İçeriğe atla
Ankara Barosu · Sicil 26867 Kızılırmak Mah. 1450 Sk. No:16/5 Hayat Plaza Kat:2, Çankaya/Ankara Pazartesi – Cuma · 09:00 – 18:00
Ankara Barosu · Sicil 26867

Yabancılar Hukuku

Sınır Dışı Edilme Sebepleri ve Edilemeyecek Yabancılar

· · 13 dk okuma
Sınır Dışı Edilme Sebepleri ve Edilemeyecek Yabancılar

Sınır dışı edilme sebepleri 6458 sayılı Kanun’un 54. maddesinde on bir bent hâlinde tek tek sayılmıştır ve bu liste kapalıdır: kanunda yazmayan bir gerekçeye dayanılarak sınır dışı etme kararı alınamaz. Buna karşılık 55. madde, 54. madde kapsamına girseler dahi haklarında hiçbir şekilde karar alınamayacak yabancıları düzenler.

İki maddenin birlikte okunması gerekir, çünkü iptal davasında sonucu belirleyen şey çoğu zaman kararın hangi bende dayandırıldığı değil, o bendin koşullarının somut olayda gerçekleşip gerçekleşmediği ve kişinin 55. madde kapsamında olup olmadığıdır. Aşağıda önce sebepler bent bent, ardından mutlak yasak hâlleri ele alınmaktadır.

Bir Bakışta: Sınır Dışı Edilme Sebepleri ve Sınırları

KonuDüzenleme
Sebepler nerede6458 sayılı Kanun m.54/1, on bir bent
Liste niteliğiKapalı liste — kanunda olmayan sebep kullanılamaz
Kararı verenGöç İdaresi talimatı üzerine veya resen valilik
Hiç karar alınamayacaklarm.55/1, beş bent
m.55 kapsamı54. madde kapsamında olsalar dahi karar alınamaz
Değerlendirme usulüHerkes için ayrı yapılır (m.55/2)
Ceza mahkemesi karar verir miHayır — TCK m.59 yalnızca bildirim öngörür
Uluslararası koruma başvurusu varkenYalnız (b), (d) ve (k) bentlerinde, her aşamada
Gerekçe zorunlu muEvet, karar gerekçeleriyle tebliğ edilir
Dava süresiTebliğden itibaren 7 gün, idare mahkemesi

Sınır Dışı Edilme Sebepleri: Kanunun Saydığı On Bir Hâl

Kanun, hakkında sınır dışı etme kararı alınacak yabancıları şu şekilde sayar:

BentKapsam
a5237 sayılı Kanun’un 59. maddesi kapsamında sınır dışı edilmesi gerektiği değerlendirilenler
bTerör örgütü yöneticisi, üyesi, destekleyicisi veya çıkar amaçlı suç örgütü yöneticisi, üyesi, destekleyicisi olanlar
cTürkiye’ye giriş, vize ve ikamet izni işlemlerinde gerçek dışı bilgi ve sahte belge kullananlar
çTürkiye’de bulunduğu süre zarfında geçimini meşru olmayan yollardan sağlayanlar
dKamu düzeni, kamu güvenliği veya kamu sağlığı açısından tehdit oluşturanlar
eVize veya vize muafiyeti süresini on günden fazla aşanlar veya vizesi iptal edilenler
fİkamet izinleri iptal edilenler
gİkamet izni süresinin sona ermesinden itibaren kabul edilebilir gerekçesi olmadan on günden fazla ihlal edenler
ğÇalışma izni olmadan çalıştığı tespit edilenler
hYasal giriş veya çıkış hükümlerini ihlal edenler ya da ihlale teşebbüs edenler
ıHakkında Türkiye’ye giriş yasağı bulunmasına rağmen geldiği tespit edilenler
iUluslararası koruma başvurusu reddedilen, hariçte tutulan, kabul edilemez bulunan, geri çeken veya statüsü sona eren ya da iptal edilenlerden Türkiye’de kalma hakkı bulunmayanlar
jİkamet izni uzatma başvuruları reddedilenlerden, on gün içinde çıkış yapmayanlar
kUluslararası kurum ve kuruluşlarca tanımlanan terör örgütleriyle ilişkili olduğu değerlendirilenler

Bu listenin okunuşunda üç noktaya dikkat edilmelidir.

Birincisi, liste kapalıdır. Kanun “aşağıda sayılan yabancılar hakkında sınır dışı etme kararı alınır” diyerek sınır dışı edilme sebepleri bakımından sınırı çizmiştir. Bu bentlerden hiçbirine girmeyen bir gerekçeyle, örneğin yalnızca idarenin uygun görmemesi nedeniyle karar alınamaz. Kararın hangi bende dayandığının kararda gösterilmesi bu yüzden zorunludur.

