İçindekiler · 14 bölüm
Deport kararına itiraz süresi yedi gündür ve bu yedi gün, kararın yabancıya tebliğ edildiği andan itibaren işlemeye başlar. Süre bu kadar kısa olduğu için, kararın eline ulaştığı gün ile dilekçenin mahkemeye verildiği gün arasında yapılacak bir hesap hatası davanın süre yönünden reddedilmesine yol açar.
Deport kararına itiraz süresi konusundaki karışıklık genellikle tek bir sebepten doğar: “deport” kelimesi birden fazla süreyi çağırır. Kararın kendisine karşı dava açma süresi, kararla birlikte ülkeyi terk etmek için tanınan süre ve Türkiye’ye girişin yasaklandığı süre birbirinden tamamen farklıdır. Aşağıda önce dava süresi tek başına ele alınmakta, ardından bu sürenin hangi sürelerle karıştırıldığı tek tek gösterilmektedir.
Bir Bakışta: Deport Kararına İtiraz Süresi
| Soru | Cevap |
|---|---|
| Süre kaç gün | 7 gün |
| Başlangıç | Kararın tebliğ edildiği an |
| Nereye verilir | İdare mahkemesi |
| Dayanak | 6458 sayılı Kanun m.53/3 |
| Eskiden kaç gündü | 15 gün — 24 Aralık 2019’da yediye indi |
| Sulh ceza hâkimliği | Sınır dışı kararı için değil; idari gözetim kararı için |
| Terke davet süresi | Ayrı bir süre: 15-30 gün (m.56) |
| Giriş yasağı süresi | Ayrı bir işlem, ayrı bir süre |
| İdareye başvuru | Süreyi durdurmaz |
| Süre kaçarsa | Karar kesinleşir, koruma sona erer |
| Kim başvurabilir | Yabancı, yasal temsilcisi veya avukatı |
Deport Kararına İtiraz Süresi Kaç Gündür?
Kanun süreyi tek cümleyle belirler: yabancı, yasal temsilcisi ya da avukatı, sınır dışı etme kararına karşı kararın tebliğinden itibaren yedi gün içinde idare mahkemesine başvurabilir.
Bu sürenin tarihçesi bilinmeden, internette karşılaşılan farklı rakamların hangisinin doğru olduğu anlaşılamaz. 6458 sayılı Kanun 2013 yılında yürürlüğe girdiğinde süre on beş gündü. 24 Aralık 2019 tarihli Resmî Gazete’de yayımlanan 7196 sayılı Kanun’un 75. maddesi, 53. maddenin üçüncü fıkrasının birinci cümlesindeki “on beş gün” ibaresini “yedi gün” şeklinde değiştirmiştir.
Bu tarih, süre hesabı yapan herkes için bir milat işlevi görür. 2019 sonundan önce yazılmış makaleler, dilekçe örnekleri ve rehberler süreyi on beş gün olarak verir ve bu metinler internette hâlâ dolaşımdadır. On beş güne güvenerek sekizinci günde dava açan bir kişi, süresi geçmiş bir dava açmış olur.
Yedi günlük süre, idari yargıdaki genel altmış günlük dava açma süresinin de dışındadır. Genel süreyi bilen, ancak sınır dışı kararlarına özel bir düzenleme bulunduğunu bilmeyen kişiler için bu, karşılaşılabilecek en pahalı bilgi eksikliğidir. Davanın nasıl açılacağı, hangi mahkemeye başvurulacağı ve dilekçede nelerin bulunması gerektiği sınır dışı kararı iptal davası yazısında ayrıntılı olarak anlatılmıştır.
Sınır Dışı Kararının İptali Dava Süresi de Aynı Süredir
Arama kutusuna yazılan ifadeler değişse de arkasındaki hukuki süre tektir. “Deport” günlük dilde kullanılan bir sözcüktür; kanundaki karşılığı sınır dışı etme kararıdır. Bu nedenle aşağıdaki ifadelerin hepsi aynı yedi günlük süreyi anlatır ve hiçbiri farklı bir yola işaret etmez.
Sınır dışı kararının iptali dava süresi
Kararın iptali için açılacak davanın süresidir ve yedi gündür. “İptal davası” ifadesi kanundaki yolun adıdır; idare mahkemesinde açılır.
