İçindekiler · 14 bölüm
Rögara düşüp yaralanma tazminatı, araç hasarından tümüyle farklı kalemlerden oluşur: kırık, ameliyat, iş gücü kaybı ve kimi zaman kalıcı sakatlık. Kapağı alınmış ya da yerinden çıkmış bir bacaya basan yaya, çoğu zaman düşüşü fark edecek zamanı bile bulamaz; zarar araçta değil bedende doğar.
Bu yazıda talebin hangi kalemlerden oluştuğunu, maluliyetin nasıl belirlendiğini, çocukların düşmesinde nelerin değiştiğini ve savcılığın takipsizlik kararının tazminat hakkını neden sona erdirmediğini ele alıyoruz.
Kısaca Rögara Düşüp Yaralanma Tazminatı İçin Atılacak Adımlar
- Sağlık kaydını eksiksiz tutun. Acil servis kaydı, epikriz, ameliyat notu ve rapor tazminatın temelidir. Muayeneye gitmeden geçirilen günler sonradan telafi edilemez.
- Olay yerini belgeleyin. Kapağın olmadığını, kırık olduğunu ya da baca ağzının açık bırakıldığını gösteren fotoğraf ve video çekin; mümkünse tanık bilgisi alın.
- Kolluğa haber verin. Düşme olayında tutanak tutulması, olayın gerçekliğini ve yerini belgeleyen en güçlü delildir.
- Muhatabı belirleyin. Baca hangi kurumun şebekesine ait, yol hangi belediyenin bakımında? Yanlış kuruma açılan dava husumetten reddedilir.
- İdareye ön başvuru yapın. İdari yargıda dava açmadan önce zorunludur; süre eylemi öğrenmeden itibaren bir yıl, her hâlde beş yıldır.
- Kalıcı sakatlık varsa maluliyet raporu alın. Sürekli iş göremezlik tazminatı bu rapora dayanır.
- Ceza soruşturması sonucunu beklemeyin. Takipsizlik ya da beraat, tazminat davasını engellemez.
Rögara Düşme Olaylarında Sorumluluk Nereden Doğar
Yolu ve kaldırımı bakımla yükümlü idare, bu alanı güvenli durumda tutmakla yükümlüdür. Karayolları Trafik Kanunu’nun 10. maddesi belediyelerin görevleri arasında “yapım ve bakımından sorumlu olduğu yolları trafik düzeni ve güvenliğini sağlayacak durumda bulundurmak” görevini sayar. Anayasa’nın 125. maddesinin son fıkrası ise genel ilkeyi koyar: idare, kendi eylem ve işlemlerinden doğan zararı ödemekle yükümlüdür.
Baca kapağının bulunmaması, kırık olması ya da ağzının açık bırakılması, bu yükümlülüğün yerine getirilmediğini gösterir. Rögara düşüp yaralanma tazminatı talebinin dayandığı sorumluluğun hukuki adı hizmet kusurudur ve idareye karşı açılacak dava idare mahkemesinde tam yargı davası olarak görülür. Muhatabın kim olacağını rögar kapağı kazasında davalı kimdir, yargı yolunun nasıl belirleneceğini ise rögar kapağı tazminat davası hangi mahkemede açılır başlıklı yazılarımızda ayrıntılı olarak ele aldık.
Kapağın üçüncü kişi tarafından çalınmış olması sorumluluğu kendiliğinden ortadan kaldırmaz. Belirleyici olan, eksikliğin ne kadar süredir devam ettiği ve idarenin bu süre içinde denetim ile uyarı yükümlülüğünü yerine getirip getirmediğidir.
