İçeriğe atla
Ankara Barosu · Sicil 26867 Kızılırmak Mah. 1450 Sk. No:16/5 Hayat Plaza Kat:2, Çankaya/Ankara Pazartesi – Cuma · 09:00 – 18:00
Ankara Barosu · Sicil 26867

İdare Hukuku

Su Kanalına Düşen Araç İçin Tazminat Kimden İstenir, Dava Nerede Açılır

· · 18 dk okuma
Su Kanalına Düşen Araç İçin Tazminat Kimden İstenir, Dava Nerede Açılır
İçindekiler · 14 bölüm

Su kanalına düşen araç nedeniyle açılan bir tazminat davası, Tokat’ta 2017 yılında yaşanan bir kazanın dosyasında yedi yıl sürdü ve bu sürenin önemli bir bölümü yalnızca davanın hangi mahkemede görüleceği tartışmasına harcandı. Asliye hukuk mahkemesi davayı idari yargıya gönderdi, idare mahkemesi dosyayı geri çevirdi ve sonunda Uyuşmazlık Mahkemesi karar verdi: yol kenarındaki kanala düşen araç bir trafik kazasıdır ve Karayolları Trafik Kanunu’nun 110. maddesi gereğince dava adli yargıda görülür. Davalı Karayolları Genel Müdürlüğü ve DSİ olsa bile sonuç değişmez.

Yayalar ve oyun sırasında kanala düşen çocuklar için kurallar farklıdır; orada kanalı işleten kuruma karşı idare mahkemesinde dava açılır. Araç kanala düştüğünde ise olay karayolunda başladığı için hem mahkeme hem de süreler değişir. Aracın içindeki yolcuların, sürücünün ve aracın hasarının kimden isteneceği de bu ayrıma göre belirlenir.

Bir Bakışta: Su Kanalına Düşen Araç İçin Tazminat

  • Olay trafik kazasıdır. Karayolunda hareket hâlindeki aracın karıştığı ve ölüm, yaralanma ya da hasarla sonuçlanan her olay, tek taraflı olsa bile trafik kazası sayılır.
  • Görevli yargı yolu adli yargıdır. Uyuşmazlık Mahkemesi, yolu ve kanalı işleten idareler davalı olsa bile trafik kazasından doğan davaların asliye hukuk mahkemesinde görüleceğine karar vermiştir.
  • Olası davalılar: yolun bakımından sorumlu idare, kanalı işleten DSİ ya da sulama birliği, kusuru varsa sürücü ve aracın işleteni ile trafik sigortası şirketi.
  • Yolcuların zararı önce sürücünün trafik sigortasından istenir; sigorta şirketine yazılı başvuru dava şartıdır.
  • İdareye ön başvuru gerekmez, ancak zamanaşımı Karayolları Trafik Kanunu’na göre işler.
  • Dosyanın kaderini kusur raporu belirler. Yol kusurunun, korkuluk eksikliğinin ve işaret yokluğunun ilk günlerde belgelenmesi gerekir.

Tokat Kazası: Yedi Yıl Süren Görev Tartışması

Yargıtay 4. Hukuk Dairesi’nin E.2022/1741, K.2024/5751 (05.06.2024) sayılı kararında anlatılan dosya, bu konudaki en öğretici örnektir. 11 Ağustos 2017’de bir araç sulama kanalına düştü; araçtaki anne ve kızı hayatını kaybetti, sürücü yaralı kurtuldu. Aile, yolda uyarı levhası bulunmadığını, asfaltta bozulmalar olduğunu ve kanal ile yol arasında korkuluk ya da bariyer bulunmadığını ileri sürerek Karayolları Genel Müdürlüğü ile DSİ’nin şube müdürlüğüne karşı destekten yoksun kalma ve manevi tazminat davası açtı.

Davanın seyri şöyle oldu:

TarihMerciKarar
21.05.2018Tokat 2. Asliye Hukuk MahkemesiHizmet kusuru iddiası idari yargıda görülür, dava usulden reddedildi
28.09.2018Bölge adliye mahkemesiİstinaf başvurusu esastan reddedildi
15.04.2019Yargıtay 4. Hukuk Dairesi (E.2018/5296, K.2019/2315)Görevsizlik kararı onandı
20.06.2019Tokat İdare MahkemesiAdli yargının görevli olduğu görüşüyle dosya Uyuşmazlık Mahkemesine gönderildi
30.09.2019Uyuşmazlık Mahkemesi (E.2019/580, K.2019/639)KTK m.110 gereği adli yargı görevli, görevsizlik kararı kaldırıldı
2021Tokat 2. Asliye Hukuk MahkemesiBilirkişi raporlarına göre davalılar kusursuz bulundu, dava reddedildi
05.06.2024Yargıtay 4. Hukuk Dairesi (E.2022/1741, K.2024/5751)Ret kararı onandı