Sınır dışı kararı dava açma süresi
Aynı süreyi anlatan bir başka ifadedir. İdari yargıdaki altmış günlük genel dava açma süresi burada uygulanmaz; 6458 sayılı Kanun özel bir süre öngörmüştür.
Sınır dışı kararına itiraz süresi
Günlük dilde “itiraz” denilen şey, hukuken idare mahkemesinde açılan iptal davasıdır. Süre yine tebliğden itibaren yedi gündür.
Sınır dışı kararı itiraz süresi
Aynı ifadenin kısaltılmış hâlidir ve farklı bir sonuç doğurmaz. Belirleyici olan kelimenin biçimi değil, başvurunun yedi gün içinde idare mahkemesine yapılmış olmasıdır.
Terim çeşitliliğinin yarattığı asıl risk, farklı kaynaklarda farklı rakamlarla karşılaşılmasıdır. Aynı süreyi anlatan bir metin on beş gün, diğeri yedi gün diyorsa, aradaki fark terimden değil tarihten kaynaklanır: 24 Aralık 2019 öncesine ait metinler on beş gün yazar.
Bir de karıştırılmaması gereken ayrı bir ifade vardır: sınır dışı edilme süresi. Bu, dava açma süresini değil, kişinin ülkeden çıkarılmasına kadar geçen süreci ya da kararda tanınmışsa terk süresini anlatmak için kullanılır. Terk süresi en az on beş gündür ve dava süresiyle hiçbir bağlantısı yoktur.
Sürenin Başlangıcı: Tebliğ Tarihinin Belirlenmesi
Yedi günlük süre kararın alındığı, imzalandığı ya da sisteme işlendiği tarihte değil, yabancıya tebliğ edildiği tarihte işlemeye başlar. Bu ayrım pratikte sanıldığından daha çok fark yaratır, çünkü karar tarihi ile tebliğ tarihi arasında günler geçebilir.
Kanun kime tebliğ edileceğini de göstermiştir: karar, gerekçeleriyle birlikte yabancıya, yasal temsilcisine ya da avukatına tebliğ edilir. Yabancının avukatı varsa ve tebligat avukata yapılmışsa süre avukata tebliğ tarihinden işler.
Tebliğ tarihinin belgeye dayanması şarttır. Süre hesabı, tebliğ evrakındaki tarih üzerinden yapılır; kişinin kararı ne zaman öğrendiğini beyan etmesi tek başına yeterli değildir. Bu nedenle tebliğ belgesinin bir örneğinin alınması ve saklanması, dava açılmasından önce yapılması gereken ilk iştir. Geri gönderme merkezinde bulunan yabancılar bakımından tebliğ evrakının merkezin kayıtlarında yer aldığı unutulmamalıdır.
Kanun ayrıca, yabancı bir avukat tarafından temsil edilmiyorsa kendisinin veya yasal temsilcisinin kararın sonucu, itiraz usulleri ve süreleri hakkında bilgilendirileceğini düzenler. Bu, tebliğden ayrı ve ek bir yükümlülüktür. Kararın yalnızca eline tutuşturulduğu, başvuru yolu ve süresi hakkında hiçbir açıklama yapılmadığı durumlarda bu yükümlülüğün yerine getirilip getirilmediği tartışmaya açıktır.
Yedi Günlük Sürenin Hesabı ve Tatil Günleri
Süre hesabında ilk kural, tebliğ gününün sayılmaya dâhil edilmemesidir. Süre, tebliğin yapıldığı günü izleyen günden başlar ve yedinci günün mesai saati sonunda dolar.
İkinci kural, sürenin takvim günü üzerinden işlemesidir. Yedi gün, yedi iş günü değildir; hafta sonu ve resmî tatil günleri de bu yedi günün içinde sayılır. Cuma günü tebliğ edilen bir karar için süre, araya hafta sonu girmesine rağmen ertesi haftanın cuma günü sona erer.