Hangi Tazminat Kalemlerini İsteyebilirsiniz
Bedensel zararın kalemleri Türk Borçlar Kanunu’nun 54. maddesinde sayılmıştır:
“Bedensel zararlar özellikle şunlardır: 1. Tedavi giderleri. 2. Kazanç kaybı. 3. Çalışma gücünün azalmasından ya da yitirilmesinden doğan kayıplar. 4. Ekonomik geleceğin sarsılmasından doğan kayıplar.”
| Kalem | Neyi karşılar | Nasıl ispatlanır |
|---|---|---|
| Tedavi giderleri | Hastane, ameliyat, ilaç, protez, fizik tedavi ve ulaşım masrafları | Fatura, reçete, hastane kayıtları |
| Kazanç kaybı | Tedavi ve iyileşme süresince çalışılamayan dönemin geliri | Bordro, vergi kaydı, işveren yazısı |
| Geçici iş göremezlik | İyileşene kadar geçen sürede çalışma gücünün yitirilmesi | Sağlık raporu, istirahat süresi |
| Sürekli iş göremezlik | Kalıcı maluliyet nedeniyle çalışma gücünde kalıcı azalma | Maluliyet oranını gösteren heyet raporu, aktüerya hesabı |
| Ekonomik geleceğin sarsılması | Mesleğini eskisi gibi yapamama, iş bulma güçlüğü | Meslek, yaş, maluliyet oranı, somut koşullar |
| Bakıcı gideri | Başkasının bakımına muhtaç kalma | Heyet raporu, bakım ihtiyacının süresi |
| Manevi tazminat | Yaralanmanın doğurduğu acı, elem ve üzüntü | Olayın niteliği, kusur ağırlığı, tarafların durumu |
Manevi tazminatın dayanağı aynı Kanun’un 56. maddesidir: hâkim, bedensel bütünlüğün zedelenmesi durumunda olayın özelliklerini göz önünde tutarak zarar görene uygun bir miktar paranın ödenmesine karar verebilir. Ağır bedensel zarar hâlinde zarar görenin yakınlarına da manevi tazminat verilebilir.
İstenmeyen kalem hükmedilmez. Bu nedenle rögara düşüp yaralanma tazminatı istenirken dava dilekçesinde kalemlerin tümünün sayılması, miktarı sonradan belirlenebilecek olanlar bakımından da talebin açıkça ortaya konulması gerekir.
İdari Yargıda Açılan Davada Hesap Nasıl Yapılır
Sık karşılaşılan bir yanılgı, idareye karşı açılan davada Borçlar Kanunu hükümlerinin uygulanmayacağıdır. Türk Borçlar Kanunu’nun 55. maddesi bunun tersini açıkça düzenler:
“Bu Kanun hükümleri, her türlü idari eylem ve işlemler ile idarenin sorumlu olduğu diğer sebeplerin yol açtığı vücut bütünlüğünün kısmen veya tamamen yitirilmesine ya da kişinin ölümüne bağlı zararlara ilişkin istem ve davalarda da uygulanır.”
Yani idare mahkemesinde görülen tam yargı davasında da bedensel zarar, sorumluluk hukuku ilkelerine ve bu Kanun hükümlerine göre hesaplanır. Aynı maddenin ilk fıkrası iki önemli kural daha koyar: rücu edilemeyen sosyal güvenlik ödemeleri ile ifa amacı taşımayan ödemeler zarardan indirilemez; hesaplanan tazminat, miktar esas alınarak hakkaniyet düşüncesiyle artırılamaz veya azaltılamaz.
Faiz hangi tarihten işler
Bu konuda 16 Temmuz 2026 tarihinde yürürlüğe giren 7589 sayılı Kanun’un 18. maddesiyle Türk Borçlar Kanunu’nun 55. maddesine eklenen fıkra yeni bir düzen kurmuştur. Çalışma gücünün azalmasından ya da yitirilmesinden doğan kayıplar bakımından faiz başlangıcı ikiye ayrılır:
- Kazancın bilindiği döneme ilişkin hesaplanan tazminat toplamına, haksız fiilin veya zarar doğuran olayın meydana geldiği tarihten itibaren kanuni faiz işler.
- Kazancın bilinemediği döneme ilişkin hesaplanan tazminat toplamına ise karar tarihinden itibaren kanuni faiz işler.
Aynı maddeye eklenen ikinci fıkra, ifa amacıyla tahkikat başlayıncaya kadar ödenen bedelin, ödeme tarihine göre belirlenecek tazminat miktarından oransal olarak mahsup edileceğini düzenler. Bu düzenleme yeni olduğu için pek çok kaynakta henüz yer almamaktadır; talep ve faiz hesabı yapılırken gözden kaçırılmaması gerekir.