Bu dosyadan iki ders çıkar. Birincisi, görev meselesi baştan doğru kurulmazsa aile yıllarını yalnızca mahkeme belirlemeye harcar. İkincisi, görev sorunu çözüldükten sonra davanın sonucunu kusur raporları belirledi. Kaza tespit tutanağında yol kusuru bulunmadığı yazılmıştı ve sonraki raporlar da davalıları kusursuz buldu. Yol ve kanal kenarındaki eksikliklerin olay anındaki hâliyle belgelenmemesi, en güçlü hukuki tezi bile sonuçsuz bırakabilir.

Su Kanalına Düşen Araç Neden Trafik Kazası Sayılır

Karayolları Trafik Kanunu’nun 3. maddesi trafik kazasını, “karayolu üzerinde hareket halinde olan bir veya birden fazla aracın karıştığı ölüm, yaralanma ve zararla sonuçlanmış olan olay” olarak tanımlar. Başka bir aracın karışması gerekmez; aracın yoldan çıkıp kanala düşmesi de bu tanıma girer. Tek taraflı kaza, trafik kazasının bir türüdür.

Aynı madde karayolu yapısını da tanımlar: karayolunun kendisi ile karayolunun üstünde, yanında, altında ya da yukarısındaki “ada, ayırıcı, otokorkuluk, istinat duvarı, köprü, tünel, menfez ve benzeri yapılar”. Kanalın hemen yanından geçen bir yolda otokorkuluk bulunmaması, karayolu yapısıyla ilgili bir eksikliktir.

Kanunun 110. maddesinin birinci fıkrası ise şöyledir: “İşleteni veya sahibi Devlet ve diğer kamu kuruluşları olan araçların sebebiyet verdiği zararlara ilişkin olanları dâhil, bu Kanundan doğan sorumluluk davaları, adli yargıda görülür.” Bu hüküm 11 Ocak 2011 tarihli 6099 sayılı Kanunla bugünkü şeklini almıştır.

Su Kanalına Düşen Araç Davası Hangi Mahkemede Açılır

Kural olarak idarenin hizmet kusurundan doğan zararlar idare mahkemesinde görülür. Kanalda boğulan çocuk olaylarında Uyuşmazlık Mahkemesi bu kuralı uygulamış ve sulama birliğine karşı davada idari yargıyı görevli saymıştır. Bu ayrımı kanalda boğulan çocuk için aile kimden ve hangi mahkemede tazminat ister yazımızda ayrıntılı olarak ele aldık.

Trafik kazasında ise 110. madde özel bir kural koyar ve genel kuralın önüne geçer. Uyuşmazlık Mahkemesi’nin iki kararı bu yöndedir:

  • E.2019/580, K.2019/639 (30.09.2019): Tokat dosyasında, Karayolları Genel Müdürlüğü ve DSİ’nin davalı olduğu, aracın sulama kanalına düşmesinden doğan tazminat davasında adli yargıyı görevli saydı. Gerekçeye göre 2918 sayılı Kanun, karayollarında trafik güvenliğini ilgilendiren tüm önlemleri ve trafikle ilgili kuruluşların görev ve sorumluluklarını kapsar; bu nedenle trafik kazasından doğan sorumluluk davaları adli yargıda görülür.
  • E.2021/257, K.2021/287 (03.05.2021): Refüj sulama suyunun yola taşması ve yolu ıslatması sonucu motosiklet kazası geçiren sürücünün İstanbul Büyükşehir Belediyesine karşı açtığı davada da adli yargıyı görevli saydı. Kararda Anayasa Mahkemesi’nin 110. maddeye ilişkin E.2013/68, K.2013/165 sayılı kararına dayanıldı ve bu kararın Anayasa’nın 158. maddesi gereğince Uyuşmazlık Mahkemesi bakımından da bağlayıcı olduğu belirtildi.

İkinci kararda bir üye karşı oy yazmıştır. Bu görüşe göre uyuşmazlık, idarenin yol yapım, bakım ve trafik güvenliği görevlerini kusurlu yerine getirmesinden kaynaklandığı için idari yargıda görülmelidir. Karşı oy azınlıkta kalmıştır, ancak konunun tartışmasız olmadığını gösterir.