Üçüncü kural, sürenin son gününe ilişkindir. Sürenin son günü resmî tatile denk gelirse süre, tatili izleyen ilk iş gününün mesai saati sonunda biter. Bu kural sadece son gün için işler; araya giren tatiller süreyi uzatmaz.
| Durum | Sonuç |
|---|---|
| Tebliğ günü | Sayılmaz, süre ertesi gün başlar |
| Hafta sonu ve tatiller | Sayılır, süreyi uzatmaz |
| Son gün tatile denk gelirse | İlk iş gününün sonuna uzar |
| Dilekçenin verildiği an | Mahkeme kaydına girdiği an esastır |
Uygulamada en güvenli yaklaşım, yedi günü son güne kadar kullanmamaktır. Yabancı geri gönderme merkezinde tutuluyorsa, vekâletname düzenlenmesi ve belgelerin temini birkaç gün alabilir. Bu nedenle sürenin ilk günlerinde harekete geçilmesi, hesabın doğruluğundan daha belirleyici olabilir.
Deport Kararına İtiraz Dilekçesi Sulh Ceza Hâkimliğine Verilir mi?
Bu soru arama verilerinde doğrudan karşımıza çıkıyor ve cevabı, sürenin boşa harcanmasını önlemesi bakımından kritik: sınır dışı etme kararına karşı sulh ceza hâkimliğine başvurulmaz.
Karışıklığın kaynağı, aynı kişi hakkında çoğu zaman iki ayrı karar bulunmasıdır:
- Sınır dışı etme kararı → idare mahkemesi, 7 gün, iptal davası.
- İdari gözetim kararı → sulh ceza hâkimliği, başvuru gözetimi durdurmaz, hâkim incelemeyi beş gün içinde sonuçlandırır.
İkisi aynı gün tebliğ edilmiş olabilir, aynı zarftan çıkmış olabilir, hatta aynı olaydan doğmuş olabilir. Buna rağmen iki ayrı işlem, iki ayrı merci ve iki ayrı usuldür. Sınır dışı etme kararına karşı sulh ceza hâkimliğine verilen dilekçe, idare mahkemesine yapılmış bir başvuru sayılmaz; bu sırada yedi günlük süre işlemeye devam eder.
Tersi de doğrudur. İdari gözetim kararına karşı idare mahkemesine açılan dava da gözetim bakımından sonuç doğurmaz. Hangi karara karşı hangi yola başvurulacağı, kararın üst yazısındaki ifadeden anlaşılır: karar “sınır dışı etme kararı” başlığını taşıyorsa idare mahkemesi, “idari gözetim kararı” başlığını taşıyorsa sulh ceza hâkimliği söz konusudur.
Terke Davet Kararına İtiraz Süresi Aynı Süre midir?
Hayır, ve bu ayrım iki farklı sürenin birbirine karışmasını önlemek için önemlidir.
Sınır dışı etme kararı alınan yabancıya, kararda belirtilmek kaydıyla, Türkiye’yi terk edebilmesi için on beş günden az olmamak üzere otuz güne kadar süre tanınabilir. Bu, ülkeyi terk etme süresidir; dava açma süresi değildir.
İki sürenin birlikte işlediği durumlar şöyle görünür: bir yabancıya sınır dışı etme kararı tebliğ edilmiş ve terk için yirmi gün tanınmış olabilir. Bu kişinin dava açma süresi yine yedi gündür. Terk için tanınan yirmi günün dolmasını beklemek, dava hakkının kaybedilmesi anlamına gelir. Terke davet kararının kendisi de sınır dışı etme kararının bir parçası olduğu için, ona yönelik itiraz da aynı yedi günlük süre içinde ve aynı iptal davası içinde ileri sürülür.
Terke davet kararının şartları, süre tanınmayacak yabancılar ve Çıkış İzin Belgesi konusu terke davet süresi yazısında ayrıca ele alınmıştır.
Vize İhlali Deport Süresi ile Dava Süresi Aynı Şey Değil
Arama verilerinde sık görülen “vize ihlali deport süresi” ifadesi, aslında dava süresini değil, hakkında sınır dışı etme kararı alınmasına yol açan ihlal eşiğini sorgular.
Kanun, vize veya vize muafiyeti süresini on günden fazla aşanlar ile vizesi iptal edilenler hakkında sınır dışı etme kararı alınacağını düzenler. Aynı şekilde, ikamet izni bulunup da süresinin sona ermesinden itibaren kabul edilebilir bir gerekçesi olmadan ikamet izni süresini on günden fazla ihlal edenler de bu kapsamdadır. Buradaki on gün, dava açma süresiyle hiçbir ilgisi olmayan, kararın alınmasına dayanak oluşturan bir eşiktir.
