İçindekiler · 14 bölüm
İdari dava süresinin kaçırılması, davanın esasına hiç girilmeden süre aşımı nedeniyle reddedilmesi sonucunu doğurur ve bu sonucu değiştirecek yollar sanıldığından çok daha dardır. İdare mahkemesi süreyi kendiliğinden inceler; idare itiraz etmese de, dava yıllar sürse de, süre aşımı fark edildiği anda dava reddedilir. İşlem ne kadar açık biçimde hukuka aykırı olursa olsun, süresinde açılmamış bir davada bu hukuka aykırılık incelenmez.
Süre kaçırıldıktan sonra en sık başvurulan yol, aynı konuda idareye yeniden dilekçe verip yeni bir ret cevabı almak ve buna karşı dava açmaktır. Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu bu yolu 2020 yılında kesin olarak kapatmıştır. Hukuk yargısından bilinen eski hale getirme kurumu ise İdari Yargılama Usulü Kanunu’nda düzenlenmemiştir. Açık kalan dar yollar; görevsiz ya da yanlış mercie zamanında başvurulmuş olması, tebliğin usulsüz olması, işlemde sürenin gösterilmemesi ve belgelenebilen bir mücbir sebep bulunmasıdır. Bu yazı, bu ihtimalleri ve sınırlarını açıklamaktadır.
Bir Bakışta: İdari Dava Süresinin Kaçırılması
- Süre aşımı kendiliğinden incelenir. Mahkeme ilk incelemede ve davanın her aşamasında süreye bakar; idarenin itiraz etmesi gerekmez.
- Süresinde açılmayan dava reddedilir. İYUK’un 15. maddesi süre aşımında davanın reddine karar verileceğini düzenler; esasa girilmez.
- Aynı istemle yeniden başvurmak süreyi diriltmez. Danıştay İDDK’nın 17 Aralık 2020 tarihli kararı, hukuki durumda değişiklik yoksa ikinci başvurunun geçmiş süreyi ihya etmeyeceğini kesin olarak karara bağlamıştır.
- Eski hale getirme İYUK’ta düzenlenmemiştir. Kanunun HMK’ya yaptığı yollamalar arasında da sayılmadığından bu kuruma güvenilemez.
- Görevsiz yere zamanında başvurulmuşsa süre korunur. Adli yargıdan görevsizlik kararı kesinleştikten sonra otuz gün içinde idari yargıda dava açılabilir.
- Mücbir sebep istisnai olarak dikkate alınabilir. Belgelenen ağır hastalık ya da karantina gibi durumlar Danıştay kararlarında değerlendirilmiştir.
İdari Davada Dava Açma Süresi Geçerse Ne Olur
İdari davada dava açma süresi geçerse, dava süre aşımı nedeniyle reddedilir. İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 14. maddesinin üçüncü fıkrası, dava dilekçelerinin ilk incelemede sırasıyla görev ve yetki, idari merci tecavüzü, ehliyet, kesin ve yürütülmesi gereken işlem, süre aşımı, husumet ve dilekçenin şekil şartları yönünden inceleneceğini söyler. 15. maddenin birinci fıkrasının (b) bendi ise süre aşımı hâlinde davanın reddine karar verileceğini düzenler.
Bu ret kararı, davanın esası hakkında bir karar değildir. Mahkeme işlemin hukuka uygun olup olmadığını incelemez; yalnızca davanın süresinde açılmadığını tespit eder. Kişi davayı haklı bir işleme karşı değil, açıkça hukuka aykırı bir işleme karşı açmış olsa bile sonuç değişmez. Danıştay Dergisi’nde yayımlanan bir incelemede de vurgulandığı gibi, dava süresinde açılmazsa zarara uğrayanlar esas bakımından ne denli haklı olursa olsun dava süre aşımı yönünden reddedilir.
Süre aşımının sonucu, işlemin kişi bakımından kesinleşmesidir. İşlem hukuk düzeninde varlığını sürdürür ve uygulanmaya devam eder. İptal davası yolu kapandığı için işlemin ortadan kaldırılması artık yargı yoluyla istenemez. İdarenin işlemi kendiliğinden geri alması ise ayrı bir konudur ve idarenin takdirine bağlıdır.
