İçeriğe atla
Ankara Barosu · Sicil 26867 Kızılırmak Mah. 1450 Sk. No:16/5 Hayat Plaza Kat:2, Çankaya/Ankara Pazartesi – Cuma · 09:00 – 18:00
Ankara Barosu · Sicil 26867

Yabancılar Hukuku

İdari Gözetim Kararına İtiraz Süresi Yok, Beklemek Neden Yine de Kaybettirir

· · 16 dk okuma
İdari Gözetim Kararına İtiraz Süresi Yok, Beklemek Neden Yine de Kaybettirir
İçindekiler · 14 bölüm

İdari gözetim kararına itiraz süresi kanunda gösterilmemiştir; 6458 sayılı Kanun’un gözetime karşı başvuruyu düzenleyen fıkrasında geçen tek gün sayısı, sulh ceza hâkiminin karar vermesi için tanınan beş gündür. Başvuru için bir son gün bulunmaması, hak kaybı riskinin olmadığı anlamına gelmez. Gözetim başvuru yapılıncaya kadar kesintisiz devam eder, ülkeden çıkarılma işlemleri yürümeye devam eder ve aynı dosyadaki diğer kararlar kendi kısa süreleriyle işler.

Bu yazı, sulh ceza hâkimine başvurunun ne zaman yapılması gerektiğini ve beklemenin somut olarak neye mal olduğunu ele alır. Dilekçenin nasıl hazırlanacağı ve hangi hâkimliğe verileceği idari gözetim kararına itiraz dilekçesi yazısında, başvurunun reddedilmesi hâlinde açık kalan yollar ise idari gözetim kararına itiraz reddedilirse yazısında anlatılmıştır.

Bir Bakışta: İdari Gözetim Kararına İtiraz Süresi

  • Kanunda başvuru için gün sayısı yoktur. 57. maddenin altıncı fıkrası ve 68. maddenin yedinci fıkrası sulh ceza başvurusunu bir süreye bağlamaz.
  • Beş gün, hâkimin karar süresidir. Başvuranın dilekçe vermek için sahip olduğu süre değildir.
  • Yedi gün başka bir karara aittir. Bu süre sınır dışı etme kararına karşı idare mahkemesinde açılacak davanın süresidir.
  • Başvuru gözetimi durdurmaz. Başvuru yapılmadığı her gün de kişi merkezde kalmaya devam eder.
  • Ülkeden çıkarılma işlemi beklemez. Gözetime karşı başvuru, tek başına sınır dışı işlemini durdurmaz.
  • Sonraki halkanın süresi vardır. Sulh ceza kararından sonra Anayasa Mahkemesine başvuru otuz günle sınırlıdır.

Kanunda Başvuru İçin Gün Sayısı Yoktur

6458 sayılı Yabancılar ve Uluslararası Koruma Kanunu’nun 57. maddesinin altıncı fıkrası sulh ceza başvurusunu şöyle düzenler: idari gözetim altına alınan kişi veya yasal temsilcisi ya da avukatı, gözetim kararına karşı sulh ceza hâkimine başvurabilir; başvuru gözetimi durdurmaz; dilekçenin idareye verilmesi hâlinde dilekçe yetkili sulh ceza hâkimine derhâl ulaştırılır; hâkim incelemeyi beş gün içinde sonuçlandırır; karar kesindir ve şartlar değişirse yeniden başvurulabilir.

Fıkrada başvurunun “tebliğden itibaren şu kadar gün içinde” yapılacağına dair bir ifade yoktur. Aynı düzen, uluslararası koruma başvurusu sahiplerinin gözetimini düzenleyen 68. maddenin yedinci fıkrasında da kelimesi kelimesine tekrarlanmıştır. Gözetime alternatif yükümlülüklerden elektronik izlemeye karşı başvuruyu düzenleyen 57/A maddesinin beşinci fıkrası da hâkime beş gün tanır ama başvurana bir süre öngörmez.