Üçüncü bir süre daha vardır ve o da bunlardan farklıdır: Türkiye’ye giriş yasağının süresi. Giriş yasağı ayrı bir idari işlemdir, sınır dışı etme kararının iptali onu kendiliğinden ortadan kaldırmaz ve kendi kurallarına tabidir. Hangi hâllerde sınır dışı etme kararı alınacağı ve alınamayacağı sınır dışı edilme sebepleri yazısında bentler hâlinde açıklanmıştır.
Deport Süresi Ne Kadar Sorusunun Beş Ayrı Cevabı
Arama kutusuna yazılan “deport süresi ne kadar” ifadesi, birbirinden tamamen farklı beş süreyi birden kastedebilir. Hangisinin sorulduğu anlaşılmadan verilen cevap yanıltıcı olur. Kanunun öngördüğü süreler şunlardır:
| Hangi süre | Kaç gün | Neye ilişkin |
|---|---|---|
| Dava açma süresi | 7 gün | Karara karşı iptal davası |
| Terk için tanınan süre | 15-30 gün | Ülkeden gönüllü çıkış |
| Vize/ikamet ihlali eşiği | 10 gün | Kararın alınma sebebi |
| Kararın verilme süresi | 48 saat | Kolluk yakalamasından sonra |
| Mahkemenin karar süresi | 15 gün | Tekemmülden itibaren |
Dava açma süresi bu yazının konusudur ve kaçırıldığında telafisi yoktur. Terk süresi, sınır dışı etme kararında belirtilmek kaydıyla tanınan ve ülkeden kendi imkânlarıyla çıkma fırsatı veren süredir; dava hakkını ne uzatır ne de ortadan kaldırır. İhlal eşiği, kararın alınmasına dayanak oluşturan on günlük aşım süresidir ve yargısal bir süre değildir.
Kırk sekiz saatlik süre, kolluk tarafından yakalanan yabancılar bakımından işler. Kanun, 54. madde kapsamındaki yabancıların yakalanmaları hâlinde haklarında karar verilmek üzere derhâl valiliğe bildirileceğini ve değerlendirme ile karar süresinin kırk sekiz saati geçemeyeceğini düzenler. Bu, idarenin karar vermek için sahip olduğu üst sınırdır; yabancıya tanınmış bir hak süresi değildir. On beş günlük süre ise mahkemenin karar verme süresidir ve dosyanın tekemmülünden itibaren işler.
Bu beş sürenin dışında, doğrudan kanunda bir gün sayısına bağlanmayan altıncı bir süre daha vardır: Türkiye’ye giriş yasağının süresi. Giriş yasağı sınır dışı etme kararından ayrı bir idari işlemdir; süresi ve kaldırılma usulü kendi kurallarına tabidir. Sınır dışı etme kararının iptal edilmiş olması bu yasağı kendiliğinden ortadan kaldırmaz.
Deport İtiraz Dilekçesinde Sürenin Gösterilmesi
Süre yalnızca hesaplanan bir şey değildir; dilekçede belgeye dayalı olarak gösterilmesi gereken bir unsurdur. Mahkeme, davanın süresinde açılıp açılmadığını kendiliğinden inceler ve bu incelemeyi dosyadaki belgeler üzerinden yapar.
Dilekçede sürenin gösterilmesi üç adımdan oluşur. Önce tebliğ tarihi açıkça yazılır; “karar tarafıma … tarihinde tebliğ edilmiştir” ifadesi dilekçenin giriş kısmında yer alır. Ardından bu tarihi kanıtlayan tebliğ belgesi delil listesine eklenir ve dilekçeye eklenerek sunulur. Son olarak, dilekçenin mahkemeye verildiği tarihin yedi günlük süre içinde kaldığı, gerekiyorsa hesap gösterilerek belirtilir.
Tebliğ belgesinin dosyada bulunmaması, süresinde açılmış bir davada bile sorun yaratabilir. İdare savunmasında farklı bir tebliğ tarihi bildirirse, davacının elinde karşı delil bulunmadığında mahkemenin hangi tarihi esas alacağı belirsizleşir. Bu nedenle belge, dava açılmadan önce temin edilmelidir.
Yabancı geri gönderme merkezinde tutuluyorsa tebliğ evrakı merkezin kayıtlarındadır ve avukat aracılığıyla temin edilebilir. Belgenin temini birkaç gün alabileceği için, yedi günlük sürenin son gününü beklemeden dava açılması, belgenin sonradan sunulmasından daha güvenlidir. Dava dilekçesinde tebliğ belgesinin ekleneceği beyan edilerek dava süresinde açılabilir, belge daha sonra dosyaya sunulabilir.