Maluliyet Oranı Nasıl Belirlenir
Sürekli iş göremezlik tazminatının temeli maluliyet oranıdır. Oran, yetkili sağlık kuruluşlarınca düzenlenen heyet raporuyla belirlenir. Raporda kişinin beden gücündeki kalıcı kaybın yüzdesi gösterilir; tazminat bu oran, kişinin yaşı, mesleği ve geliri birlikte değerlendirilerek aktüerya hesabıyla bulunur.
Dikkat edilmesi gereken noktalar şunlardır:
- Tedavi tamamlanmadan rapor alınmaz. Kalıcı durumun oturması beklenir; erken alınan rapor gerçek kaybı yansıtmaz.
- Rapor hangi mevzuata göre düzenlendiği önemlidir. Olay tarihinde yürürlükte olan düzenlemeye göre değerlendirme yapılması gerekir.
- Rapora itiraz edilebilir. Oranın düşük belirlendiği kanaatindeyseniz, itiraz ederek yeni heyetten rapor alınmasını isteyebilirsiniz.
- Geçici ve sürekli dönem ayrı hesaplanır. İyileşme süresindeki kayıp ile kalıcı kayıp farklı kalemlerdir; ikisi birlikte istenir.
Bilirkişi raporlarına itiraz usulü bakımından bilirkişi raporuna itiraz dilekçesi örneği başlıklı yazımızdaki yapı yol gösterici olabilir.
Rögara Düşen Çocuk İçin Neler Değişir
Çocukların açık bacalara düşmesi, sonuçları en ağır olan olay tipidir. Hukuki değerlendirmede birkaç nokta farklılaşır.
Müterafik kusur değerlendirmesi farklıdır. İdareler, zarar görenin dikkatsiz davrandığı savunmasını burada da ileri sürer. Ancak çocuğun yaşı, algı ve öngörü kapasitesi gözetilir; küçük bir çocuğun açık bacayı fark edip kaçınması beklenemez. Yaş küçüldükçe zarar görene kusur yüklenmesi güçleşir.
Davayı yasal temsilci açar. Küçük adına dava velisi ya da vasisi tarafından açılır. Tazminat çocuk adına hükmedilir.
Zarar kalemleri uzun vadelidir. Çocukta kalıcı maluliyet, henüz çalışma hayatına girmemiş bir kişinin ekonomik geleceğini etkiler. Bu durumda kazanç kaybı değil, çalışma gücünün yitirilmesinden doğan kayıp ve ekonomik geleceğin sarsılması kalemleri öne çıkar. Yukarıda değindiğimiz faiz kuralında da bu durum, “kazancın bilinemediği dönem” kavramıyla karşılanır.
Yakınlara manevi tazminat verilebilir. Ağır bedensel zarar hâlinde Türk Borçlar Kanunu’nun 56. maddesi, zarar görenin yakınlarına da manevi tazminat hükmedilmesine imkân tanır.
Süre işlemesinde küçüklük gözetilir. Küçüğün dava hakkı, yasal temsilcisinin bilgisi ve genel süre kuralları çerçevesinde değerlendirilir; bu nedenle beklemeden harekete geçmek gerekir.
Savcılık Takipsizlik Verdi, Tazminat Hakkım Bitti mi
Hayır. Bu, uygulamada en sık karşılaşılan yanılgılardan biridir. Ceza sorumluluğu ile idarenin hukuki sorumluluğu ayrı değerlendirilir.