Süre Aşımı Davanın Her Aşamasında İncelenir
Süre aşımı yalnızca ilk incelemede değil, davanın her aşamasında incelenir. İYUK’un 14. maddesinin altıncı fıkrası, ilk incelemede sayılan hususların ilk incelemeden sonra tespit edilmesi hâlinde de davanın her safhasında 15. madde hükmünün uygulanacağını söyler. Mahkeme dilekçeyi kabul edip savunma almış, hatta bilirkişi incelemesi yaptırmış olsa bile, süre aşımını fark ettiğinde davayı reddeder.
Danıştay Dergisi’nde aktarılan Danıştay İçtihatları Birleştirme Kurulu’nun E.1970/1, K.1973/1 sayılı ve 24 Şubat 1973 tarihli kararı bu ilkeyi yarım yüzyıl önce kurmuştur: bir davanın görülmesi sırasında süre aşımı gözetilmeden karar verilmişse, kararın düzeltilmesi aşamasında davanın yeniden incelenmesi sırasında süre aşımının nazara alınması gerekir. Aynı incelemede aktarılan İdari Dava Daireleri Kurulu’nun E.2008/1199, K.2009/1816 sayılı kararı da dava açma süresini kamu düzeninden saymıştır.
Kamu düzeni niteliğinin anlamı şudur: taraflar süre konusunda anlaşamaz, idare süre aşımından feragat edemez ve mahkeme bu konuyu kendiliğinden araştırır. İdarenin savunmasında süre aşımından hiç söz etmemesi, kişi için bir güvence oluşturmaz.
Dava Açma Süresi Hak Düşürücü Süredir
İdari dava açma süresi, uygulamada hak düşürücü nitelikte kabul edilir. Danıştay Dergisi’nde yayımlanan incelemede aktarıldığı üzere doktrinde bu sürelerin hak düşürücü olduğunu savunan çoğunluk görüşü yanında, kendine özgü bir süre olduğunu savunan ve düzenleyici nitelikte olduğunu ileri süren görüşler de vardır. Uygulama ise çoğunluk görüşünü izler: süre kullanılmadığında dava hakkı düşer ve bu durum mahkemece kendiliğinden gözetilir.
Hak düşürücü sürenin en önemli özelliği, zamanaşımından farklı olarak kesilmemesi ve karşı tarafın ileri sürmesine bağlı olmamasıdır. İdari dava süresinin kaçırılması bu yüzden idarenin bir savunması değil, davanın kendiliğinden incelenen bir şartının eksikliğidir. Kanunun idareye başvuru hâlinde sürenin durmasına imkân tanıması, bu sürelere kendine özgü bir nitelik kazandırsa da, süre bir kez dolduğunda sonuç değişmez.
Sürenin hak düşürücü niteliği, davanın içeriğine de yansır. İYUK’un 16. maddesinin dördüncü fıkrası, tarafların sürenin geçmesinden sonra verecekleri dilekçelere dayanarak hak iddia edemeyeceklerini söyler. Danıştay Dergisi’ndeki incelemede de belirtildiği gibi dava açma süresi geçtikten sonra talep sonucu değiştirilemez veya genişletilemez; yeni maddi olgular ise sonraki dilekçelerde ileri sürülebilir. Dava süresinde açılmış olsa bile, istenen şeyin dava dilekçesinde eksiksiz yazılması bu nedenle önem taşır.
60 Gün İçinde Dava Açılmazsa Ne Olur
60 gün içinde dava açılmazsa, işlem kişi bakımından kesinleşir ve iptal davası yolu kapanır. Altmış günlük süre, özel süre öngörülmeyen idari işlemler için genel süredir; vergi davalarında otuz gün, bazı özel işlemlerde yedi, on beş ve otuz günlük süreler uygulanır. Hangi işlemde hangi sürenin geçerli olduğu idari dava açma süresi kaç gün yazımızda gösterilmiştir.
Sürenin geçmesi, işlemin hukuka uygun hâle geldiği anlamına gelmez. İşlem hukuka aykırı olmaya devam eder, ama bu aykırılık artık iptal davası yoluyla ileri sürülemez. Kişinin işlemle bağlantılı başka bir işleme karşı açacağı davada, önceki işlemin hukuka aykırılığını tartışma imkânı ise çoğu zaman sınırlıdır.