İdareye Yapılan Başvurunun Süreye Etkisi
Yedi günlük süre içinde valiliğe dilekçe vererek kararın geri alınmasını istemek, sıkça başvurulan ancak sonuç doğurmayan bir yoldur. İdareye yapılan başvuru dava açma süresini durdurmaz.
İdari yargıda, dava açma süresi içinde idareye başvurulmasının süreyi durduracağı yönünde genel bir kural bulunur; ancak bu kural altmış günlük genel süreye ilişkindir ve özel kanunla getirilmiş yedi günlük süre bakımından uygulanma imkânı tartışmalıdır. Süre bu kadar kısayken bu tartışmaya güvenmek, davanın süre yönünden reddi riskini göze almak demektir.
Uygulamada güvenli yol şudur: idareye başvurulmak isteniyorsa bu, dava açmaya alternatif değil, ona ek olarak yapılmalıdır. Yani dava süresi içinde idare mahkemesine dava açılır; ayrıca idareye de başvurulabilir. Zaten dava açan kişinin başvurusunu kararı veren makama bildirme yükümlülüğü de bulunduğundan, iki işlem tek seferde yapılabilir.
Usulüne Uygun Olmayan Tebligat ve Sürenin İşlemesi
Süre tebliğle başladığına göre, tebliğ usulüne uygun değilse sürenin işlemeye başlayıp başlamadığı tartışılabilir hâle gelir. Bu, süresi geçmiş görünen dosyalarda öne sürülebilecek bir yöndür; ancak dayanağının somut olarak ortaya konulması gerekir.
Kanun metninden çıkan iki somut yükümlülük bu tartışmanın çerçevesini belirler. Birincisi, kararın gerekçeleriyle birlikte tebliğ edilmesi zorunluluğudur; gerekçesi olmayan bir metnin tebliği, kanunun aradığı tebliğ değildir. İkincisi, avukatla temsil edilmeyen yabancının itiraz usulleri ve süreleri hakkında bilgilendirilmesi yükümlülüğüdür.
Yabancının anlamadığı bir dilde yapılan tebligat da aynı başlık altında tartışılır. Kararın içeriğinin ve başvuru yolunun kişiye anlatılmadığı durumlarda, bilgilendirme yükümlülüğünün yerine getirilmediği ileri sürülebilir. Bu iddiaların her biri dosyaya özgüdür ve tebliğ evrakının incelenmesini gerektirir.
Bu tartışmanın sınırı da belirtilmelidir. Tebligatın usulsüzlüğü iddiası, süreyi kendiliğinden ortadan kaldıran bir kural değildir; mahkemenin dosyadaki belgelere göre değerlendireceği bir iddiadır. Kararın kişiye fiilen ulaştığı ve içeriğinin anlaşıldığı dosyada görünüyorsa, şeklî bir eksikliğe dayanılarak sürenin hiç işlemediği sonucuna varılması beklenmez. Bu nedenle usulsüzlük iddiası, süresinde dava açmanın yerine geçen bir strateji olarak düşünülmemelidir; yalnızca süresi geçmiş görünen dosyalarda başvurulabilecek bir yöndür.
Tebliğ evrakında kontrol edilmesi gereken noktalar şunlardır: tebliğin kime yapıldığı, tebliğ tarihinin okunaklı biçimde yer alıp almadığı, kararın gerekçe kısmının eklenip eklenmediği, imza ve kimlik bilgilerinin doğru olup olmadığı, avukat varsa tebliğin avukata yapılıp yapılmadığı. Bu kontrollerin dava açılmadan önce yapılması, dilekçenin doğru tarih üzerine kurulmasını sağlar.
Deport Kararına İtiraz Süresini Kaçırdım, Ne Yapabilirim?
Sürenin kaçırılmasının sonucu ağırdır ve bunu yumuşatmanın bir yolu yoktur: yedi gün geçtikten sonra açılan dava süre yönünden reddedilir. Bununla birlikte, dosyanın gerçekten süresiz olup olmadığı birkaç başlık altında kontrol edilmelidir.