Kanunun tamamında sulh ceza hâkimine yapılan başvuruları düzenleyen hükümler bu üç fıkradan ibarettir. Yabancılar ve Uluslararası Koruma Kanununun Uygulanmasına İlişkin Yönetmelik de gözetime karşı başvuruyu anlatırken yetkili hâkimi ve dilekçenin iletilmesini düzenler, bir başvuru süresi eklemez.

Bu tercih bilinçlidir ve gözetimin niteliğinden kaynaklanır. İdari gözetim, kişinin özgürlüğünden yoksun bırakıldığı süre boyunca her gün yeniden etkisini gösteren bir tedbirdir. Kanun, bu tedbirin hukuka uygunluğunun gözetim devam ettiği sürece her an sorgulanabilmesini istemiştir. Başvuru hakkını birkaç günle sınırlamak, gözetimin sonraki aylarında ortaya çıkan hukuka aykırılıkları denetimsiz bırakırdı.

Bu yüzden idari gözetim kararına itiraz süresi, bir dava açma süresi gibi hesaplanmaz. Gözetim devam ettiği sürece sulh ceza hâkimine başvuru yapılabilir. Süreyi “kaçırmak” diye bir durum bu başvuru bakımından söz konusu değildir.

Beş Gün Hâkimin Karar Süresidir, Başvuranın Değil

Kanundaki beş gün, sıkça başvuru süresi sanılır. Metin açıktır: sulh ceza hâkimi incelemeyi beş gün içinde sonuçlandırır. Bu, dilekçe hâkime ulaştıktan sonra hâkimin karar vermesi için tanınmış süredir.

Bu sürenin başvuran bakımından iki anlamı vardır. Birincisi, dilekçe verildikten sonra kararın kısa sürede gelmesi beklenir; aylarca süren bir yargılama söz konusu değildir. İkincisi, hâkimin bu kısa sürede karar verebilmesi için dilekçenin ve eklerin baştan eksiksiz sunulması gerekir. Beş günlük sürede sonradan belge eklemek her zaman mümkün olmayabilir.

Dilekçenin idareye verilmesi hâlinde beş günün ne zaman başladığı da önemlidir. Kanun idareye verilen dilekçenin yetkili hâkime derhâl ulaştırılmasını ister. Hâkimin süresi dilekçenin kendisine ulaşmasıyla işlemeye başlar; idaredeki gecikme bu süreyi fiilen uzatır. Bu yüzden dilekçenin idareye hangi gün teslim edildiğini gösteren bir belge istenmesi, olası bir gecikmenin sonradan gösterilebilmesi bakımından önemlidir.

Kanun, hâkimin beş gün içinde karar vermemesi hâlinde ne olacağını ayrıca düzenlememiştir; bu süre geçti diye gözetim kendiliğinden sona ermez. Kararın gecikmesi hâlinde avukatın hâkimliğe başvurarak dosyanın durumunu sorması ve gecikmeyi kayda geçirmesi yerinde olur. Kişi özgürlüğüne ilişkin başvuruların hızla incelenmesi, Anayasa Mahkemesinin gözetim dosyalarında aradığı etkili inceleme şartının da bir parçasıdır.

Yedi Günlük Süre Başka Bir Karara Aittir

Gözetim başvurusu hakkında yaygın bir yanlış, bu başvurunun da kararın tebliğinden itibaren yedi gün içinde yapılması gerektiğidir. Yedi gün, gözetim kararının değil, sınır dışı etme kararının süresidir. Kanunun 53. maddesi, sınır dışı etme kararına karşı kararın tebliğinden itibaren yedi gün içinde idare mahkemesine başvurulabileceğini düzenler.

Karışıklığın sebebi, iki kararın çoğu zaman aynı gün, aynı zarfta tebliğ edilmesidir. Kişi iki belge alır: biri sınır dışı etme kararı, diğeri idari gözetim kararı. Birinin süresi yedi gündür ve kaçırılırsa dava açılamaz; diğerinin süresi yoktur ama gözetim her gün devam eder. İki kararın merciileri de farklıdır: birincisi idare mahkemesine, ikincisi sulh ceza hâkimine gider.