2011 Öncesi Kazalarda Farklı Sonuç

Eski kararlara dayanan kaynaklarda farklı bir sonuçla karşılaşılabilir. Yargıtay 4. Hukuk Dairesi’nin E.2009/6493, K.2010/3704 (31.03.2010) sayılı kararında, virajı alamayarak belediye sınırları içindeki DSİ sulama kanalına düşen aracın sürücüsü boğulmuştu. Aile, kanalın etrafına çit ve korkuluk konulmadığını ve yola trafik işaretlemesi yapılmadığını ileri sürmüştü. Daire, bu iddiaların hizmet kusuruna dayandığını, bu nedenle davanın idari yargıda görülmesi gerektiğini belirtti.

Bu dava 2005 yılında açılmıştı. 110. maddenin bugünkü metni 2011’de yürürlüğe girdiği için, bu karar bugünkü kazalar bakımından yol gösterici değildir. Kanunun geçici 21. maddesi de 110. maddenin göreve ilişkin hükmünün, yürürlüğe girdiği tarihten önce idari yargıda açılmış davalara uygulanmayacağını ayrıca belirtir.

Yanlış Mahkemeye Gidilirse

Görev kamu düzenine ilişkindir ve mahkeme bunu kendiliğinden inceler. Dava idare mahkemesine açılırsa görev yönünden reddedilir; asliye hukuk mahkemesi de görevsizlik kararı verirse, Tokat dosyasında olduğu gibi uyuşmazlık Uyuşmazlık Mahkemesi’nde çözülür. Bu süreç yıllar alabilir. Aracın kanala düştüğü olaylarda dava, baştan asliye hukuk mahkemesinde açılmalıdır.

Su Kanalına Düşen Araç İçin Davalı Kim Olabilir

Aracın kanala düşmesinde birden fazla kişinin kusuru bir araya gelebilir. Yolun bakımından sorumlu idare, kanalı işleten kurum ve aracı kullanan sürücü, olayın özelliklerine göre birlikte sorumlu tutulabilir.

Olası davalıSorumluluğun kaynağıDayanak
Karayolları Genel MüdürlüğüYapım ve bakımından sorumlu olduğu karayollarında can ve mal güvenliği için gerekli düzenleme ve işaretlemeyi yapmakKTK m.7/a
BelediyeYapım ve bakımından sorumlu olduğu yolları trafik düzeni ve güvenliğini sağlayacak durumda bulundurmak, trafik için tehlike oluşturan engelleri işaretlemekKTK m.10/b
DSİ Genel MüdürlüğüDSİ tarafından işletilen kanallarda koruyucu güvenlik tedbirleriCBK 4 m.121, Yönetmelik m.10/2
Sulama birliğiİşletmesi devredilen kanallarda bakım, onarım ve güvenlik tedbirleri6172 m.3/3, Yönetmelik m.10/2
Sürücü ve işletenAracın işletilmesinden doğan zararKTK m.85
Trafik sigortası şirketiİşletenin sorumluluğunu poliçe limitine kadar karşılamakKTK m.91

Karayolları Trafik Kanunu’nun 10. maddesi belediyelere, “karayolunda trafik için tehlike teşkil eden engelleri gece veya gündüze göre kolayca görülebilecek şekilde işaretlemek veya ortadan kaldırmak” görevini de verir. Yol kenarında açık duran bir kanal, bu anlamda bir tehlikedir.

Büyükşehirde Yolun Sahibi Hangi Belediye

Kanalın kenarından geçen yol bir büyükşehir sınırındaysa, belediyeler arasındaki görev bölüşümü de önem kazanır. 5216 sayılı Büyükşehir Belediyesi Kanunu’nun 7. maddesi meydan, bulvar, cadde ve ana yolların yapım ve bakımını büyükşehir belediyesine bırakır; bunların dışında kalan yollar ilçe belediyesinin sorumluluğundadır. Devlet ve il yollarında ise sorumluluk, kural olarak Karayolları Genel Müdürlüğüne aittir. Yanlış belediyeye açılan dava husumetten reddedilebileceği için yolun hangi idarenin ağında olduğu dava açılmadan önce yazılı olarak sorulmalıdır.

DSİ Kanalın Birliğe Devredildiğini Savunabilir

Tokat dosyasında DSİ, kanalın sulama birliğine işletme ve bakım sorumluluğuyla birlikte devredildiğini, kendisinin yalnızca denetim yükümlülüğü bulunduğunu savunmuştur. Bu savunma hukuken dayanaksız değildir. DSİ Su Yapıları Koruyucu Güvenlik Tedbirleri Yönetmeliği’nin 10. maddesine göre DSİ’nin işlettiği tesislerde güvenlik tedbirlerinin bakım, onarım ve kontrolü DSİ bölge müdürlüklerine, işletmesi devredilen tesislerde ise işletenlere aittir.