İşlemden doğan zararın tazmini bakımından tablo daha karmaşıktır. İptal davası süresi kaçırılmışsa işlemin iptali istenemez, ancak işlemin uygulanmasından sonradan doğan bir zarar için tam yargı yolunun açık kalıp kalmadığı ayrıca değerlendirilir. Bu ayrım ve üç ayrı yolun hangisinin açık kaldığı iptal ve tam yargı davası yazımızın konusudur; burada tekrar edilmemiştir.
Aynı İstemle Yeniden Başvurmak Süreyi Diriltir mi
Aynı istemle yeniden başvurmak süreyi diriltmez. Bu konudaki en açık karar, Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu’nun E.2020/182, K.2020/173 sayılı ve 17 Aralık 2020 tarihli kararıdır. Kurul, bölge idare mahkemesi daireleri arasındaki aykırılığı gidermek için oyçokluğuyla ve kesin olarak karar vermiştir.
Olayda davacılar, bir görevde yükselme sınavındaki atamaların yargı kararıyla hukuka aykırı bulunmasından sonra, kendilerine de yeniden tercih hakkı verilmesi için idareye başvurmuştu. Bu başvuru idarece açıkça reddedilmiş, ancak ret işlemine karşı süresi içinde dava açılmamıştı. Davacılar dava süresi geçtikten sonra aynı istemle idareye ikinci kez başvurmuş, bu başvurunun cevapsız kalması üzerine de dava açmıştı. Bir bölge idare mahkemesi dairesi davaları süresinde saymış, başka bir daire ise süre aşımından reddetmişti.
Kurul ikinci görüşü benimsemiştir. Karara göre ilk başvurunun reddi üzerine bu işlemin iptali istemiyle süresinde dava açılması gerekirken, anılan işlemden sonra hukuki durumda herhangi bir değişiklik olmadığı hâlde aynı istemle yapılan ikinci başvurunun geçmiş olan dava açma süresini ihya etmeyeceği açıktır; bu nedenle davanın süre aşımı nedeniyle reddi gerekir. Aykırılığa konu kararlardan birinin gerekçesinde de belirtildiği gibi, aksi yorumun kabulü hâlinde kanunla getirilen dava açma sürelerinin bir anlamı kalmaz ve idari işlemler her zaman dava tehdidi altında kalır.
Hukuki Durum Değişmişse Sonuç Farklı mı
Kararın kendi ifadesi, sınırı da gösterir: ikinci başvurunun süreyi diriltmemesi, hukuki durumda değişiklik olmaması şartına bağlanmıştır. Kişinin hukuki durumunu değiştiren yeni bir olay, örneğin yeni bir kanun hükmü, işlemin dayanağını ortadan kaldıran bir yargı kararı ya da kişinin yeni bir hak kazanması söz konusuysa, bu yeni duruma dayanan başvuru ayrı bir işlem doğurabilir.
Bu ayrımın sınırı dikkatle çizilmelidir. Kararda da kişilerin yargı kararlarının sonuçlarından yararlanmak için idareye başvurabileceği kabul edilmiş, ancak ilk başvuru reddedildikten sonra bu ret işlemine karşı dava açılması gerektiği vurgulanmıştır. Yeni hukuki durumdan yararlanma hakkı da bir kez kullanılır; ret üzerine süresinde dava açılmazsa aynı hakka dayanan ikinci başvuru süreyi yeniden başlatmaz.
Kararda üç üyenin karşı oyu bulunduğu da not edilmelidir. Karşı oy, idarenin kendiliğinden işlem tesis etmediği bu tür durumlarda ikinci başvurunun da süreyi başlatması gerektiğini savunmuştur. Ancak karar kesin niteliktedir ve bölge idare mahkemelerinin uygulamasını bu yönde birleştirmiştir.
İdare Mahkemesi Eski Hale Getirme Var mı
İdare mahkemesi eski hale getirme kurumu, İdari Yargılama Usulü Kanunu’nda düzenlenmemiştir. Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nda ve Ceza Muhakemesi Kanunu’nda, elinde olmayan sebeplerle süreyi kaçıran kişinin belirli bir süre içinde eski hale getirme talebinde bulunabileceği düzenlenmiştir. İYUK’ta ise böyle bir madde yoktur.
İYUK’un 31. maddesi, Kanunda hüküm bulunmayan bazı konularda Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun uygulanacağını söyler ve bu konuları tek tek sayar: hâkimin davaya bakmaktan memnuiyeti ve reddi, ehliyet, üçüncü kişilerin davaya katılması, davanın ihbarı, vekiller, dosyanın incelenmesi, feragat ve kabul, teminat, karşı dava, bilirkişi, keşif, delillerin tespiti, yargılama giderleri, adli yardım, duruşma düzeni, elektronik işlemler ve ses ve görüntü aktarımıyla duruşma. Eski hale getirme bu listede yer almaz.