Bu ayrımın pratik sonucu şudur: iki karara birden itiraz edilecekse, öncelik sınır dışı kararına karşı açılacak davadadır, çünkü o davanın süresi kısadır ve kaçırıldığında telafi edilemez. Gözetim başvurusu için süre yoktur, ama bu başvurunun da aynı günlerde yapılması, gözetimin gereksiz yere uzamasını önler. Sınır dışı kararına karşı dava süresinin nasıl hesaplandığı deport kararına itiraz süresi yazısında ayrıntılı olarak anlatılmıştır.

Beş günün başvuru süresi sanılması da aynı türden bir yanılgıdır. Bu yanılgıya düşen kişi, altıncı günden sonra başvurunun artık mümkün olmadığını düşünerek hiç başvurmayabilir. Oysa başvuru hakkı gözetim boyunca devam eder.

Kanun Neden İtiraz Sürelerinin Bildirilmesini İstiyor?

Kanunun 57. maddesinin beşinci fıkrası, gözetim altına alınan kişi bir avukat tarafından temsil edilmiyorsa, kendisinin ya da yasal temsilcisinin kararın sonucu, itiraz usulleri ve süreleri hakkında bilgilendirileceğini düzenler. Aynı ifade 57/A maddesinin dördüncü fıkrasında da geçer. Başvuru için süre öngörmeyen bir kanunun “süreler” hakkında bilgilendirme istemesi ilk bakışta çelişkili görünür.

Bu ifade, gözetim kararının yalnız gelmediği düşünüldüğünde anlam kazanır. Gözetimdeki kişinin dosyasında çoğu zaman sınır dışı etme kararı da vardır ve onun yedi günlük dava süresi kişinin hakları bakımından belirleyicidir. Hâkimin beş günlük karar süresi de kişinin bilmesi gereken bir süredir. Bilgilendirme yükümlülüğü, kişinin karşı karşıya olduğu bütün süreleri öğrenmesini amaçlar; gözetim başvurusuna bir süre eklemez.

Tebliğ sırasında kişiye verilen bir belgede gözetim başvurusu için bir gün sayısı yazılmışsa, bu sınırlamanın kanunda bir dayanağı bulunmaz. Kanun başvuru hakkını bir süreye bağlamamıştır ve bir idari form bu hakkı daraltamaz. Yine de böyle bir belge alan kişinin başvurusunu geciktirmemesi, hem belge üzerinden bir tartışma çıkmasını önler hem de gözetimin uzamasını engeller.

Karar Tebliğ Edilmeden de Başvurulabilir

Dava açma süreleri genellikle tebliğ tarihinden başlar ve tebliğ yapılmadan süre işlemez. Gözetim başvurusunda durum farklıdır: kanun, başvuru hakkını tebliğe değil, kişinin idari gözetim altına alınmış olmasına bağlar. Maddenin ifadesi, “idari gözetim altına alınan kişi” başvurabilir şeklindedir.

Bu yüzden gözetim kararı kişiye henüz tebliğ edilmemişse ya da gerekçesiz tebliğ edilmişse bile sulh ceza hâkimine başvurulabilir. Hatta bu durum başvurunun kendisini güçlendirir: kanun kararın gerekçesiyle birlikte tebliğ edilmesini ister ve tebliğdeki eksiklik dilekçede ayrı bir itiraz sebebi olarak ileri sürülebilir. Anayasa Mahkemesi Genel Kurulu K.A. başvurusunda (B. No: 2014/13044, 11/11/2015), gözetim kararlarının başvurucuya gereği gibi bildirilmemesini kişi özgürlüğü ve güvenliği hakkının ihlali sonuçlarından biri olarak tespit etmiştir.

Tebliğin beklenmesi, dava açma süresinin işlemesini bekleyen birinin mantığıyla yapıldığında gereksiz bir kayıp doğurur. Gözetimde tebliğ beklemek, kişinin merkezde geçirdiği günleri artırmaktan başka bir sonuç vermez.