Bu nedenle dava açılmadan önce kanalın hangi kurumun işletmesinde olduğu öğrenilmelidir. Bilgi, DSİ bölge müdürlüğüne ya da ilgili sulama birliğine yazılı olarak sorulabilir. Belirsizlik devam ediyorsa hem DSİ’nin hem de birliğin davalı gösterilmesi, yanlış davalı riskini azaltır.

Yol mu Sonra Yapıldı, Kanal mı: Güvenlik Önlemini Kim Almalıydı

Yol ile kanalın yan yana olduğu yerlerde, güvenlik önleminin hangi kurum tarafından alınacağını Yönetmelik açıkça düzenler. 5. maddenin beşinci fıkrasına göre karayolu ve demiryolu ağı güzergâhında sonradan tesis edilen su yapılarına yönelik koruyucu güvenlik tedbirleri, ilgili idarelerin kriterlerine uygun olarak DSİ tarafından alınır. Yol güzergâhı sonradan yapılırsa bu tedbirleri ilgili yol idaresi alır.

Aynı maddenin yedinci fıkrası da su yapılarının koruma alanlarında kalan karayollarında ve demiryollarında koruyucu güvenlik tedbirlerinin, bunlardan sorumlu idareler tarafından alınacağını söyler.

Bu kural davada kusurun paylaştırılmasında belirleyici olabilir:

  • Kanal var olan bir yolun kenarına sonradan yapıldıysa, yol tarafındaki korkuluk ve bariyer eksikliği öncelikle DSİ’nin tedbir yükümlülüğüyle ilgilidir.
  • Yol mevcut bir kanalın yanından sonradan geçirildiyse, otokorkuluk ve işaretleme öncelikle yol idaresinin yükümlülüğüdür.
  • Hangisinin önce yapıldığı; kanalın proje ve inşaat tarihleri ile yolun yapım tarihinden, gerekirse ilgili idarelerden istenecek belgelerden anlaşılır.

Yapım Tarihleri Nasıl Öğrenilir

Kanalın ve yolun yapım tarihleri çoğu zaman ailenin elinde bulunmaz. Bu bilgiler, 4982 sayılı Bilgi Edinme Hakkı Kanunu çerçevesinde DSİ bölge müdürlüğünden, sulama birliğinden ve yolun bağlı olduğu idareden yazılı olarak istenebilir. Dava açıldıktan sonra ise mahkemeden, bu kurumlara müzekkere yazılarak kanalın proje ve kabul tarihlerinin, devir sözleşmesinin, yolun yapım ve genişletme tarihlerinin ve olay yerine ait güvenlik tedbiri kayıtlarının getirtilmesi talep edilir.

Yönetmeliğin 9. maddesi, su yapılarındaki güvenlik tedbirlerinin her yıl Mart, Temmuz ve Ekim aylarında kontrol edilmesini ve sonuçların tutanakla raporlanmasını öngörür. Kazadan önceki son kontrol tutanağı, eksikliğin idare tarafından bilinip bilinmediğini gösterebilir. 10. maddenin beşinci fıkrası da DSİ bölge müdürlüğü ile işletenlerin su yapılarında yaşanan kazaları kaydetmesini ister; aynı noktada daha önce araç düşmüşse bu kayıtlar idarenin tehlikeyi öngörebileceğini ortaya koyar.

Bu ayrımın bilirkişiye açıkça sorulması gerekir. Tokat dosyasında olduğu gibi yalnızca sürücünün hızına ve dikkatine odaklanan bir kusur raporu, yol ve kanal idarelerinin tedbir yükümlülüğünü hiç tartışmadan sonuca varabilir.

Araçtaki Yolcular Tazminatı Kimden İster

Araç kanala düştüğünde yolcular, kusuru bulunmayan üçüncü kişiler konumundadır. Zararlarını hem aracın sürücüsü ve işleteninden hem de kusuru varsa yol ve kanal idarelerinden isteyebilirler.

Uygulamada ilk başvurulan kaynak sürücünün zorunlu trafik sigortasıdır. Yargıtay 4. Hukuk Dairesi’nin E.2023/10753, K.2025/5307 (07.04.2025) sayılı kararına konu olayda, ıslak ve kaygan zeminde direksiyon hâkimiyetini kaybeden sürücünün aracı takla atmış ve orta refüjdeki sulama kanalına ters düşmüştü. Yolcu, sürekli iş göremezlik tazminatını aracın trafik sigortasından Sigorta Tahkim Komisyonu aracılığıyla istemişti. Talep, bu somut dosyada bilirkişi ücretinin kesin süre içinde yatırılmaması nedeniyle usulden reddedildi. Karar, yolcu zararının sürücünün trafik sigortasına yöneltilebileceğini, aynı zamanda usul kurallarının ne kadar sıkı uygulandığını gösterir.