Bu nedenle adli yargıdaki gibi iki haftalık bir eski hale getirme talebine dayanarak süre aşımını aşmaya güvenilemez. Uygulamada bu kurumun idari yargıda kıyasen uygulanması zaman zaman ileri sürülse de, kanunda açık bir dayanağı bulunmayan bir yola dayanarak dava süresini kaçırmayı telafi etmeye çalışmak yüksek bir risk taşır. İdari yargıda süre kaçırmanın sonuçlarını hafifletebilecek yollar, aşağıda anlatılan mücbir sebep ve usul kurallarıdır.
Eski Hale Getirme Süresi İYUK Bakımından
Eski hale getirme süresi İYUK’ta öngörülmemiştir; çünkü kurumun kendisi Kanunda yer almaz. İnternette “eski hale getirme süresi İYUK” diye aranan sürenin karşılığı, hukuk yargılamasındaki iki haftalık süre ya da ceza yargılamasındaki yedi günlük süredir. Bu süreler idari davada dava açma süresini kaçıran kişi için bir dayanak oluşturmaz.
Bu nokta, idari yargıdaki süre rejiminin katılığını gösterir. Hukuk davasında hastalık, doğal afet ya da benzeri bir engel nedeniyle süreyi kaçıran kişi, engelin kalkmasından itibaren belli bir süre içinde başvurarak kaybettiği hakkı geri isteyebilir. İdari davada ise bu imkân kanunla tanınmamıştır; engelin varlığı ancak mücbir sebep olarak ve istisnai hâllerde değerlendirilebilir.
Mücbir Sebep Süre Kaçırmayı Telafi Eder mi
Mücbir sebep, belgelendiği ve süreyi kaçırmaya gerçekten yol açtığı istisnai hâllerde Danıştay tarafından dikkate alınmıştır. Danıştay Dergisi’nde aktarılan Danıştay 5. Dairesi’nin E.2021/5580, K.2021/2566 sayılı ve 16 Eylül 2021 tarihli kararında, davacı vekili Covid-19 nedeniyle temaslı olarak karantinada bulunduğunu, ardından testinin pozitif çıkması üzerine hastanede yattığını beyan etmiş ve test sonucunu sunmuştu. Daire, bu hususların araştırılarak mücbir sebep şartları da gözetilerek karar verilmesi gerektiğini belirtmiştir.
Bu karar, mücbir sebebin idari yargıda tamamen yok sayılmadığını gösterir; ancak ölçütleri dardır. Mücbir sebep, kişinin iradesi dışında gelişen, önceden öngörülemeyen ve kaçınılmaz bir olay olmalıdır. İş yoğunluğu, tebligatın geç fark edilmesi, avukat bulunamaması ya da sürenin yanlış hesaplanması mücbir sebep sayılmaz.
Mücbir sebebin kanıtı da kişiye aittir. Hastane kayıtları, epikriz raporu, karantina belgesi ya da doğal afeti gösteren resmî kayıtlar, olayın hangi tarihler arasında sürdüğünü ve dava açmayı neden imkânsız kıldığını göstermelidir. Engel kalktıktan sonra da vakit kaybetmeden dava açılması gerekir.
Genel Olağanüstü Durumlarda Sürelerin Durması
Genel olağanüstü durumlarda süreler kanun ya da kararname ile durdurulabilir ve bu durumda kişinin ayrıca mücbir sebep ispat etmesi gerekmez. Covid-19 salgınında yargısal süreler 13 Mart 2020 ile 15 Haziran 2020 arasında durdurulmuştur. 6 Şubat 2023 depremlerinden sonra 141 sayılı Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi ile yalnızca deprem bölgesindeki iller için süreler 6 Şubat ile 7 Nisan 2023 arasında durmuştur.
Bu dönemlere denk gelen bir süreyi hesaplarken durma süresi dikkate alınmalıdır. Süre, durma döneminin sonunda kaldığı yerden işlemeye devam eder. Durma döneminin son günü ya da sürenin kalan kısmı ara verme dönemine rastlarsa, ayrıca yaz tatiline ilişkin uzama kuralı da uygulanabilir; bu kural idari dava açma süresi adli tatil yazımızda açıklanmıştır.
