzemeyle sıkıştırmayan dava dışı belediyeyi yüzde yüz kusurlu bulmuştur. Dava, kusurlu görülen kuruma karşı açılmadığı için dosya çıkmaza girmiş, Daire raporun kendi içinde çelişkili olduğu gerekçesiyle hükmü bozmuştur (E.2017/1001, K.2019/10271).

Başka bir dosyada ise ilk derece mahkemesi, kapağın diğer davalının yetkisinde olduğu gerekçesiyle belediye yönünden davayı husumetten reddetmiş; Daire bu kez husumet konusunda yeterli araştırma yapılmadığını, kaza mahallinde rögar bacası bulunup bulunmadığının ilgili genel müdürlükten sorulması ve plan ile projenin getirtilmesi gerektiğini belirterek kararı bozmuştur (E.2016/8183, K.2017/1795).

Bu iki karar birlikte okunduğunda ortaya çıkan sonuç açıktır: rögar kapağı kazasında davalı kim olduğu tartışması dosyaların en uzun süren bölümüdür ve davadan önce çözülmesi gereken bir iştir.

Büyükşehir Sorumluluğundaki Yollar Hangileridir

Büyükşehir belediyesinin yol sorumluluğu kanunda sayma yoluyla belirlenmiştir. 5216 sayılı Büyükşehir Belediyesi Kanunu’nun 7. maddesinin birinci fıkrasının (g) bendi şu görevi verir:

“Büyükşehir belediyesinin yetki alanındaki mahalleleri ilçe merkezine bağlayan yollar, meydan, bulvar, cadde ve ana yolları yapmak, yaptırmak, bakım ve onarımı ile bu yolların temizliği ve karla mücadele çalışmalarını yürütmek…”

Buna göre bir meydanda, bulvarda, ana caddede ya da mahalleyi ilçe merkezine bağlayan bir yolda meydana gelen zararda muhatap kural olarak büyükşehir belediyesidir.

Aynı maddenin (r) bendi büyükşehir belediyesine su ve kanalizasyon hizmetlerini yürütmek görevini de verir. Ancak büyükşehirlerde bu görev fiilen ayrı bir idare eliyle yerine getirilir; aşağıda ele alıyoruz.

Büyükşehir içindeki yolların sorumluluğu nasıl paylaşılır

Kanun, büyükşehir içindeki yolların sorumluluğunu ikiye bölmüştür. Meydan, bulvar, cadde ve ana yollar ile mahalleleri ilçe merkezine bağlayan yollar büyükşehir belediyesindedir; bunların dışında kalan yollar ilçe belediyesine aittir. Kaza yerinin hangi gruba girdiği, muhatabın kim olacağını doğrudan belirler.

Bir yolun “ana yol” sayılıp sayılmadığı göz kararıyla değil, kayıtla belirlenir ve bu statü zamanla değişebilir. Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin 04.11.2024 tarihli kararına konu dosyada büyükşehir belediyesi mahkemeye yazdığı cevapta, kazanın olduğu kavşağın 2001 yılında Ulaşım Koordinasyon Merkezi (UKOME) kararıyla ana arter kabul edildiğini, 2009 yılındaki yeni bir UKOME kararıyla ise ana arter kapsamından çıkarılıp ilçe belediyesinin sorumluluğuna bırakıldığını bildirmiştir. Kaza 2010’da olduğu için muhatap ilçe belediyesi kabul edilmiş ve onun aleyhine verilen hüküm onanmıştır (E.2022/4082, K.2024/10342). Bu nedenle aidiyet sorulurken kaza tarihindeki UKOME kararlarının da istenmesi gerekir.

Belediye Sorumluluğundaki Yollar ve İlçe Belediyesinin Payı

İlçe belediyesinin görev alanı, büyükşehre bırakılanların dışında kalan alandır. 5216 sayılı Kanun’un 7. maddesinin ilçe belediyelerine ilişkin fıkrasının (a) bendi bunu artık yetki biçiminde düzenler: ilçe belediyeleri “kanunlarla münhasıran büyükşehir belediyesine verilen görevler ile birinci fıkrada sayılanlar dışında kalan görevleri” yapar.