Sigorta şirketine dava açmadan önce Karayolları Trafik Kanunu’nun 97. maddesi gereğince yazılı başvuru yapılması zorunludur. Şirket on beş gün içinde cevap vermez ya da verdiği cevap yetersiz kalırsa dava açılabilir veya Sigorta Tahkim Komisyonuna başvurulabilir. Sigorta şirketinin ödeyeceği tutar poliçe limitiyle sınırlıdır; 2026 yılı için sakatlanma ve ölüm teminatı kişi başına 3.600.000 TL’dir. Hangi kalemlerin sigorta kapsamında olduğunu ölümlü trafik kazalarında zorunlu trafik sigortasının karşıladığı zararlar yazımızda anlattık.

Manevi tazminat, trafik sigortasının teminatı dışındadır. Yolcuların ve ölen yolcuların yakınlarının manevi tazminat talebi sürücüye, araç işletenine ve kusuru varsa idarelere yöneltilir.

Sürücü Öldüyse ya da Tek Başına Kusurluysa

Su kanalına düşen araç çoğu zaman tek taraflı bir kazadır ve sürücünün kusuru ilk akla gelen ihtimaldir. Sürücü hayatını kaybettiyse, ailesinin trafik sigortasından talebi sınırlıdır. Karayolları Trafik Kanunu’nun 92. maddesinin (j) bendi, destekten yoksun kalan hak sahibinin, destek şahsının kusuruna denk gelen tazminat taleplerini sigorta teminatı dışında bırakır. Sürücü tam kusurluysa kendi sigortasından ailesine destek tazminatı ödenmez; kısmen kusurluysa talep o oranda azalır.

Bu sınır yalnızca sigorta şirketine karşıdır. Kaza yerinde korkuluk, bariyer ya da uyarı levhası bulunmaması gibi yol ve kanal idarelerine ait bir kusur varsa, sürücünün ailesi bu idarelere karşı dava açabilir. Kusur raporu, sürücünün kusuru ile idarenin kusurunu ayrı ayrı göstermelidir. Sürücünün hızı, viraj ve hava koşulları, yol yüzeyinin durumu, işaretleme ve korkuluk eksikliği, kusur paylaştırmasında birlikte değerlendirilir.

Yolcular bakımından durum farklıdır: sürücünün tam kusurlu olması, yolcuların sürücünün sigortasına başvurmasına engel değildir.

Hangi Zararlar İstenebilir

Su kanalına düşen araç olaylarında zararlar üç grupta toplanır:

Zararİstenebilecek kalemlerDayanak
ÖlümCenaze giderleri, destekten yoksun kalma tazminatı, yakınlar için manevi tazminatTBK m.53, m.56/2
YaralanmaTedavi giderleri, kazanç kaybı, geçici ve sürekli iş göremezlik, manevi tazminatTBK m.54, m.56/1
AraçOnarım bedeli ya da pert hâlinde aracın değeri, değer kaybı, aracın onarımda kaldığı süre için kullanım kaybıTBK m.49

Aracın kanala düşmesi çoğu zaman aracı kullanılamaz hâle getirir. Kasko sigortası varsa, aracın kendi hasarı kasko poliçesinin şartlarına göre karşılanır ve kasko şirketi ödediği bedeli kusurlu kişilere rücu edebilir. Sürücünün kendi aracındaki hasar, kendi trafik sigortasından istenemez; trafik sigortası üçüncü kişilere verilen zararı karşılar.

2026 Değişiklikleri: Faiz ve Kısmi Dava

2026 yılında iki önemli değişiklik yapılmıştır. 16 Temmuz 2026 tarihli 7589 sayılı Kanunla Türk Borçlar Kanunu’nun 55. maddesine eklenen fıkraya göre, çalışma gücünün azalması ya da yitirilmesinden doğan kayıplar ile destekten yoksun kalanların kayıplarında, kazancın bilindiği döneme ilişkin tazminata olay tarihinden, bilinemediği döneme ilişkin tazminata ise karar tarihinden itibaren kanuni faiz işler. Aynı fıkra, tahkikat başlayıncaya kadar ifa amacıyla yapılan ödemelerin tazminattan oransal olarak mahsup edileceğini de düzenler.

Aynı Kanunla Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun belirsiz alacak davasını düzenleyen 107. maddesi yürürlükten kaldırılmıştır. Tutarın dava açılırken bilinemediği tazminat davaları artık kısmi dava olarak açılır. 109. maddeye eklenen dördüncü fıkraya göre talep, aynı davada bir defaya mahsus olmak üzere tahkikatın sonuna kadar artırılabilir ve zamanaşımı artırılan kısım bakımından da dava tarihinden itibaren kesilmiş sayılır. Bu artırım hakkının bilirkişi raporu kesinleşmeden kullanılmaması, sonradan ikinci bir artırım imkânı bulunmadığı için önemlidir.