Yargıtay 12. Ceza Dairesi’nin bir kararı bu ayrımı çok açık ortaya koyar. Olayda katılanın aracı, sabitlenmemiş rögar kapağının yerinden çıkması sonucu direksiyon hâkimiyetini kaybetmiş ve katılan yaralanmıştır. Taksirle yaralama suçundan yargılanan belediye görevlileri hakkında beraat kararı verilmiş, katılan bu kararı temyiz etmiştir. Daire, kapağın yerinden çıkma nedeninin tam olarak tespit edilemediğini ve bu nedenle sanıkların cezai sorumluluğuna gidilemeyeceğini belirttikten sonra şu tespiti yapmıştır:
“…belediyenin hizmet kusuru niteliğindeki fiilinin hukuki sorumluluğu gerektireceği anlaşılmakla sanıkların beraatine karar verilmesinde isabetsizlik bulunmadığından…” (12. CD, E.2014/8162, K.2015/3111)
Yani görevlinin kişisel kusuru ispatlanamasa bile, idarenin hizmet kusuruna dayanan hukuki sorumluluğu ayrıca doğar. Ceza dosyasındaki beraat ya da takipsizlik kararı, tam yargı davasının açılmasına engel değildir.
Bunun tersi de doğrudur: ceza dosyasında toplanan deliller, tanık beyanları ve bilirkişi raporları tazminat davasında kullanılabilir. Bu nedenle ceza dosyasının örneğinin alınması ve dosyaya sunulması yararlıdır.
İdarenin Savunmalarına Nasıl Hazırlanılır
Rögara düşme dosyalarında idarenin savunmaları büyük ölçüde standarttır. Hangi savunmanın geleceğini bilmek, delilleri baştan doğru toplamayı sağlar.
- “Zarar gören dikkatsiz davrandı.” En sık ileri sürülen savunma budur ve müterafik kusur itirazıdır. Kabul edilirse tazminat bu oranda indirilir. Karşılamak için olay anındaki koşullar ortaya konulmalıdır: aydınlatmanın yetersizliği, hava durumu, baca ağzının su birikintisiyle gizlenmiş olması, çevrede uyarı bulunmaması. Gece saatleri ve görüşü kısıtlayan koşullar zarar gören lehine değerlendirilir.
- “Kapak bize ait değil.” Aidiyet itirazıdır ve husumete yöneliktir. Karşılamak için kurumlara yapılan yazılı başvurular, alınan cevaplar ve şebeke planı dosyaya konulmalıdır.
- “Kapağı üçüncü kişi çaldı.” Bu savunma sorumluluğu kendiliğinden kaldırmaz; eksikliğin süresi ve idarenin denetim ile uyarı yükümlülüğü tartışılır.
- “Olayın orada gerçekleştiği ispatlanamadı.” Düşme olaylarında en tehlikeli savunma budur. Acil servis kaydındaki olay anlatımı, kolluk tutanağı ve olay yeri görüntüleri bu itirazı karşılar.
- “Talep edilen miktar fahiş.” Maluliyet oranına, aktüerya hesabına ve manevi tazminatın miktarına yöneliktir. Heyet raporunun sağlamlığı ve hesabın denetime elverişli olması belirleyicidir.
Bilirkişi raporları arasında çelişki bulunması hâlinde rapor hükme esas alınamaz. Yargıtay, kendi içinde çelişkili raporun denetime elverişli sayılamayacağını ve yeni rapor alınması gerektiğini istikrarlı biçimde belirtmektedir.
Zarar Görenin Kusuru Tazminatı Ne Kadar Etkiler
Müterafik kusur kabul edildiğinde tazminat, belirlenen oranda indirilir. Örneğin zarar görene yüzde yirmi kusur yüklenirse hesaplanan tazminatın yüzde sekseni hükmedilir. İndirim bütün kalemlere yansır; tedavi giderinden manevi tazminata kadar tüm talepler aynı oranda azalır.
Yaya olaylarında kusur paylaşımı değerlendirilirken şu ölçütler öne çıkar:
- Görülebilirlik. Baca ağzı gündüz, açık havada ve engelsiz bir alanda ise zarar görene kusur yüklenmesi kolaylaşır. Karanlık, yağış, su birikintisi ve kalabalık bu ihtimali zayıflatır.
- Yürüme alanının niteliği. Yayanın kaldırım ya da yaya geçidi gibi kendisine ayrılmış alanda bulunması lehine değerlendirilir.
- Uyarı bulunup bulunmadığı. Baca çevresine bariyer, şerit ya da işaret konulmuşsa idare yükümlülüğünün bir kısmını yerine getirmiş sayılır.