Pratik karşılığı şudur: meydan, bulvar, cadde ve ana yollar dışında kalan ara sokaklar ve mahalle içi yollar ilçe belediyesinin bakımındadır. Kaza bir apartman arasındaki sokakta olmuşsa muhatap büyük olasılıkla ilçe belediyesidir.

Büyükşehir belediyesi bulunmayan yerlerde bu ikili yapı yoktur. 5393 sayılı Belediye Kanunu’nun 14. maddesinin (a) bendi belediyeye, mahallî müşterek nitelikte olmak şartıyla “imar, su ve kanalizasyon, ulaşım gibi kentsel alt yapı” ile “şehir içi trafik” hizmetlerini yapma görevini verir. Bu yerlerde yol ve şebeke tek elde toplandığı için muhatap sorunu büyük ölçüde ortadan kalkar.

Her iki durumda da yol bakım yükümlülüğünün trafik güvenliği boyutunu Karayolları Trafik Kanunu’nun 10. maddesi ayrıca vurgular: belediyelerin görevleri arasında “yapım ve bakımından sorumlu olduğu yolları trafik düzeni ve güvenliğini sağlayacak durumda bulundurmak” sayılmıştır.

Su ve Kanalizasyon İdaresine Karşı Dava

Büyükşehirlerde su ve kanalizasyon hizmeti, büyükşehir belediyesine bağlı ayrı bir genel müdürlük tarafından yürütülür. Bu idarelerin kuruluş kanunu 2560 sayılı Kanun’dur. Kanun İstanbul için çıkarılmış olmakla birlikte Ek 5. maddesi açık hüküm getirir: “Bu Kanun diğer büyükşehir belediyelerinde de uygulanır.” Ankara’daki ASKİ, İzmir’deki İZSU ve diğer illerdeki idareler bu çerçevede kurulmuştur.

İdarenin hukuki statüsü, davanın kime karşı açılacağını belirler. 2560 sayılı Kanun’un 1. maddesi şunu belirtir:

“İstanbul Su ve Kanalizasyon İdaresi, İstanbul Büyük Şehir Belediyesine bağlı müstakil bütçeli ve kamu tüzel kişiliğini haiz bir kuruluştur. İSKİ personeli 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu hükümlerine tabidir.”

Ayrı tüzel kişilik, davanın büyükşehir belediyesine değil doğrudan su ve kanalizasyon idaresine yöneltilmesi gerektiği anlamına gelir. Yargıtay, kapağın bağlı olduğu şebekenin su idaresine ait olduğu bir dosyada büyükşehir belediyesine kusur verilmesini yanlış bulmuş, belediye aleyhindeki davanın husumetten reddi gerektiğine hükmetmiştir: 2560 sayılı Kanun uyarınca rögar kapağının yapım, bakım, onarım ve kontrol görevi su idaresine aittir (17. HD E.2019/5003, K.2020/7373).

Yargı yolu bakımından ise ayrım şudur: rögar kapağı yüzünden araç hasar gördüyse olay trafik kazasıdır ve Karayolları Trafik Kanunu’nun 110. maddesi gereği su idaresine karşı dava da adli yargıda, asliye hukuk mahkemesinde açılır. Yargıtay 4. Hukuk Dairesi 2019’daki ilke kararından beri bu yönde karar vermektedir; içme suyu boru hattı tamiri için açılan çukurun çökmesiyle yaşanan bir motosiklet kazasında da su idaresinin davalı olduğu dava adli yargıda görülmüştür (E.2024/12041, K.2025/11681). Kamu tüzel kişisine karşı açılan davanın kural olarak idari yargıda görüleceği yönündeki eski 17. Hukuk Dairesi uygulaması araç hasarı bakımından güncel değildir. Yaya düşmesinde yargı yolu tartışmalıdır. Konuyu ayrıntılı olarak rögar kapağı tazminat davasının hangi mahkemede açılacağı başlıklı yazımızda ele aldık.