Rücu edilemeyen sosyal güvenlik ödemeleri ile ifa amacı taşımayan ödemeler, Borçlar Kanunu’nun 55. maddesinin birinci fıkrası gereğince tazminattan indirilemez. Ölen kişinin yakınlarına bağlanan ölüm aylığı ya da ferdi kaza sigortasından yapılan ödeme, destekten yoksun kalma tazminatını azaltmaz.

Ölümlü kazalarda hangi tazminatların istenebileceğini ölümlü trafik kazasında tazminat hakları yazımızda daha geniş olarak ele aldık.

Zamanaşımı ve Başvuru Süreleri

Dava adli yargıda görüldüğü için İdari Yargılama Usulü Kanunu’ndaki idareye başvuru ve altmış günlük dava süresi burada uygulanmaz. Zamanaşımı Karayolları Trafik Kanunu’nun 109. maddesine göre belirlenir.

DurumSüreDayanak
Maddi zarar, genel kuralZararın ve tazminat yükümlüsünün öğrenilmesinden itibaren 2 yıl, her hâlde kazadan itibaren 10 yılKTK m.109/1
Kaza aynı zamanda suç oluşturuyorsaCeza kanunlarının öngördüğü daha uzun zamanaşımıKTK m.109/2
Ölümlü kaza (taksirle öldürme)15 yılTCK m.85/1 ve m.66/1-d
Sigorta şirketine başvuruDava öncesi zorunlu; 15 gün cevap süresiKTK m.97

Sigorta şirketine yapılan başvurunun zamanaşımını kesmediğine dikkat edilmelidir. Zamanaşımı konusundaki ayrıntılar için trafik kazası tazminat davalarında zamanaşımı süresi yazımıza bakabilirsiniz.

Yetki bakımından Karayolları Trafik Kanunu’nun 110. maddesinin ikinci fıkrası, motorlu araç kazalarından doğan davaların sigortacının şubesinin ya da sigorta sözleşmesini yapan acentenin bulunduğu yer mahkemelerinden birinde veya kazanın meydana geldiği yer mahkemesinde açılabileceğini söyler. Sigorta şirketine karşı açılan dava ticari dava niteliğinde olduğundan asliye ticaret mahkemesinde görülür ve dava açılmadan önce arabulucuya başvurulması gerekir.

Kanala Düşme Kazasında Delil Nasıl Toplanır

Tokat dosyasının sonucu, delilin ne kadar önemli olduğunu gösterir. Kaza tespit tutanağında yol kusuru bulunmadığının yazılması, sonraki bilirkişi raporlarını da etkilemiştir. Bu nedenle tutanaktaki tespitler olay yerinin gerçek durumunu yansıtmıyorsa, buna ilk fırsatta itiraz edilmeli ve olay yeri bağımsız olarak belgelenmelidir.

Toplanması gereken deliller şunlardır:

  • Kaza tespit tutanağı, kroki, olay yeri fotoğrafları ve varsa kamera kayıtları
  • Yolun ve kanalın olay anındaki durumunu gösteren fotoğraf ve videolar: korkuluk, bariyer, uyarı levhası, yol çizgisi ve aydınlatma
  • Yol yüzeyindeki bozulmalar, viraj yapısı ve banket genişliği
  • Yolun ve kanalın yapım tarihleri, kanalın hangi kurumun işletmesinde olduğunu gösteren belgeler
  • DSİ ya da sulama birliğinden istenecek risk değerlendirmesi ve güvenlik tedbirleri kontrol tutanakları
  • Aynı noktada daha önce meydana gelmiş kazalara ilişkin kayıtlar
  • Otopsi raporu, hastane kayıtları ve maluliyet raporu

Olay yerinin durumu kısa sürede değişebileceği için Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 400. ve devamı maddeleri uyarınca dava açılmadan önce sulh hukuk mahkemesinden delil tespiti istenebilir. Keşifte trafik uzmanının yanında inşaat ya da su yapıları alanında uzman bir bilirkişinin de bulunması, kanal tarafındaki eksikliklerin tartışılmasını sağlar.

Ceza soruşturmasında sürücü hakkında taksirle öldürme ya da yaralama suçundan işlem yapılır. Ceza dosyasındaki kusur raporu hukuk hâkimini bağlamaz, ancak dosyadaki tespitler tazminat davasında delil olarak kullanılır. Ölümlü kazada sürücünün cezai sorumluluğunu ölümlü trafik kazası cezası kaç yıldır yazımızda anlattık.