Yönetmelik, kişinin yokluğunda dosya üzerinden alınmış bir sınır dışı kararına dayanan gözetim bakımından da bir kural koyar: böyle bir gözetim kararının süresi yabancının yakalandığı an başlar. Yani kararın kâğıt üzerinde daha önce alınmış olması, kişinin gözetimde geçirdiği günlerin daha önce başladığı anlamına gelmez. Başvuru hakkı bakımından da belirleyici olan an, kişinin fiilen gözetim altına alındığı andır; o andan itibaren sulh ceza hâkimine başvurulabilir.

Beklemek Neden Yine de Kaybettirir

İdari gözetim kararına itiraz süresi bulunmadığı hâlde başvurunun geciktirilmemesi gerekir. Bunun dört somut sebebi vardır.

Gözetim Başvuru Yapılıncaya Kadar Sürer

İdari gözetim, kişinin geri gönderme merkezinde tutulması demektir ve bu durum başvuru yapılmadığı sürece kendiliğinden sona ermez. Kanun, gözetimin devamında zaruret olup olmadığının valilik tarafından her ay değerlendirileceğini düzenler; ama bu değerlendirme kişinin başvurusuna bağlı değildir ve kişinin ileri sürmek istediği olguları idare kendiliğinden araştırmayabilir. Başvurunun geciktirildiği her gün, hukuka aykırı olabilecek bir özgürlük kısıtlamasının devam ettiği bir gündür ve bu gün geri alınamaz.

Ülkeden Çıkarılma İşlemi Beklemez

Gözetim, kişinin ülkeden çıkarılması amacıyla uygulanır ve bu işlemler gözetim süresince yürür. Yönetmelik, gözetim kararına karşı sulh ceza hâkimine başvurulmuş olmasının tek başına sınır dışı etme işlemini durdurmadığını açıkça düzenler. Başvuru yapılmadan geçen günlerde işlemler tamamlanabilir ve kişi, gözetimin hukuka uygunluğu hiç denetlenmeden ülkeden çıkarılabilir.

Ülkeden çıkarılmanın durması için sınır dışı kararına karşı yedi gün içinde dava açılması gerekir; kanun, dava açılması hâlinde yargılama sonuçlanıncaya kadar yabancının sınır dışı edilmeyeceğini düzenler. Bu koruma gözetim başvurusundan doğmaz. Bu yüzden iki başvurunun birlikte ve gecikmeden yapılması gerekir.

Diğer Sürelerin Sayacı İşlemeye Devam Eder

Gözetim dosyası tek bir karardan ibaret değildir. Sınır dışı kararına karşı dava süresi yedi gündür; gözetimin kaldırılmasından sonra terke davet edilen kişiye tanınan çıkış süresi ayrıca işler; sulh ceza hâkiminin ret kararından sonra Anayasa Mahkemesine bireysel başvuru süresi otuz gündür. Gözetim başvurusunda acele edilmemesi, bu kısa sürelerin de takip edilmemesine yol açabilir.

Deliller ve Bağlar Zayıflar

Gözetim kararına itirazın en güçlü dayanakları, kişinin sabit bir adresi, iş ya da okul bağı ve ailesiyle ilişkisidir. Bu bağlar gözetim uzadıkça zayıflar: kira sözleşmesi sona erebilir, iş yeri kişiyi işten çıkarabilir, adres taahhüdü veren kişi taahhüdünden vazgeçebilir. Başvurunun erken yapılması, bu olguların en güçlü olduğu anda hâkimin önüne gelmesini sağlar.

Anayasa Mahkemesi Yolu da Gecikir

Gözetime ilişkin şikâyetin Anayasa Mahkemesine taşınabilmesi için önce sulh ceza hâkimine başvurulmuş ve bu yolun tüketilmiş olması gerekir. 6216 sayılı Kanun’un 45. maddesi bireysel başvurudan önce kanunda öngörülmüş başvuru yollarının tamamının tüketilmesini şart koşar. Sulh ceza başvurusu ertelendikçe, kişi özgürlüğü hakkının ihlali iddiasının Anayasa Mahkemesi önüne gelmesi de ertelenir. Anayasa Mahkemesinin incelediği K.A. başvurusunda gözetim yaklaşık sekiz ay sürmüştü; bu süre boyunca kararların gereği gibi bildirilmemesi ve itiraz sürecinin etkili işletilmemesi ihlal kararının dayanakları arasında yer aldı.