İdarenin görev alanı, 2560 sayılı Kanun’un 2. maddesinde sayılmıştır. İçme, kullanma ve endüstri suyunun kaynaktan aboneye ulaştırılmasına ilişkin her türlü tesisin kurulması, işletilmesi ve bakım ile onarımının yapılması (a bendi); kullanılmış sular ile yağış sularının toplanması ve uzaklaştırılmasına ilişkin tesisler bakımından da aynı yükümlülük (b bendi) bu idarededir. Yağmur suyu ızgaraları bu ikinci bendin kapsamına girebilir; ancak yol üstyapısının parçası olan ızgaralarda uygulamada yolu bakımla yükümlü belediye de muhatap olarak gösterilir.

Karayolları Genel Müdürlüğüne Karşı Dava

Kaza bir devlet yolu ya da il yolu üzerinde olmuşsa muhatap Karayolları Genel Müdürlüğü’dür. Karayolları Trafik Kanunu’nun 7. maddesinin (a) bendi, Genel Müdürlüğün görevleri arasında “yapım ve bakımdan sorumlu olduğu karayollarında can ve mal güvenliği yönünden gerekli düzenleme ve işaretlemeleri yaparak önlemleri almak ve aldırmak” görevini sayar. Aynı maddenin (g) bendi, yine bu yollarda trafik güvenliğini ilgilendiren tesislerin yapılmasını görev olarak düzenler.

Şehir içinden geçen bir devlet yolunun hangi bölümünün belediyeye, hangi bölümünün Karayolları’na ait olduğu her zaman göz kararıyla anlaşılmaz. Şüphe varsa her iki kuruma da yazılı başvurmak, hangisinin sorumluluğu üstlendiğini belgeye bağlamak gerekir.

Mazgal ve Yağmur Suyu Izgarasında Muhatap Kim

Yağmur suyu ızgaraları, rögar bacalarından farklı bir işlev görür: yüzeydeki suyu toplayıp şebekeye aktarırlar. Bu nedenle muhatap sorusu da ikiye ayrılır.

Izgaranın bağlı olduğu yağış suyu toplama şebekesi bakımından 2560 sayılı Kanun’un 2. maddesinin (b) bendi devreye girer: kullanılmış sular ile yağış sularının toplanması, yerleşim yerlerinden uzaklaştırılması ve boşaltma yerine ulaştırılmasına ilişkin tesislerin kurulması, işletilmesi ve bakımı su ve kanalizasyon idaresinin görevidir.

Buna karşılık ızgaranın yol üstyapısının parçası olarak yerleştirilmesi, çerçevesinin yola oturtulması ve seviyesinin korunması yolu bakımla yükümlü belediyenin işidir. Izgara çerçevesinin çökmesi, kapağın kırılması ya da ızgaranın yerinden çıkması hâllerinde bu nedenle her iki kurum da muhatap gösterilebilir.

Motosiklet ve bisiklet sürücüleri bakımından ayrı bir tartışma konusu, ızgara çubuklarının gidiş yönüne paralel yerleştirilmesidir. Dar tekerlekli araçlar için bu yerleştirme biçimi kendi başına bir tehlike kaynağı oluşturur ve dosyalarda teknik olarak tartışılır. Burada kusur, kapağın bozuk olmasından değil, tasarımın ve yerleştirmenin uygun olmamasından doğar; muhatap, ızgarayı o biçimde yerleştiren kurumdur.

Kapak Çalınmış ya da Üçüncü Kişi Tarafından Açılmışsa

Baca kapaklarının hurda değeri nedeniyle çalınması, uygulamada sık karşılaşılan bir durumdur. İdareler bu hâlde “zararı biz doğurmadık, kapağı üçüncü kişi çaldı” savunmasını ileri sürer.

Bu savunma tek başına sorumluluğu ortadan kaldırmaz. İdarenin yükümlülüğü yalnızca kapağı takmakla sınırlı değildir; Karayolları Trafik Kanunu’nun 10. maddesi yolun trafik düzeni ve güvenliğini sağlayacak durumda bulundurulmasını görev olarak düzenler. Bu görev, yolun düzenli denetlenmesini ve eksikliğin makul sürede giderilmesini de kapsar.