- Zarar görenin durumu. Yaş, görme engeli ve benzeri kişisel koşullar değerlendirmeye girer; çocuklarda ve ileri yaştaki kişilerde kusur yüklenmesi güçleşir.
Kusur oranı teknik bir tespit olduğundan bilirkişi incelemesiyle belirlenir. Bu nedenle olay yeri koşullarını gösteren delillerin baştan toplanması, sonradan yapılacak her itirazdan daha etkilidir.
Delilleri Nasıl Toplarsınız
Düşme olaylarında en büyük risk, olayın gerçekleştiğinin ve nerede gerçekleştiğinin ispat edilememesidir. Araç hasarından farklı olarak burada tampon izi ya da servis faturası gibi kendiliğinden oluşan bir kayıt yoktur.
- Acil servise gidin ve olayı doğru anlatın. Kayda “açık rögara düşme” olarak geçmesi, olay ile yaralanma arasındaki bağı kuran ilk belgedir. Kayıtta düşme nedeni belirtilmemişse sonradan tartışma çıkar.
- Kolluk tutanağı tutturun. Olayın yerini ve zamanını resmî kayda geçirir.
- Fotoğraf ve video çekin. Baca ağzının açık olduğunu, çevrede uyarı bulunmadığını, aydınlatma durumunu gösterin. Kapak kısa sürede takılabilir.
- Tanık bilgisi alın. Olay yerinde bulunanların ad ve iletişim bilgilerini o anda alın.
- Kamera kaydı isteyin. Çevredeki iş yerlerinin ve kent güvenlik kameralarının kayıtları kısa sürede silinir; gecikmeden yazılı talepte bulunun, gerekirse delil tespiti isteyin.
- Önceki şikâyet kayıtlarını araştırın. Aynı baca için daha önce bildirim yapılmışsa, bu kayıt idarenin bilgisi olduğu hâlde önlem almadığını gösterir ve kusuru ağırlaştırır.
Delillerin mahkeme önünde nasıl değerlendirildiğini, dava açmadan önce delil tespitinin nasıl isteneceğini ve çelişkili bilirkişi raporuna nasıl itiraz edileceğini rögar kazası nasıl ispatlanır başlıklı yazımızda ayrıntılı olarak ele aldık.
Dava Açma Süreleri
İdari yargıda tam yargı davası açmadan önce idareye başvurmak zorunludur. İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 13. maddesinin birinci fıkrası, idari eylemlerden hakları ihlal edilenlerin, eylemi yazılı bildirim üzerine veya başka suretle öğrendikleri tarihten itibaren bir yıl ve her hâlde eylem tarihinden itibaren beş yıl içinde ilgili idareye başvurmalarını zorunlu tutar.
İdare talebi reddederse tebliği izleyen günden, otuz gün içinde cevap vermezse bu sürenin bitiminden itibaren dava süresi işler. İdare mahkemelerinde genel dava açma süresi altmış gündür.
Yaralanmalı olaylarda “öğrenme” ölçütü tartışmaya açık olabilir: kalıcı sakatlık çoğu zaman aylar sonra kesinleşir. Yine de güvenli yol, olaydan hemen sonra başvuru yapmak ve maluliyet netleştikçe talebi artırmaktır. İdareye karşı açılacak davanın genel işleyişi için tam yargı davası ve idari yargıda tazminat davaları başlıklı yazımıza bakabilirsiniz.
Aracınız da Hasar Gördüyse Kalemler Ayrı İstenir
Rögara düşme olaylarında zarar çoğu zaman yalnızca bedende doğmaz. Sürücü bir aracı kullanırken kapak yüzünden hâkimiyetini kaybetmişse hem bedensel zarar hem araç hasarı birlikte gündeme gelir. Bu iki grup kalem birbirinden bağımsızdır ve ayrı ayrı talep edilmelidir.
Araç tarafındaki kalemler onarım bedeli, aracın tamirde geçirdiği süre için mahrumiyet bedeli ve onarıma rağmen ikinci el değerinde kalan düşüş yani değer kaybıdır. Bunların kapsamı için araç mahrumiyet bedelinin tanımı ve talep koşulları ve araç değer kaybının ne olduğu ve kimlerin talep edebileceği başlıklı yazılarımız yol gösterir.