Avukat ve Tercüman Beklerken Zaman Kaybetmemek

Başvurunun gecikmesinin en yaygın sebebi, gözetimdeki kişinin ya da yakınlarının “önce avukat bulalım, belgeleri tamamlayalım, sonra başvuralım” düşüncesidir. Bu düşünce anlaşılırdır, ama kanunun kurduğu sistem başvurunun hızlı yapılmasını da mümkün kılar.

Kanun, sulh ceza hâkimine yapılacak başvuru için özel bir şekil öngörmemiştir. Gözetimdeki kişi, kararın kaldırılmasını istediğini ve bunun sebebini anlatan kısa bir dilekçeyi merkez idaresine verebilir; idare bu dilekçeyi yetkili hâkime iletmek zorundadır. Ayrıntılı gerekçeler ve belgeler, avukat görevlendirildikten sonra hazırlanacak yeni ya da ek bir dilekçeyle sunulabilir. İlk dilekçe reddedilse bile, sonradan elde edilen belgeler şartların değiştiği iddiasıyla yeni bir başvurunun konusu olabilir.

Avukat bulmak için de beklemeye gerek yoktur. Kanunun 57. maddesinin yedinci fıkrası, gözetim işlemine karşı yargı yoluna başvuran ve avukatlık ücretini karşılayamayan kişiye, talebi hâlinde Avukatlık Kanunu hükümlerine göre avukatlık hizmeti sağlanacağını düzenler. Kanunun 59. maddesi ise geri gönderme merkezindeki yabancıya avukata, notere ve yasal temsilcisine erişme ve görüşme imkânı sağlanacağını söyler. Merkezdeki kişinin bu haklarını kullanması, başvurunun gecikmesini önler.

Dil engeli de başvuruyu geciktirmemelidir. Dilekçe Türkçe yazılır, ama merkezde bulunan kişilerin çoğu Türkçe bilmez. Bu durumda yakınların, avukatın ya da merkezdeki görevlilerin yardımıyla kısa bir dilekçe hazırlanması, belgelerin çevirisinin sonraya bırakılması mümkündür. Önemli olan, gözetime karşı başvuru iradesinin hâkime bir an önce ulaşmasıdır.

Tebliğden Sonraki İlk Günlerin Takvimi

Gözetim kararı ile sınır dışı etme kararı birlikte tebliğ edildiğinde yapılacak işlerin sırası, sürelerin kısalığına göre belirlenir. Aşağıdaki sıra, çoğu dosyada uygulanabilecek genel bir çerçevedir.

İlk gün, tebliğ edilen belgeler ayrılır ve her birinin ne olduğu tespit edilir: sınır dışı etme kararı, idari gözetim kararı ve varsa terke davet ya da alternatif yükümlülük kararı. Her belgenin tebliğ tarihi not edilir. Sınır dışı kararının tebliğ tarihi, yedi günlük dava süresinin başlangıcıdır. Kararın hangi sebebe dayandığını ve kişinin ilk olarak ne yapması gerektiğini anlatan genel bir yol haritası deport yedim ne yapmalıyım yazısında yer alır.

İlk günlerde, iki başvurunun dilekçeleri hazırlanır. Sınır dışı kararına karşı dava dilekçesi idare mahkemesine, gözetim kararına karşı başvuru dilekçesi sulh ceza hâkimine yöneltilir. İki dilekçe de merkez idaresine verilebilir; yönetmelik, idareye verilen dava dilekçesinin yetkili idare mahkemesine, itiraz dilekçesinin ise yetkili sulh ceza hâkimine derhâl ulaştırılacağını düzenler. Dava dilekçesinin içeriği sınır dışı kararı iptal davası yazısında anlatılmıştır.