Değerlendirmede belirleyici olan iki nokta vardır:

  • Eksikliğin ne kadar süredir devam ettiği. Kapağın çalınmasının üzerinden günler geçmişse, denetim yükümlülüğünün ihlal edildiği sonucuna varılır. Aynı noktada daha önce şikâyet kaydı bulunması bu yönde güçlü delildir.
  • Uyarı ve güvenlik önlemi alınıp alınmadığı. Kapağı hemen temin edemeyen idarenin, baca ağzını kapatması ya da görülebilir uyarı işareti koyması beklenir. Hiçbir önlem alınmamışsa sorumluluk doğar.

Kapağı çalan kişinin belirlenmiş olması, idarenin sorumluluğunu sona erdirmez; idare ödediği tazminatı sorumluya rücu edebilir. Zarar gören bakımından muhatap yine yolu ve şebekeyi işleten kurumdur.

Yüklenici Şirket Davalı Olduğunda

Yolda çalışma yapan yüklenici ya da taşeron şirket kamu tüzel kişisi değildir. Zararı fiilen bu şirketin çalışması doğurmuşsa, şirkete karşı adli yargıda dava açılır.

Yargıtay 4. Hukuk Dairesi’nin 18.11.2025 tarihli kararı bunun güncel örneğidir. Rögar kapağının kısmen açık olması nedeniyle meydana gelen kazada davalı şirket, davanın idari yargıda görülmesi gerektiğini savunmuş; Daire itirazı reddederek 14.000 Euro hasar bedeli ve 1.106 Euro mahrumiyet zararına ilişkin hükmü onamıştır (E. 2022/9822, K. 2025/15460). Dikkat çekici olan, o dosyada belediyenin ve su idaresinin dava dışı kalmasıdır; davalı şirket kusurun onlarda olduğunu savunmuş, ancak bu savunma kendi sorumluluğunu ortadan kaldırmamıştır. Kararın ayrıntılı çözümlemesi için Yargıtay 4. Hukuk Dairesi’nin rögar kaynaklı araç hasarı ve mahrumiyet tazminatına ilişkin emsal kararı başlıklı yazımıza bakabilirsiniz.

İdarenin işi ihaleyle bir şirkete vermiş olması, idarenin sorumluluğunu her durumda ortadan kaldırmaz. Denetim yükümlülüğünün ihmal edildiği durumlarda idare de sorumlu tutulabilir. Araç hasarında hem idare hem şirket adli yargıda yargılandığı için ikisi aynı davada birlikte davalı gösterilebilir.

Kapağın Aidiyetini Nasıl Tespit Edersiniz

Rögar kapağı kazasında davalı kim olduğunun tespiti dilekçe yazımından önce gelir. İzlenecek yol şudur:

  • Kapak üzerindeki yazıyı okuyun. Baca kapaklarının çoğunda kurumun adı ya da kısaltması döküm olarak bulunur. Kaza anında bunu fotoğraflamak, sonradan yapılacak yazışmaların çoğunu gereksiz kılar.
  • Yolun niteliğini belirleyin. Kaza bulvar, ana cadde ya da meydanda mı, yoksa ara sokakta mı oldu? Bu ayrım büyükşehir ile ilçe belediyesi arasındaki sınırı çizer.
  • Kurumlara yazılı başvurun. Kaza yerini, tarihini ve kapağın konumunu belirterek sorun. Kurumun “bizim sorumluluğumuzda değildir” yanıtı da işinize yarar: hem diğer muhatabı gösterir hem de dosyaya delil olur.
  • Şebeke planını isteyin. O noktada baca bulunup bulunmadığını ve hangi hatta bağlı olduğunu gösteren plan ve proje, Yargıtay’ın da mahkemelerden getirtilmesini istediği belgedir.
  • Gerekirse delil tespiti yaptırın. Kapak kısa sürede değiştirilebilir ya da baca asfaltla kapatılabilir; mahkemeden delil tespiti istemek bu riski karşılar. Delil tespitinin nasıl isteneceğini ve hangi mahkemeye başvurulacağını rögar kazası nasıl ispatlanır başlıklı yazımızda ayrıntılı olarak anlattık.