Görevsiz Yere Zamanında Açılan Dava Süreyi Korur
Görevsiz yere zamanında açılan dava, idari yargıdaki süreyi korur. İYUK’un 9. maddesine göre idari yargının görev alanına girdiği hâlde adli yargıya açılan davalar görev yönünden reddedilirse, bu kararın kesinleşmesini izleyen günden itibaren otuz gün içinde görevli idari yargı merciinde dava açılabilir. Görevsiz yargı merciine başvurma tarihi, idari yargıya başvurma tarihi olarak kabul edilir.
Aynı maddenin ikinci fıkrası ek bir güvence tanır: görevsizlik kararının kesinleşmesinden sonra otuz günlük süre geçirilmiş olsa bile, idari dava açılması için öngörülen asıl süre henüz dolmamışsa, dava bu süre içinde de açılabilir. Böylece kişi, iki süreden hangisi daha uzunsa ondan yararlanır.
Bu korumanın şartı, adli yargıdaki davanın idari dava süresi içinde açılmış olmasıdır. Asıl süre geçtikten sonra adli yargıya açılan bir dava, görevsizlik kararından sonra idari yargıya taşındığında da süre aşımıyla karşılaşır; çünkü başvurma tarihi korunur, ama o tarihte süre zaten dolmuştur.
İdari Yargı İçinde Yanlış Mahkeme ve Yanlış Merci
İdari yargı içinde yanlış mahkemeye açılan dava için ayrıca bir süre kaybı yoktur. İYUK’un 15. maddesinin birinci fıkrasının (a) bendine göre idari yargının görevli olduğu konularda görevli veya yetkili olmayan mahkemeye açılan dava, görev veya yetki yönünden reddedilerek dosya görevli veya yetkili mahkemeye gönderilir. Dava bu durumda ilk açıldığı tarihte açılmış sayılır.
Dilekçenin yanlışlıkla bir idari makama verilmesi hâlinde de benzer bir koruma vardır. Kanunun 15. maddesinin (e) bendine göre idari merci tecavüzü hâlinde dilekçe görevli idari mercie tevdi edilir ve ikinci fıkra uyarınca Danıştaya veya ilgili mahkemeye başvurma tarihi, mercie başvurma tarihi olarak kabul edilir.
Yanlış Hasım ve Dilekçe Hatası Süreyi Etkiler mi
Yanlış hasım gösterilmesi süreyi etkilemez. İYUK’un 15. maddesinin birinci fıkrasının (c) bendi, davanın hasım gösterilmeden ya da yanlış hasım gösterilerek açılması hâlinde dava dilekçesinin mahkemece tespit edilecek gerçek hasma tebliğine karar verileceğini söyler. Dava reddedilmez ve açıldığı tarih korunur; bu konu idari yargıda husumet yazımızda ayrıntılı olarak anlatılmıştır.
Dilekçenin şekil şartlarına uymaması da tek başına süre kaybına yol açmaz. Kanun, bu durumda dilekçenin otuz gün içinde yeniden düzenlenmek üzere reddedilmesini öngörür. Yeni dilekçe bu süre içinde verilirse dava süresinde açılmış sayılır. Ancak yenilenen dilekçede aynı hatalar tekrarlanırsa dava reddedilir.
Bu korumaların ortak noktası, kişinin süre içinde bir yargı yerine ya da mercie başvurmuş olmasıdır. Kanun, süresinde gösterilen hak arama iradesini korur; hiç başvurulmamış bir süreyi ise korumaz. İdari dava süresinin kaçırılması ile süre içinde yanlış kapıya başvurulması arasındaki fark, aşağıdaki tabloda özetlenmiştir.