Dilekçeler verildikten sonra, sulh ceza hâkiminin beş gün içinde vereceği karar takip edilir. Bu sırada eksik belgeler tamamlanır. Hâkim gözetimi kaldırırsa kişi terke davet edilir ve ona tanınan çıkış süresi işlemeye başlar; hâkim başvuruyu reddederse, ret kararının tebliğ tarihi Anayasa Mahkemesine başvuru için otuz günlük sürenin başlangıcı olur.

Başvurunun Zamanı Dilekçenin İçeriğini de Belirler

Gözetimin ilk günlerinde yapılan başvuru ile aylar sonra yapılan başvuru aynı soruyu sormaz. Bu fark, idari gözetim kararına itiraz süresi bulunmamasının pratikteki en önemli sonucudur: başvuru her an yapılabilir, ama her an aynı gerekçeyle yapılmaz.

İlk günlerde yapılan başvurunun odağı, gözetim kararının alındığı andaki hukuka uygunluğudur. Kararın kanunda sayılan beş sebepten birine dayanıp dayanmadığı, bu sebebin kişi bakımından gerçekten bulunup bulunmadığı, kararın gerekçesiyle tebliğ edilip edilmediği ve gözetim yerine daha hafif bir yükümlülüğün neden yeterli görülmediği bu aşamada tartışılır. Karar eksik ya da genel ifadelerle kurulmuşsa, bu eksiklik en açık hâliyle ilk günlerde görünür.

Gözetimin ilerleyen aşamasında yapılan başvurunun odağı ise gözetimin devamının zorunlu olup olmadığına kayar. Kanunun 57. maddesinin dördüncü fıkrası, gözetimin devamında zaruret bulunup bulunmadığının her ay değerlendirileceğini ve zaruret görülmeyen yabancılar için gözetimin derhâl sonlandırılacağını düzenler. Bu hüküm, sonraki başvurularda kullanılacak ölçütü verir: kişinin ülkeden çıkarılması makul bir süre içinde gerçekleştirilebilecek mi, işlemler hangi sebeple ilerlemiyor, kişinin iş birliği yapmaması ileri sürülüyorsa bu iddia somut mu?

İki başvuru türü birbirini dışlamaz. İlk günlerde kararın kendisine karşı başvuru yapılmış ve reddedilmişse, sonraki aylarda gözetimin devamına karşı yeni bir başvuru, şartların değiştiği iddiasıyla yapılabilir. Ret kararından sonra hangi yolların açık kaldığı idari gözetim kararına itiraz reddedilirse yazısında ayrıntılı olarak anlatılmıştır.

Başvurunun hiç yapılmadığı bir dosyada ise bu iki aşama da kaybedilmiş olur. Kararın ilk günkü eksiklikleri hâkimin önüne hiç gelmez, gözetimin devamına ilişkin değerlendirme ise yalnızca idarenin kendi aylık incelemesine kalır.

Koruma Başvurusu Yapanlar İçin Zamanlama

Uluslararası koruma başvurusu sahiplerinin gözetimi 68. maddeye tabidir ve bu kişiler için de sulh ceza başvurusu bir süreye bağlanmamıştır. Yedinci fıkra, 57. maddedeki düzeni aynen tekrarlar: başvuru gözetimi durdurmaz, hâkim beş gün içinde karar verir, karar kesindir ve şartlar değişirse yeniden başvurulabilir.

Bu kişiler bakımından zamanlamanın önemi daha da artar. Kanun, başvuru sahibinin gözetimini istisnai bir işlem olarak tanımlar ve üst sınırını da oldukça kısa tutar. Gözetimin kısa süreli olması, başvurunun geciktirilmesi hâlinde hâkimin incelemesinin anlamsız hâle gelebileceği, yani başvurunun sonucu çıkmadan gözetimin zaten sona erebileceği anlamına gelir. Başvuru sahibinin gözetime karşı ileri sürebileceği gerekçelerin çoğu, kararın alındığı ilk günlerde en güçlüdür: yalnızca başvuru nedeniyle gözetime alınamama kuralı, daha hafif tedbirlerin öncelikle değerlendirilmesi zorunluluğu ve kararda gözetimin süresinin gösterilmesi şartı.