Tebliğ tarihi doğru mu. Sürenin başlangıcı tebliğ tarihidir; karar tarihi değil. İki tarih karıştırılmışsa süre aslında dolmamış olabilir.
Tebliğ usulüne uygun mu. Yukarıda açıklanan gerekçe ve bilgilendirme yükümlülükleri yerine getirilmemişse bu yön ileri sürülebilir.
Son gün tatile mi denk geldi. Sürenin son günü resmî tatile denk gelmişse süre ilk iş gününün sonuna uzar; bir günlük gecikme sanılan durum aslında süresinde olabilir.
Yeni bir karar alındı mı. İdare aynı kişi hakkında yeni bir sınır dışı etme kararı alırsa, bu yeni karar kendi gerekçesiyle tebliğ edilir ve yeni bir yedi günlük süre işlemeye başlar. Uygulamada, ilk karar bir bende dayandırılmışken sonradan farklı bir bende dayanan yeni bir karar alınabilmektedir. Yeni karar ayrı bir idari işlem olduğu için, ilk karara karşı süre kaçırılmış olsa dahi ikinci karara karşı dava yolu açıktır. Bu nedenle kişiye tebliğ edilen her yeni evrakın tarihi ve dayanağı ayrıca kontrol edilmelidir.
Dilekçe başka bir mercie mi verildi. Yedi gün içinde sulh ceza hâkimliğine ya da doğrudan valiliğe verilmiş bir dilekçe, idare mahkemesine açılmış dava sayılmaz. Ancak dilekçenin hangi tarihte, hangi mercie, hangi içerikle verildiği dosyaya göre değerlendirilir; yanlış mercie başvurulmuş olsa bile evrakın akıbetinin izlenmesi gerekir.
Bu dört kontrolün hiçbiri sonuç vermiyorsa, kararın kesinleştiği kabul edilir. Kesinleşme, idarenin sınır dışı işlemini uygulayabileceği anlamına gelir; kanundan doğan koruma yalnızca dava açma süresi ve derdest yargılama boyunca işlediğinden, bu aşamada artık devrede değildir.
Süre kaçırıldığında kanundan doğan “yargılama sonuçlanıncaya kadar sınır dışı edilmez” koruması da doğmaz; dava açılmadığı için koruma hiç başlamamış olur. Kararın kesinleşmesinden sonra gündeme gelebilecek yollar olağanüstü niteliktedir ve kendi süreleri vardır; Anayasa Mahkemesi bireysel başvuru süreci bunların başında gelir. Sınır dışı kararı tebliğ edildiği anda atılması gereken adımlar için deport yedim ne yapmalıyım yazısına bakılabilir.
Kanun metninin güncel hâli 6458 sayılı Yabancılar ve Uluslararası Koruma Kanunu sayfasından doğrulanabilir. Yabancıların ikamet ve çalışma süreçlerinin genel çerçevesi ise yabancılar hukuku ve vatandaşlık sayfasında yer alır.
Sıkça Sorulan Sorular
Deport kararına itiraz süresi kaç gündür?
Kararın tebliğinden itibaren yedi gündür. Bu süre 24 Aralık 2019 öncesinde on beş gündü.
Süre hangi tarihte başlar?
Kararın tebliğ edildiği tarihte. Karar tarihi ile tebliğ tarihi farklıysa süre tebliğ tarihinden işler.
Yedi gün iş günü olarak mı sayılır?
Hayır, takvim günü olarak sayılır. Hafta sonu ve resmî tatiller süreye dâhildir; yalnızca son gün tatile denk gelirse süre ilk iş gününün sonuna uzar.
Deport kararına itiraz dilekçesi nereye verilir?
İdare mahkemesine. Sulh ceza hâkimliği sınır dışı etme kararı için değil, idari gözetim kararı için görevlidir.
Valiliğe dilekçe versem süre durur mu?
Durmaz. İdareye yapılan başvuruya güvenilerek dava açılmaması, davanın süre yönünden reddiyle sonuçlanabilir.
Terke davet edildim, yine de yedi gün mü?
Evet. Terk için tanınan on beş ila otuz günlük süre dava açma süresini uzatmaz; dava süresi yedi gündür.
Vize ihlali deport süresi yedi gün müdür?
Hayır. Vize veya vize muafiyeti süresinin on günden fazla aşılması kararın alınma sebebidir; dava açma süresi ayrıca yedi gündür.