| Durum | Süre korunur mu | Dayanak |
|---|---|---|
| Süre içinde adli yargıya dava açıldı, görevsizlik verildi | Evet, kesinleşmeden itibaren 30 gün ya da kalan asıl süre | İYUK m.9 |
| İdari yargıda görevsiz veya yetkisiz mahkemeye açıldı | Evet, dosya gönderilir | İYUK m.15/1-a |
| Dilekçe süre içinde yanlış idari mercie verildi | Evet, mercie başvuru tarihi esas alınır | İYUK m.15/1-e ve m.15/2 |
| Yanlış hasım gösterildi | Evet, gerçek hasma tebliğ edilir | İYUK m.15/1-c |
| Dilekçe şekil yönünden reddedildi | 30 gün içinde yenilenirse evet | İYUK m.15/1-d |
| İşlemde süre gösterilmemiş | Genel süre uygulanır | İBK E.2021/2 K.2022/1 |
| Süre geçtikten sonra aynı istemle yeniden başvuruldu | Hayır | İDDK E.2020/182 K.2020/173 |
| Eski hale getirme talebi | Kanunda düzenlenmemiş | İYUK m.31 |
| Belgelenmiş mücbir sebep | İstisnai olarak değerlendirilebilir | Danıştay 5. D. E.2021/5580 |
İşlemde Süre Yanlış ya da Eksik Gösterilmişse
İşlemde süre hiç gösterilmemişse, kişi genel süreden yararlanır. Anayasa’nın 40. maddesi devletin, işlemlerinde ilgililerin hangi kanun yollarına ve mercilere başvuracağını ve sürelerini belirtmesini zorunlu tutar. Danıştay İçtihatları Birleştirme Kurulu’nun E.2021/2, K.2022/1 sayılı kararı, 19 Haziran 2022 tarihli Resmî Gazete’de yayımlanmıştır ve özel süreye tabi bir işlemde süre gösterilmemişse genel sürenin uygulanacağına karar vermiştir.
Bu koruma, kısa özel süreye tabi bir işlemde süreyi kaçırdığını düşünen kişi için önemli bir kapı açabilir. İşlem yazısında başvuru yolu ve süre hiç yazılmamışsa, kişinin davası özel kısa süreye göre değil, altmış günlük genel süreye göre değerlendirilir. Bu durumda “süre kaçtı” sanılan bir dosyada dava hâlâ süresinde olabilir.
İşlemde yanlış bir süre yazılmışsa sonuç somut olaya göre değişir. Anayasa Mahkemesi, idarenin verdiği bilginin başvurucuyu yanıltıp yanıltmadığına bakmaktadır; Danıştay Dergisi’nde aktarılan Nurşah Suna kararında, kanun yolu ve süre belirtilmemiş olsa da başvurucuyu yanıltacak muğlak bir bilgi bulunmadığı tespit edilmiştir. İdarenin yanıltıcı bir süre bildirmesi hâlinde bu durumun dava dilekçesinde açıkça ileri sürülmesi gerekir.
Süre Hesabı Hatalıysa Mahkemeye Erişim Hakkı
Süre hesabı mahkeme tarafından hatalı yapılmışsa, kişinin davası haksız yere süre aşımıyla reddedilmiş olur ve bu durum mahkemeye erişim hakkının ihlali sonucunu doğurabilir. Anayasa Mahkemesi, Danıştay Dergisi’nde aktarılan Özbakım kararında (B.No 2014/13156, 20.04.2017) Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi içtihadına atıf yaparak, öngörülen süre koşullarının açıkça hukuka aykırı olarak yanlış uygulanması ya da yanlış hesaplanması nedeniyle dava açma hakkının kullanılamaması hâlinde mahkemeye erişim hakkının ihlal edildiğini kabul etmek gerektiğini belirtmiştir.
Anayasa Mahkemesi’nin bu alandaki kararlarından biri de Semih Tekin başvurusudur (B.No 2018/34064). Mahkemenin 16 Nisan 2021 tarihli basın duyurusuna göre Genel Kurul, 17 Mart 2021 tarihinde, idareye başvurudan sonra kesin cevap beklenirken açılan davanın kanunun açık lafzıyla çelişen bir yorumla süre aşımından reddedilmesini mahkemeye erişim hakkının ihlali saymıştır. Karar, süre kurallarının öngörülemez biçimde yorumlanmasının kanunilik şartını ihlal ettiğini vurgular.
Bu kararlar, süreyi gerçekten kaçıran kişi için değil, süresinde dava açtığı hâlde süre aşımıyla karşılaşan kişi için bir yol gösterir. Kanun yolları tükendikten sonra Anayasa Mahkemesi’ne bireysel başvuru yoluna gidilebilir; bu başvurunun kendi süresi ve şartları Anayasa Mahkemesi bireysel başvuru şartları yazımızda anlatılmıştır.