Kusur Raporu Yalnızca Sürücüye Bakıyorsa

Kanala düşme kazalarında davanın sonucunu çoğu zaman kusur raporu belirler. Tokat dosyasında ilk derece mahkemesi, dosyadaki bütün kusur raporlarına göre davalı idarelerin kusursuz olduğu sonucuna varmış ve bu sonuç Yargıtay’da onanmıştır. Aile temyiz dilekçesinde raporların yetersiz olduğunu, yolda uyarı levhası bulunmadığını, zeminde bozulmalar olduğunu ve kanal ile yol arasında korkuluk bulunmadığını ileri sürmüş, ancak bu itirazlar sonucu değiştirmemiştir.

Bu nedenle rapora itiraz, raporun tebliğinden hemen sonra ve somut olarak yapılmalıdır. Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 281. maddesine göre taraflar, raporun kendilerine tebliğinden itibaren iki hafta içinde raporda eksik görülen hususların tamamlattırılmasını, belirsiz noktalar hakkında açıklama yapılmasını ya da yeni bilirkişi atanmasını isteyebilir. Süresinde itiraz edilmemesi, rapordaki eksikliklerin sonradan ileri sürülmesini güçleştirir.

İtirazda şu soruların cevaplanmasının istenmesi yararlı olur:

  • Olay yerinde otokorkuluk ya da bariyer bulunması gerekiyor muydu, varsa neden yoktu
  • Yol ile kanal arasındaki mesafe ve banket genişliği güvenli miydi
  • Virajın ya da tehlikeli kesimin önünde uyarı levhası ve hız sınırı işareti bulunuyor muydu
  • Kanal ile yoldan hangisi önce yapıldı ve güvenlik tedbirini alma yükümlülüğü kimdeydi
  • Yol yüzeyindeki bozulmaların kazanın oluşumuna etkisi var mıydı
  • Korkuluk bulunsaydı aracın kanala düşmesi ya da ölüm sonucu önlenebilir miydi

Raporu hazırlayan heyette yalnızca trafik bilirkişisi bulunuyorsa, yol yapısı ve su yapıları konusunda uzman bir bilirkişinin de heyete katılması istenebilir. Kusurun yalnızca sürücünün hızına ve dikkatine bağlanması, idarelerin tedbir yükümlülüğünü tartışma dışı bırakır; itiraz bu boşluğu hedef almalıdır. Hukuk hâkimi, ceza dosyasındaki kusur raporuyla da bağlı değildir.

Sıkça Sorulan Sorular

Su kanalına düşen araç için hangi mahkemede dava açılır?

Kaza karayolunda hareket hâlindeki araçla meydana geldiği için trafik kazasıdır ve Karayolları Trafik Kanunu’nun 110. maddesi gereğince adli yargıda, asliye hukuk mahkemesinde görülür. Uyuşmazlık Mahkemesi, davalılar Karayolları Genel Müdürlüğü ve DSİ olsa bile bu sonuca varmıştır. Sigorta şirketine karşı dava ise asliye ticaret mahkemesinde açılır.

Karayolları ya da belediye aleyhine idare mahkemesinde dava açabilir miyim?

Trafik kazasından doğan zararlarda idare mahkemesine açılan dava görev yönünden reddedilebilir. Uyuşmazlık Mahkemesi’nin 2019 ve 2021 tarihli kararları, yol idaresinin kusuruna dayanılsa bile trafik kazası davalarının adli yargıda görüleceği yönündedir.

DSİ de davalı gösterilebilir mi?

Gösterilebilir. Kanal DSİ tarafından işletiliyorsa ve kanal tarafında bir güvenlik eksikliği varsa DSİ de sorumlu olabilir. Kanalın işletmesi sulama birliğine devredilmişse güvenlik tedbirlerinin bakımı birliğe aittir; bu durumda birliğin de davalı gösterilmesi gerekir.

Kanal ile yol arasında korkuluk yoksa kim sorumludur?

Yönetmelik bunu hangi yapının sonra yapıldığına göre belirler. Kanal var olan bir yolun kenarına sonradan yapıldıysa tedbiri DSİ, yol mevcut bir kanalın yanından sonradan geçirildiyse tedbiri yol idaresi alır.

Sürücü tam kusurluysa ailesi tazminat alabilir mi?

Sürücünün kendi trafik sigortasından ailesine destek tazminatı ödenmez. Ancak yol ya da kanal idarelerinin de kusuru varsa, aile bu idarelere karşı kusurları oranında dava açabilir.

Araçtaki yolcular kimden tazminat ister?