Gözetimdeyken uluslararası koruma başvurusu yapılması durumunda ise yönetmelik, yeni bir gözetim kararı alınmaksızın mevcut gözetim kararının süresi içinde koruma işlemlerinin yürütüleceğini düzenler. Bu durumda da mevcut gözetim kararına karşı başvuru için bir süre öngörülmemiştir.

Başvurunun Zamanlamasında Hangi Tarih Ne Anlama Gelir

Gözetim dosyasında birbirinden farklı tarihler ve süreler iç içe geçer. Aşağıdaki tablo, bu tarihlerin hangisinin kime ait olduğunu ve kaçırılmasının ne sonuç doğurduğunu gösterir.

Tarih ya da süreKime aitDayanakKaçırılırsa
Yakalama sonrası 48 saatValiliğin sınır dışı kararı verme süresi6458 m.57/1Kişiye tanınmış bir hak süresi değildir
Gözetim kararından sonra 48 saatKolluğun kişiyi merkeze götürme süresi6458 m.57/2İdarenin yükümlülüğüdür
Sınır dışı kararının tebliğinden itibaren 7 günSınır dışı kararına karşı dava süresi6458 m.53/3Dava açılamaz, ülkeden çıkarılma koruması doğmaz
Gözetime karşı sulh ceza başvurusuBaşvuru süresi yok6458 m.57/6, m.68/7Başvuru gözetim boyunca yapılabilir
Dilekçe hâkime ulaştıktan sonra 5 günHâkimin karar süresi6458 m.57/6Başvuranın süresi değildir
Sulh ceza kararından itibaren 30 günAnayasa Mahkemesine bireysel başvuru6216 m.47/5Mazeret yoksa başvuru süre aşımından reddedilir

Tablonun gösterdiği temel sonuç şudur: dosyadaki en kısa ve en kritik süre, gözetim kararına değil sınır dışı kararına aittir. Gözetim başvurusunun süresizliği, dosyanın geri kalanındaki sürelerin de süresiz olduğu anlamına gelmez.

İdari gözetim kararına itiraz süresi ile gözetimin kendisinin ne kadar sürebileceği sıkça karıştırılır. Bu iki konu birbirinden bağımsızdır. İlki, kişinin sulh ceza hâkimine ne zamana kadar başvurabileceği sorusudur ve cevabı, gözetim devam ettiği sürece başvurabileceğidir. İkincisi, gözetimin kanunen en fazla ne kadar sürebileceği ve hangi şartlarla uzatılabileceği sorusudur ve kanunda ayrı hükümlerle düzenlenmiştir.

Gözetimin uzatılması da ayrı bir karardır ve kanun bu kararın da gerekçesiyle tebliğ edilmesini ister. Uzatma kararından sonra, şartların değiştiği iddiasıyla yeniden sulh ceza hâkimine başvurulabilir. Bu yeni başvuru için de kanunda bir süre öngörülmemiştir.

Sıkça Sorulan Sorular

İdari gözetim kararına itiraz süresi kaç gündür?

Kanunda başvuru için bir gün sayısı yoktur. Gözetim devam ettiği sürece sulh ceza hâkimine başvurulabilir; yine de başvurunun geciktirilmemesi gerekir.

İdari gözetim itiraz süresi beş gün müdür?

Beş gün, hâkimin karar verme süresidir. Başvuranın dilekçe vermek için sahip olduğu bir süre değildir.

İdari gözetim kararı itiraz süresi tebliğden itibaren yedi gün müdür?

Yedi gün, sınır dışı etme kararına karşı idare mahkemesinde açılacak davanın süresidir. Gözetim kararına karşı sulh ceza başvurusu bu sürenin dışındadır.

İdari gözetim kararına itiraz süresi sulh ceza hâkimliğinde nasıl işler?

Başvuru için sulh ceza hâkimliği önünde bir süre işlemez; gözetim devam ettiği sürece başvurulabilir. Dilekçe hâkime ulaştıktan sonra ise hâkimin beş günlük karar süresi işler.

Karar bana tebliğ edilmediyse başvurabilir miyim?