Süre Kaçtı Sanılan Dosyalarda Kontrol Listesi
Süre kaçtı sanılan her dosyada, kesin sonuca varmadan önce birkaç noktanın kontrol edilmesi gerekir. Uygulamada süre aşımı sanılan dosyaların bir kısmında tebliğ usulsüzdür, bir kısmında süre hiç gösterilmemiştir, bir kısmında ise son gün tatile rastladığı için süre uzamıştır.
- Tebliğ usulüne uygun mu? Belgenin kime, nerede ve hangi tarihte verildiği, on sekiz yaş ve aynı konutta oturma şartları, kapıya yapıştırma usulü kontrol edilmelidir.
- Tebliğ tarihi doğru hesaplandı mı? Elektronik tebligatta beşinci gün kuralı, ilanen tebliğde on beş günlük ek süre gözden kaçmış olabilir.
- Son gün tatile ya da ara vermeye rastlıyor mu? Hafta sonu, bayram ve 20 Temmuz ile 31 Ağustos arası süreyi uzatır.
- İşlemde süre gösterilmiş mi? Gösterilmemişse genel süre uygulanır.
- Daha önce başka bir mercie başvuruldu mu? Adli yargıya, yanlış mahkemeye ya da idari mercie yapılan başvuru süreyi korumuş olabilir.
- İşlem gerçekten tebliğ edildi mi? Tebliğ yoksa ve işlem bütün unsurlarıyla öğrenilmemişse süre başlamamış olabilir.
Bu kontrollerin her biri ayrı bir yazıda ele alınmıştır. Tebliğin nasıl yapıldığına göre sürenin başlangıcı idari dava açma süresi ne zaman başlar yazımızda, tebliğ edilmeyen işlemlerdeki öğrenme kuralı ise tebliğ edilmeyen idari işlem yazımızda anlatılmıştır. Vergi davalarında sürenin geçmesinin sonuçları vergi mahkemesinde dava açma süresi yazımızın konusudur.
Sıkça Sorulan Sorular
İdari davada dava açma süresi geçerse ne olur?
Dava, esasına girilmeden süre aşımı nedeniyle reddedilir. İşlem kişi bakımından kesinleşir ve uygulanmaya devam eder.
60 gün içinde dava açılmazsa ne olur?
İptal davası yolu kapanır. İşlemin hukuka aykırılığı artık iptal davasıyla ileri sürülemez; tazminat yolunun açık olup olmadığı ayrıca değerlendirilir.
Süreyi kaçırdım, idareye yeniden başvurup yeni süre kazanabilir miyim?
Hukuki durumunuzda bir değişiklik yoksa kazanamazsınız. Danıştay İDDK’nın 2020 tarihli kesin kararına göre aynı istemle yapılan ikinci başvuru geçmiş dava süresini ihya etmez.
İdare mahkemesinde eski hale getirme istenebilir mi?
İYUK’ta eski hale getirme düzenlenmemiştir ve Kanunun HMK’ya yaptığı yollamalar arasında sayılmamıştır. Bu yola güvenerek süre kaçırmayı telafi etmek mümkün görünmemektedir.
Eski hale getirme süresi İYUK bakımından kaç gündür?
İYUK’ta böyle bir süre yoktur. Hukuk yargılamasındaki iki haftalık ve ceza yargılamasındaki yedi günlük süreler idari davalarda uygulanmaz.
Hastalık nedeniyle süreyi kaçırdım, ne yapabilirim?
Belgelenebilen ağır hastalık gibi mücbir sebepler Danıştay kararlarında istisnai olarak dikkate alınmıştır. Engelin tarihlerini gösteren belgelerle ve engel kalkar kalkmaz dava açılmalıdır.
İdare süre aşımını ileri sürmezse ne olur?
Mahkeme süreyi kendiliğinden inceler. Süre aşımı kamu düzenindendir ve davanın her aşamasında dikkate alınır.
Asliye hukuk mahkemesine açtığım dava reddedildi, süre kaçtı mı?
Adli yargıya idari dava süresi içinde başvurduysanız kaçmamıştır. Görevsizlik kararının kesinleşmesinden itibaren otuz gün içinde idari yargıda dava açabilirsiniz.
Davayı yanlış idareye açtım, süre kaybı olur mu?
Olmaz. Mahkeme dilekçeyi gerçek hasma tebliğ eder ve dava açıldığı tarihte açılmış sayılır.
İşlemde dava süresi yazmıyordu, süre kaçmış sayılır mı?