Yolcular zararlarını önce sürücünün trafik sigortasından, poliçe limitine kadar isteyebilir. Limiti aşan zarar ve manevi tazminat için sürücüye, araç işletenine ve kusuru varsa yol ve kanal idarelerine başvurulur.

Sigorta şirketine başvurmadan dava açılabilir mi?

Hayır. Karayolları Trafik Kanunu’nun 97. maddesi gereğince sigorta şirketine yazılı başvuru yapılması dava şartıdır. Şirket on beş gün içinde cevap vermezse dava açılabilir ya da Sigorta Tahkim Komisyonuna gidilebilir.

İdareye önceden başvurmak zorunda mıyım?

Hayır. İdareye ön başvuru şartı idari yargıdaki tam yargı davalarına özgüdür. Trafik kazasından doğan dava adli yargıda görüldüğü için bu şart aranmaz.

Zamanaşımı ne kadardır?

Genel kural, zararın ve sorumlunun öğrenilmesinden itibaren iki yıl ve her hâlde kazadan itibaren on yıldır. Kaza aynı zamanda suç oluşturuyorsa ceza zamanaşımı uygulanır; ölümlü kazalarda bu süre on beş yıldır.

Su kanalına düşen araba için kasko öder mi?

Kasko poliçesi aracın kendi hasarını, poliçedeki teminat ve istisnalara göre karşılar. Kasko şirketi ödediği bedeli, kusuru bulunan yol ya da kanal idaresine rücu edebilir. Kasko yoksa hasar doğrudan kusurlu idareden istenebilir; sürücünün kendi aracındaki hasar, kendi trafik sigortasından karşılanmaz.

Kanala düşen araç için tutanakta yol kusuru yok yazıyorsa ne yapmalıyım?

Tutanak mahkemeyi bağlamaz, ancak güçlü bir delildir. Olay yerini fotoğraf ve videoyla belgeleyin, delil tespiti isteyin ve bilirkişiden korkuluk, işaretleme ve yol yüzeyi eksikliklerini ayrıca değerlendirmesini talep edin.

Eski tarihli kazalarda da adli yargı mı görevlidir?

  1. maddenin göreve ilişkin hükmü 2011’de yürürlüğe girmiştir ve bu tarihten önce idari yargıda açılmış davalara uygulanmaz. Yargıtay’ın 2010 tarihli, kanala düşen araç için idari yargıyı görevli sayan kararı bu dönemin davasına aittir.

Ceza davası sonucunu beklemek gerekir mi?

Gerekmez. Tazminat davası ceza davasından bağımsızdır ve hukuk hâkimi ceza hâkiminin kusur değerlendirmesiyle bağlı değildir. Beklerken zamanaşımı süresinin dolmamasına dikkat edilmelidir.

Yol ve Kanal Birlikte Değerlendirilir

Su kanalına düşen araç olaylarında hukuki tablo üç sorunun cevabına bağlıdır: olay karayolunda mı başladı, kanal ile yoldan hangisi önce yapıldı ve güvenlik tedbiri hangi kurumun sorumluluğundaydı. Birinci sorunun cevabı mahkemeyi, ikinci ve üçüncüsü davalıları ve kusurun paylaşımını belirler. Görev tartışmasında yıllar kaybetmemek için dava baştan asliye hukuk mahkemesinde açılmalı, kusur raporunun yalnızca sürücüye odaklanmaması için yol ve kanal tarafındaki eksiklikler ilk günlerden belgelenmelidir.

Aracınız ya da bir yakınınızın aracı kanala düştüyse, sorumluların ve başvuru sürelerinin belirlenmesi için iletişim sayfasından bize ulaşabilirsiniz.


Bu içerik, 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu, 6172 sayılı Sulama Birlikleri Kanunu ve DSİ Su Yapıları Koruyucu Güvenlik Tedbirleri Yönetmeliği’nin yürürlükteki hükümleri ile Uyuşmazlık Mahkemesi ve Yargıtay kararlarına dayanan genel nitelikte bir açıklamadır ve hukuki tavsiye yerine geçmez. Somut olayınızdaki sorumluluk için bir avukatla görüşmeniz gerekir.

Av. Handan Sayan Özgül — Ankara Barosu

İletişim

Bu yazı genel niteliktedir; somut olayın koşulları sonucu değiştirir. Dosyanıza ilişkin görüşme için iletişim bilgileri aşağıdadır.

Bu yazı genel bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır; hukuki danışmanlık yerine geçmez. Mevzuat ve içtihat değişebildiğinden, karar vermeden önce güncel durumu bir avukatla değerlendirmenizi öneririz.

Devamı

İlgili yazılar