Başvurabilirsiniz. Kanun başvuru hakkını gözetim altına alınmış olmaya bağlar; tebliğdeki eksiklik ise ayrı bir itiraz sebebi olarak ileri sürülebilir.

Gözetimin ikinci ayında itiraz edebilir miyim?

Edebilirsiniz. Kanun başvuruyu bir süreye bağlamadığı için gözetimin herhangi bir aşamasında sulh ceza hâkimine başvurulabilir.

Tebliğ belgesinde bir gün sayısı yazıyorsa ne olur?

Kanun gözetim başvurusunu bir süreye bağlamamıştır ve idari bir belge bu hakkı daraltamaz. Yine de tartışma çıkmaması için başvurunun geciktirilmemesi yerinde olur.

İdari gözetim kararına itiraz kaç gün içinde karara bağlanır?

Hâkim incelemeyi beş gün içinde sonuçlandırır. Dilekçe idareye verildiyse, idarenin dilekçeyi hâkime derhâl iletmesi gerekir.

Önce hangi başvuruyu yapmalıyım?

İkisi birlikte yürütülmelidir. Sınır dışı kararına karşı dava süresi yedi gün olduğu için bu süre öncelikle takip edilmelidir.

Gözetime itiraz etmek ülkeden çıkarılmamı durdurur mu?

Durdurmaz. Yönetmelik, gözetim başvurusunun tek başına sınır dışı işlemini durdurmadığını düzenler; bunun için sınır dışı kararına karşı dava açılması gerekir.

Uluslararası koruma başvurusu yaptıysam itiraz süresi farklı mı?

Farklı değildir. Başvuru sahiplerinin gözetimine karşı sulh ceza başvurusu da bir süreye bağlanmamıştır.

Reddedilen itirazdan sonra yeniden başvurmak için süre var mı?

Kanun yeniden başvuruyu bir süreye bağlamaz, şartların ortadan kalktığı veya değiştiği iddiasına bağlar.

Sulh ceza kararından sonra Anayasa Mahkemesine kaç gün içinde başvurulur?

Başvuru yollarının tüketildiği tarihten itibaren otuz gün içinde. Haklı mazeret hâlinde mazeretin kalkmasından itibaren on beş gün içinde başvurulabilir.

Süre Olmaması Acele Gerektirmediği Anlamına Gelmez

İdari gözetim kararına itiraz süresi kanunda yoktur ve bu, gözetimin her aşamasında hâkim denetimine açık olmasını sağlayan önemli bir güvencedir. Aynı güvence yanlış okunduğunda, gözetimin haftalarca denetimsiz sürmesine ve dosyadaki kısa sürelerin kaçırılmasına yol açar. Doğru sıra, sınır dışı kararına karşı yedi günlük süreyi güvence altına almak ve gözetime karşı başvuruyu aynı günlerde, belgeleriyle birlikte yapmaktır.

Gözetim kararı ve sınır dışı kararı birlikte tebliğ edildiyse, iki başvurunun zamanlamasını dosya üzerinden birlikte planlamak için iletişim sayfasından bizimle görüşebilirsiniz.


Bu içerik, 6458 sayılı Yabancılar ve Uluslararası Koruma Kanunu, Yabancılar ve Uluslararası Koruma Kanununun Uygulanmasına İlişkin Yönetmelik ve 6216 sayılı Kanun’un yürürlükteki hükümlerine dayanan genel nitelikte bir açıklamadır ve hukuki tavsiye yerine geçmez. Somut dosyanızdaki süreler için bir avukatla görüşmeniz gerekir.

Av. Handan Sayan Özgül — Ankara Barosu

İletişim

Bu yazı genel niteliktedir; somut olayın koşulları sonucu değiştirir. Dosyanıza ilişkin görüşme için iletişim bilgileri aşağıdadır.

Bu yazı genel bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır; hukuki danışmanlık yerine geçmez. Mevzuat ve içtihat değişebildiğinden, karar vermeden önce güncel durumu bir avukatla değerlendirmenizi öneririz.

Devamı

İlgili yazılar