Süre gösterilmemişse genel süre uygulanır. Özel kısa süreye göre kaçmış sanılan dava, altmış günlük genel süre içinde açıldıysa süresindedir.
Süre aşımı kararı yanlışsa ne yapılabilir?
Kanun yollarına başvurulur. Süre hesabının açıkça yanlış yapılması, kanun yolları tükendikten sonra Anayasa Mahkemesi’nde mahkemeye erişim hakkının ihlali olarak ileri sürülebilir.
Süre kaçtıktan sonra işlem hiç değişmez mi?
Yargı yoluyla iptal edilemez. İdare işlemi kendiliğinden geri alabilir ya da yeni bir hukuki durum ortaya çıkarsa bu duruma dayanan yeni bir işlem söz konusu olabilir.
Süre Kaçmadan Önce Yapılacak Tek İş
İdari dava süresinin kaçırılması, idari yargıda telafisi en zor hatadır ve çoğu zaman tek bir günlük hesap hatasından doğar. Aynı istemle yeniden başvurmak süreyi diriltmez, eski hale getirme kurumu Kanunda yoktur ve mücbir sebep ancak istisnai, belgelenmiş hâllerde dikkate alınır. Açık kalan yollar, süre içinde bir mercie başvurulmuş olmasına ya da tebliğ ve süre bildirimindeki hatalara dayanır.
Bu nedenle bir idari işlem tebliğ edildiğinde yapılacak tek iş, sürenin son gününü hemen hesaplamak ve dava hazırlığını bu tarihten geriye doğru planlamaktır. Süre kaçtı sanılan bir dosyada ise umudu kesmeden önce tebliğin, sürenin ve önceki başvuruların ayrıntılı olarak incelenmesi gerekir. Kanunun tam metnine 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu sayfasından ulaşılabilir.
Süresinin kaçtığını düşündüğünüz bir idari işlemde kalan ihtimalleri dosyanız üzerinden değerlendirmek için iletişim sayfasından bize ulaşabilirsiniz.
Bu içerik, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu, 7201 sayılı Tebligat Kanunu, Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu ve İçtihatları Birleştirme Kurulu kararları ile Danıştay Dergisi’nde yayımlanan içtihat aktarımlarına dayanan genel nitelikte bir açıklamadır ve hukuki tavsiye yerine geçmez. Süresi geçmiş görünen bir dosya için bir avukatla görüşmeniz gerekir.
Av. Handan Sayan Özgül — Ankara Barosu
İletişim
Bu yazı genel niteliktedir; somut olayın koşulları sonucu değiştirir. Dosyanıza ilişkin görüşme için iletişim bilgileri aşağıdadır.
Bu yazı genel bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır; hukuki danışmanlık yerine geçmez. Mevzuat ve içtihat değişebildiğinden, karar vermeden önce güncel durumu bir avukatla değerlendirmenizi öneririz.
Devamı
İlgili yazılar
-
Çukur Kazası Hangi Mahkemede Görülür, Belediyeye Karşı Dava Neden Asliye Hukukta Açılır
Çukur kazası hangi mahkeme önünde görülür? Yoldaki çukur yüzünden aracınız hasar gördüyse belediye davalı olsa da asliye hukuk görevli; süre ve riskler.
İdare Hukuku -
Çukur Kazasında Yol Kusuru, İdare Sürücüyü Suçlarsa Kusur Oranı Nasıl Belirlenir
Çukur kazasında yol kusuru nasıl ispatlanır? İdarenin hız savunması, uyarı levhası, bilirkişi raporu ve Yargıtay kararlarında kusur dağılımı örnekleri.
İdare Hukuku -
Yoldaki Çukurdan Kim Sorumlu, Aracımın Hasarını Belediye mi Karayolları mı Öder
Yoldaki çukurdan kim sorumlu: büyükşehir mi, ilçe belediyesi mi, Karayolları mı, kazıyı yapan kurum mu? Yolun türüne göre davalı ve müteselsil sorumluluk.
İdare Hukuku -
Yakınım Geri Gönderme Merkezinde, İdari Gözetim Süresi En Fazla Ne Kadar Olabilir
İdari gözetim süresi geri gönderme merkezinde altı ayı geçemez, yalnız iki sebeple altı ay daha uzar. Aylık değerlendirme, 30 gün kuralı ve süre aşımı.
Yabancılar Hukuku