Olayda yaralanma da varsa bedensel zarar kalemleri ayrıca istenir; bunun için rögara düşüp yaralanma tazminatının nasıl isteneceği yazımıza bakabilirsiniz.

Toplayacağınız belgeler bakımından maddi hasarlı trafik kazalarında tutanak nasıl tutulmalı ve hatalı doldurulan kaza tespit tutanağına itiraz ve dava yolları başlıklı yazılarımız yol gösterir.

Birden Fazla Kurum Sorumluysa Ne Yapılır

Zararın oluşumunda birden fazla kurumun payı olabilir: kapağı işleten idare bakımı aksatmış, yolu bakımla yükümlü belediye çevredeki çökmeyi gidermemiş olabilir. Bu durumda her muhatabın hukuki statüsü ayrı değerlendirilir.

Araç hasarında muhatapların hepsi, idare olsun şirket olsun, adli yargıda yargılanır; bu nedenle hepsine karşı tek dava açılabilir ve her birinin kusur payı aynı bilirkişi incelemesinde belirlenir. Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 7. maddesi, davalı birden fazla ise davanın bunlardan birinin yerleşim yeri mahkemesinde açılabileceğini düzenler.

Eski uygulamada durum farklıydı: Yargıtay 17. Hukuk Dairesi’nin E.2016/8183 sayılı dosyasında belediye yönünden yargı yolu nedeniyle usulden red, diğer davalı yönünden esasa ilişkin bozma gerektiği belirtilmiş, tek dosya iki ayrı sonuç doğurmuştu. Trafik davalarına bakan 4. Hukuk Dairesinin 2019 ilke kararından sonra araç hasarında bu bölünme gerekmez. Yaya düşmesi gibi yargı yolunun tartışmalı olduğu dosyalarda ise davalıların statüsü hâlâ ayrı ayrı değerlendirilmelidir.

Emin olunamayan hâllerde muhtemel muhatapların tümüne yazılı başvuru yapmak güvenli yoldur. Bu başvuru asliye hukukta açılacak davada dava şartı değildir; ama aidiyeti belgeler ve dosya idari yargıya giderse İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 13. maddesindeki ön başvuru şartını da her biri bakımından karşılamış olur.

Süre İşlemeye Aidiyet Belirsizken de Devam Eder

Aidiyet araştırması süreleri durdurmaz. Araç hasarı davası adli yargıda görüldüğü için Türk Borçlar Kanunu’nun 72. maddesi ve Karayolları Trafik Kanunu’nun 109. maddesindeki zamanaşımı işler: zararın ve tazminat yükümlüsünün öğrenildiği tarihten itibaren iki yıl, her hâlde kazadan itibaren on yıl. Kısa sürenin başlangıcı sorumlunun öğrenilmesine bağlı olduğu için aidiyet yazışmalarının tarihleri sonradan önem kazanabilir; bu yüzden her başvuru ve cevap tarihli olarak saklanmalıdır.

İdari yargıya gidilecek dosyalarda ise İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 13. maddesinin birinci fıkrası, eylemi öğrenmeden itibaren bir yıl ve her hâlde eylem tarihinden itibaren beş yıl içinde ilgili idareye başvurmayı zorunlu tutar; idare otuz gün içinde cevap vermezse talep zımnen reddedilmiş sayılır ve dava süresi işlemeye başlar.

Bu nedenle sıralama şöyle kurulmalıdır: kaza anında belgeleme yapılır, hemen ardından muhtemel kurumlara yazılı başvuru gönderilir, gelen cevaplara göre davalı kesinleştirilir. Aidiyetin netleşmesini bekleyip başvuruyu geciktirmek, süre bakımından telafisi olmayan sonuç doğurabilir.