Aracın kaskosu varsa şirket hasarı ödedikten sonra sorumlu kuruma rücu eder; ancak bedensel zarara ilişkin kalemler bu rücunun kapsamı dışındadır ve doğrudan zarar gören tarafından istenir. Rögar kaynaklı araç hasarında hükmedilen kalemleri gösteren güncel bir Yargıtay kararını Yargıtay 4. Hukuk Dairesi’nin rögar kaynaklı araç hasarı ve mahrumiyet tazminatına ilişkin emsal kararı başlıklı yazımızda ele aldık.
Delil toplama bakımından da iki taraf birbirini destekler: olay yerinde tutulan kolluk tutanağı hem yaralanmanın hem hasarın kaynağını aynı anda belgeler. Tutanağın nasıl tutulması gerektiğini maddi hasarlı trafik kazalarında tutanak nasıl tutulmalı başlıklı yazımızda anlattık.
Davalı bir idare değil de özel hukuk kişisiyse dava adli yargıda görülür ve haksız fiil zamanaşımına tabi olur. Fiil aynı zamanda suç oluşturuyor ve ceza kanunlarında daha uzun zamanaşımı öngörülüyorsa, tazminat talebi bakımından da o süre uygulanır.
Kanun metinlerinin güncel hâline Türk Borçlar Kanunu ve İdari Yargılama Usulü Kanunu bağlantılarından ulaşabilirsiniz.
Sıkça Sorulan Sorular
Rögara düşüp yaralandım, hangi tazminatları isteyebilirim?
Rögara düşüp yaralanma tazminatı kapsamında tedavi giderleri, kazanç kaybı, çalışma gücünün azalmasından doğan kayıplar ve ekonomik geleceğin sarsılmasından doğan kayıplar maddi tazminat kalemleridir. Bunlara ek olarak manevi tazminat istenebilir; ağır bedensel zarar hâlinde yakınlar için de manevi tazminat mümkündür.
Davayı hangi mahkemede açacağım?
Muhatap belediye ya da su idaresi gibi bir kamu kuruluşuysa dava idare mahkemesinde tam yargı davası olarak açılır. Zararı fiilen doğuran bir özel şirketse dava asliye hukuk mahkemesinde görülür.
İdareye başvurmadan doğrudan dava açabilir miyim?
Hayır. İdari eylemden doğan zararlarda dava açmadan önce ilgili idareye başvurmak zorunludur. Bu aşama atlanırsa dava reddedilir.
Savcılık takipsizlik verdi, tazminat davası açabilir miyim?
Evet. Ceza sorumluluğu ile idarenin hukuki sorumluluğu ayrıdır. Yargıtay, görevlilerin cezai sorumluluğuna gidilemediği bir olayda dahi belediyenin hizmet kusuru niteliğindeki fiilinin hukuki sorumluluğu gerektireceğini belirtmiştir.
Ceza dosyasındaki delilleri tazminat davasında kullanabilir miyim?
Evet. Ceza dosyasında toplanan tanık beyanları, tutanaklar ve bilirkişi raporları tazminat dosyasına sunulabilir. Dosya örneğinin alınması yararlıdır.
Maluliyet oranı nasıl belirlenir?
Yetkili sağlık kuruluşunun düzenlediği heyet raporuyla belirlenir. Tedavi tamamlanıp kalıcı durum oturmadan rapor alınmamalıdır; oranın düşük belirlenmesi hâlinde itiraz edilerek yeni rapor istenebilir.
Kalıcı sakatlık kalmadıysa tazminat alamaz mıyım?
Alabilirsiniz. Kalıcı maluliyet olmasa da tedavi giderleri, iyileşme süresindeki kazanç kaybı ve manevi tazminat talep edilebilir.
Faiz hangi tarihten işlemeye başlar?