Avukatım tebligatı aldıysa süre ne zaman başlar?
Tebligat avukata yapılmışsa süre avukata tebliğ tarihinden işlemeye başlar.
Karar bana anlamadığım bir dilde tebliğ edildi, süre işler mi?
Kanun kararın gerekçeleriyle tebliğini ve avukatla temsil edilmeyen yabancının başvuru usulü ile süreler hakkında bilgilendirilmesini öngörür. Bu yükümlülüklerin yerine getirilmediği iddiası dosyaya göre ileri sürülebilir.
Süreyi kaçırırsam yeniden dava açabilir miyim?
Aynı karara karşı açamazsınız. Ancak idare aynı kişi hakkında yeni bir karar alırsa, yeni karara karşı yeni bir yedi günlük süre işler.
Süre içinde dava açtım, sınır dışı edilir miyim?
Edilmezsiniz. Kanun, yabancının rızası saklı kalmak kaydıyla dava açma süresi içinde ve yargılama sonuçlanıncaya kadar sınır dışı edilemeyeceğini düzenler.
Dilekçeyi son gün vermem sakıncalı mı?
Hukuken süresindedir, ancak vekâletname ve belge temini gecikebileceği için uygulamada risklidir.
Sınır dışı kararı iptal davası süresi kaç gündür?
Yedi gündür. Kullanılan ifade değişse de kanun tek bir süre öngörmüştür.
Sınır dışı edilme kararına itiraz süresi farklı mıdır?
Farklı değildir. Aynı karara karşı aynı yol ve aynı yedi günlük süre geçerlidir.
Deport itiraz süresi ile deport kararına itiraz süresi aynı şey mi?
Aynıdır. Her ikisi de sınır dışı etme kararına karşı idare mahkemesinde açılacak davanın yedi günlük süresini anlatır.
Deport kararına itiraz dilekçesi örneği kullanmak güvenli mi?
Hazır metinlerin taşıdığı risk, süre ve tebliğ tarihi gibi dosyaya özgü bilgilerin eksik ya da yanlış doldurulmasıdır. Örnek kullanılacaksa tebliğ tarihi, davalı idare ve dayanılan bent somut dosyaya göre yazılmalıdır.
Bu metin yürürlükteki mevzuat esas alınarak hazırlanmış genel bir bilgilendirmedir; somut bir dosya hakkında görüş değildir. Yedi günlük süre çok kısa olduğundan, kararın tebliğ edildiği gün bir avukata danışmanız yerinde olur.
İletişim
Bu yazı genel niteliktedir; somut olayın koşulları sonucu değiştirir. Dosyanıza ilişkin görüşme için iletişim bilgileri aşağıdadır.
Bu yazı genel bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır; hukuki danışmanlık yerine geçmez. Mevzuat ve içtihat değişebildiğinden, karar vermeden önce güncel durumu bir avukatla değerlendirmenizi öneririz.
Devamı
İlgili yazılar
-
Yakınım Geri Gönderme Merkezinde, İdari Gözetim Süresi En Fazla Ne Kadar Olabilir
İdari gözetim süresi geri gönderme merkezinde altı ayı geçemez, yalnız iki sebeple altı ay daha uzar. Aylık değerlendirme, 30 gün kuralı ve süre aşımı.
Yabancılar Hukuku -
Yakınım Gözetime Alındı, İdari Gözetim Kararına İtiraz Dilekçesi Nereye ve Nasıl Verilir
İdari gözetim kararına itiraz dilekçesi sulh ceza hâkimine verilir, merkezdeki idareye de teslim edilebilir. Kim verir, ne yazılır, hangi belge eklenir.
Yabancılar Hukuku -
İdari Gözetim Kararına İtiraz Süresi Yok, Beklemek Neden Yine de Kaybettirir
İdari gözetim kararına itiraz süresi kanunda yazılı değildir; beş gün hâkimin karar süresidir. Beklemek ise gözetimi uzatır ve diğer süreleri kaçırtır.
Yabancılar Hukuku -
İdari Gözetim Kararına İtiraz Reddedilirse Gözetimden Çıkmanın Kalan Yolları
İdari gözetim kararına itiraz reddedilirse sulh ceza kararı kesindir; yeniden başvuru, valiliğe talep ve Anayasa Mahkemesi yolları yine de açık kalır.
Yabancılar Hukuku