Davalı kesinleştikten sonra sıra talep kalemlerine gelir. Onarım bedeli yanında aracın tamirde geçirdiği süre için mahrumiyet bedeli ve onarıma rağmen kalan değer kaybı ayrıca istenmelidir; dilekçede yer almayan kalem hükmedilmez. Bu kalemlerin kapsamı için araç mahrumiyet bedelinin tanımı ve talep koşulları ile araç değer kaybının ne olduğu ve kimlerin talep edebileceği başlıklı yazılarımıza bakabilirsiniz. Yaya düşmeleri gibi idari yargıda görülebilecek dosyalarda idareye karşı açılacak davanın genel işleyişini ise tam yargı davası ve idari yargıda tazminat davaları yazımızda ele aldık.

Kanun metinlerinin güncel hâline Büyükşehir Belediyesi Kanunu, Belediye Kanunu ve İdari Yargılama Usulü Kanunu bağlantılarından ulaşabilirsiniz.

Sıkça Sorulan Sorular

Rögar kapağı kazasında davalı kim olur?

Kapağın bakım ve işletmesinden sorumlu kurum. Bu, yolun niteliğine ve şebekeye göre büyükşehir belediyesi, ilçe belediyesi, su ve kanalizasyon idaresi ya da Karayolları Genel Müdürlüğü olabilir. Yolda çalışma yapan bir yüklenici varsa sorumluluk ona da yönelebilir.

Ana caddede kaza oldu, kime dava açacağım?

Büyükşehir belediyesi bulunan yerlerde meydan, bulvar, cadde ve ana yollar 5216 sayılı Kanun’un 7. maddesi uyarınca büyükşehir belediyesinin bakımındadır. Ancak kapak kanalizasyon şebekesine aitse muhatap su ve kanalizasyon idaresi olabilir.

Ara sokakta olan kazada muhatap kim?

Büyükşehre bırakılan yollar dışında kalan ara sokaklar ve mahalle içi yollar ilçe belediyesinin sorumluluğundadır.

Su idaresine karşı dava hangi yargı yolunda açılır?

Su ve kanalizasyon idareleri 2560 sayılı Kanun uyarınca kamu tüzel kişiliğine sahip kuruluşlardır; dava büyükşehir belediyesine değil doğrudan idareye açılır. Rögar kapağı yüzünden aracınız hasar gördüyse KTK m.110 gereği dava adli yargıda, asliye hukuk mahkemesinde görülür. Araç dışı zararlarda, örneğin yaya düşmesinde, yargı yolu tartışmalıdır ve idari yargı gündeme gelebilir.

Belediye kapağın kendisine ait olmadığını söylüyor, ne yapmalıyım?

Bu yanıtı yazılı olarak alın. Hem hangi kurumun muhatap olduğunu gösterir hem de dosyaya delil olarak girer. Ardından işaret edilen kuruma başvurun; gerekirse her iki kuruma da başvuru yapın.

Yanlış kuruma dava açarsam ne olur?

Dava husumet yokluğundan reddedilir. Bu süre içinde dava açma süresi işlemeye devam ettiği için, yeniden dava açma imkânı süre yönünden ortadan kalkmış olabilir.

Birden fazla kuruma aynı anda dava açabilir miyim?

Araç hasarında evet. Belediye, su idaresi ve yüklenici şirket adli yargıda yargılandığı için hepsine karşı aynı asliye hukuk mahkemesinde tek dava açılabilir. Yaya düşmesi gibi idari yargının gündeme geldiği dosyalarda ise davalıların statüsüne göre ayrım yapmak gerekebilir.

Devlet yolunda olan kazada kim sorumlu?

Karayolları Trafik Kanunu’nun 7. maddesi uyarınca yapım ve bakımından sorumlu olduğu karayollarında gerekli önlemleri almak Karayolları Genel Müdürlüğü’nün görevidir.

Kapağın hangi kuruma ait olduğunu kaza anında nasıl anlarım?

Baca kapaklarının çoğunda kurum adı ya da kısaltması döküm olarak bulunur. Kaza anında kapağı ve üzerindeki yazıyı fotoğraflamak en pratik yoldur.