7589 sayılı Kanun’la Türk Borçlar Kanunu’nun 55. maddesine eklenen fıkraya göre, kazancın bilindiği döneme ilişkin tazminata olayın meydana geldiği tarihten, kazancın bilinemediği döneme ilişkin tazminata ise karar tarihinden itibaren kanuni faiz işler.
Çocuğum rögara düştü, dava kimin adına açılır?
Dava küçük adına yasal temsilcisi tarafından açılır ve tazminat çocuk adına hükmedilir. Küçüğün yaşı gözetildiğinden ona kusur yüklenmesi güçleşir.
Kapak çalınmışsa belediye sorumlu olmaz mı?
Kapağın çalınmış olması sorumluluğu kendiliğinden kaldırmaz. Eksikliğin ne kadar süredir devam ettiği, idarenin denetim yapıp yapmadığı ve uyarı önlemi alıp almadığı belirleyicidir.
SGK tedavi masraflarımı karşıladı, yine de isteyebilir miyim?
Türk Borçlar Kanunu’nun 55. maddesi, rücu edilemeyen sosyal güvenlik ödemelerinin zarardan indirilemeyeceğini düzenler. Hangi ödemenin hangi kalemden mahsup edileceği dosya bazında değerlendirilir.
Düşme olayında tanık yoksa ne yapabilirim?
Acil servis kaydındaki olay anlatımı, kolluk tutanağı, olay yeri fotoğrafları ve kamera kayıtları tanık yokluğunu telafi edebilir. Bu nedenle olaydan hemen sonra kayıt oluşturmak kritik önemdedir.
Aynı baca için daha önce şikâyet edilmişse bu işime yarar mı?
Evet. Önceki şikâyet kaydı, idarenin durumu bildiği hâlde önlem almadığını gösterir ve hizmet kusurunun ağırlığını ortaya koyar.
Yasal Uyarı
Bu yazıda yer alan bilgiler genel bilgilendirme amaçlıdır ve hukuki danışmanlık niteliği taşımaz. Bedensel zarara ilişkin tazminat hesabı, maluliyet oranı, süreler ve faiz her dosyanın somut koşullarına göre değişir. Mevzuat ve içtihat zaman içinde değişebilir. Hak kaybı yaşamamak için kendi dosyanıza ilişkin adım atmadan önce bir avukata danışmanız yerinde olur.
İletişim
Bu yazı genel niteliktedir; somut olayın koşulları sonucu değiştirir. Dosyanıza ilişkin görüşme için iletişim bilgileri aşağıdadır.
Bu yazı genel bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır; hukuki danışmanlık yerine geçmez. Mevzuat ve içtihat değişebildiğinden, karar vermeden önce güncel durumu bir avukatla değerlendirmenizi öneririz.
Devamı
İlgili yazılar
-
Yakınım Geri Gönderme Merkezinde, İdari Gözetim Süresi En Fazla Ne Kadar Olabilir
İdari gözetim süresi geri gönderme merkezinde altı ayı geçemez, yalnız iki sebeple altı ay daha uzar. Aylık değerlendirme, 30 gün kuralı ve süre aşımı.
Yabancılar Hukuku -
Disiplin Cezasıyla Üniversiteden Atılan Öğrenci Başka Okula Gidebilir mi
Üniversiteden atılan öğrenci başka okula gidebilir mi? Kanun yalnız çıkarıldığı kuruma dönüşü yasaklar. YKS, yatay geçiş ve askerlik ertelemesi açıklandı.
Eğitim Hukuku -
Yükseköğretim Kurumundan Çıkarma Cezası Aldım, Fiilim Bu Cezayı Gerektiriyor mu
Yükseköğretim kurumundan çıkarma cezası yalnız kanunda sayılan dört fiille verilir. Uyuşturucu kullanmak, silah taşımak ve cinsel taciz bu listede değildir.
Eğitim Hukuku -
Adliyede Çalışıyorum, Adalet Bakanlığı Eş Durumu İçin Ne Gerekir?
Adalet Bakanlığı eş durumu tayininde atamadan önceki mazerete dayanılamaz, bir yıl kuralı vardır ve adliye personelinde komisyon muvafakati aranır.
İdare Hukuku