İdare işi ihaleyle şirkete vermişse belediye sorumluluktan kurtulur mu?

Her durumda kurtulmaz. Denetim yükümlülüğünün ihmal edildiği hâllerde idare de sorumlu tutulabilir. Araç hasarında idare ve şirket aynı asliye hukuk davasında birlikte davalı gösterilebilir.

Aidiyeti araştırırken süre işlemeye devam eder mi?

Evet. Araştırma süreyi durdurmaz. Bu nedenle belgeleme ve yazılı başvurular kaza sonrası mümkün olan en kısa sürede yapılmalıdır.

Kapak çalınmışsa idare yine sorumlu olur mu?

Kapağın üçüncü kişi tarafından çalınmış olması tek başına sorumluluğu kaldırmaz. İdarenin yolu trafik güvenliğini sağlayacak durumda bulundurma yükümlülüğü, düzenli denetimi ve eksikliğin makul sürede giderilmesini de kapsar. Eksikliğin ne kadar süredir devam ettiği ve uyarı önlemi alınıp alınmadığı belirleyicidir.

Yağmur suyu ızgarasında muhatap kim olur?

Izgaranın bağlı olduğu yağış suyu şebekesi bakımından su ve kanalizasyon idaresi, ızgaranın yol üstyapısına yerleştirilmesi ve seviyesinin korunması bakımından yolu bakımla yükümlü belediye muhatap gösterilebilir. Uygulamada her iki kuruma da başvurulması yaygındır.

Köy ve mücavir alanlarda su ve kanalizasyon hizmetinden kim sorumlu?

Büyükşehir sınırları içindeki köylerin büyük kısmı 6360 sayılı Kanun’la mahalleye dönüştüğü için oralarda genel kurallar uygulanır. Tüzel kişiliği devam eden orman köyleri için 5216 sayılı Kanun ayrıca hüküm koyar: bu köylerde su ve kanalizasyon hizmetlerini yürütme görev ve yetkisi ilgili büyükşehir belediyesine bağlı su ve kanalizasyon idaresine aittir.

Rögar kapağı kimin sorumluluğunda sayılır?

Kapağın bağlı olduğu şebekeyi işleten kurumun sorumluluğundadır. İçme suyu ve kanalizasyon bacaları su ve kanalizasyon idaresine, yol üstyapısına ait ızgaralar yolu bakımla yükümlü belediyeye, devlet ve il yolları üzerindeki yapılar Karayolları Genel Müdürlüğü’ne bağlı olabilir.

Kurumlardan hiçbiri sorumluluğu kabul etmezse ne yapacağım?

Aldığınız ret yazılarını saklayın ve muhtemel muhatapların tümüne yazılı başvuru yapmış olun. Araç hasarında aidiyet belirsiz kalırsa muhtemel kurumların hepsini aynı asliye hukuk davasında davalı göstermek de mümkündür. Dava aşamasında mahkemeden şebeke planı ile projenin getirtilmesini ve keşif yapılmasını isteyin; Yargıtay da aidiyetin bu yolla araştırılması gerektiğini belirtmektedir.

Yasal Uyarı

Bu yazıda yer alan bilgiler genel bilgilendirme amaçlıdır ve hukuki danışmanlık niteliği taşımaz. Kurumlar arasındaki görev bölüşümü yerel düzenlemelere ve somut olayın özelliklerine göre değişebilir. Mevzuat ve içtihat zaman içinde değişebilir. Hak kaybı yaşamamak için kendi dosyanıza ilişkin adım atmadan önce bir avukata danışmanız yerinde olur.

İletişim

Bu yazı genel niteliktedir; somut olayın koşulları sonucu değiştirir. Dosyanıza ilişkin görüşme için iletişim bilgileri aşağıdadır.

Bu yazı genel bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır; hukuki danışmanlık yerine geçmez. Mevzuat ve içtihat değişebildiğinden, karar vermeden önce güncel durumu bir avukatla değerlendirmenizi öneririz.

Devamı

İlgili yazılar