İkincisi, bazı bentler nesnel ölçüte, bazıları değerlendirmeye dayanır. Vize süresinin on günden fazla aşılması (e bendi) ya da ikamet izninin iptal edilmiş olması (f bendi) belgeyle ispatlanabilir nesnel durumlardır. Buna karşılık kamu düzeni bakımından tehdit oluşturma (d bendi) ya da terör örgütüyle ilişkili görülme (b ve k bentleri) bir değerlendirmeye dayanır. Değerlendirmeye dayanan bentlerde, değerlendirmenin hangi olgulara dayandığının gösterilmesi gerekir; aksi hâlde karar denetlenemez hâle gelir.

Üçüncüsü, on günlük eşikler kararın sebebidir, dava süresi değildir. (e), (g) ve (j) bentlerindeki on günlük süreler, sınır dışı etme kararının alınmasına dayanak oluşturan eşiklerdir. Karara karşı dava açma süresi ise ayrıca yedi gündür ve tebliğden işler. Bu iki sürenin karıştırılması sık rastlanan bir hatadır; ayrıntısı deport kararına itiraz süresi yazısındadır.

Bentler arasında pratikte en çok karşılaşılanlar, süre ve izin ihlallerine ilişkin olanlardır. (e) bendi vize veya vize muafiyeti süresinin on günden fazla aşılmasını düzenler; bendin ikinci hâli olan vizenin iptal edilmiş olması ise süre şartına bağlı değildir. (g) bendi ikamet izni bulunanlar içindir ve buradaki ölçüt “kabul edilebilir gerekçesi olmadan” ihlaldir; yani kişinin ihlalinin haklı bir sebebi varsa bu bent bakımından değerlendirme değişebilir. (j) bendi ise uzatma başvurusu reddedilenleri kapsar ve bu kişiler bakımından on günlük süre, ret kararından sonra çıkış yapmak için tanınan süredir.

(ğ) bendi, çalışma izni olmadan çalıştığı tespit edilenleri kapsar. Burada tespitin nasıl yapıldığı önem taşır; denetim tutanağının içeriği, kişinin o işyerinde hangi sıfatla bulunduğu ve çalışma ilişkisinin varlığı davada tartışılabilir. (c) bendi gerçek dışı bilgi ve sahte belge kullanımını düzenler ve bu bendin uygulanması için belgenin sahteliğinin ya da bilginin gerçek dışılığının ortaya konulmuş olması gerekir.

(ç) bendi, geçimini meşru olmayan yollardan sağlayanlara ilişkindir ve değerlendirmeye en açık bentlerden biridir. Kişinin gelirinin kaynağının gösterilmediği, yalnızca kayıtlı bir geliri bulunmadığı gerekçesine dayanan kararlarda bu yön ileri sürülebilir; kayıtlı geliri olmamak ile geçimi meşru olmayan yoldan sağlamak aynı şey değildir.

Kamu Düzeni Ölçütü: En Sık Kullanılan ve En Çok Tartışılan Bent

Kanunda sayılan sınır dışı edilme sebepleri arasında uygulamada en sık dayanılanı (d) bendidir: kamu düzeni, kamu güvenliği veya kamu sağlığı açısından tehdit oluşturanlar. Bendin bu kadar sık kullanılmasının sebebi kapsamının genişliğidir; aynı genişlik, denetimi zorlaştırdığı için davada en çok tartışılan yönü de oluşturur.

Bent üç ayrı kavramı bir arada sayar ve bunlar birbirinin yerine kullanılamaz. Kamu düzeni, toplumun günlük yaşamının düzenli işleyişine ilişkindir. Kamu güvenliği, devletin ve toplumun güvenliğine yönelen tehlikeleri kapsar. Kamu sağlığı ise bulaşıcı hastalık gibi sağlık temelli tehditleri karşılar. Kararda bu üçünden hangisine dayanıldığının belirtilmesi, denetimin ilk adımıdır.

Bendin uygulanmasında aranan ölçüt “tehdit oluşturma”dır. Bu, geçmişte işlenmiş herhangi bir fiilin varlığından farklı bir şeydir: kanun, kişinin hâlihazırda bir tehdit oluşturup oluşturmadığına bakılmasını ister. Bu nedenle çok eski tarihli, infazı tamamlanmış veya beraatle sonuçlanmış dosyalara dayanılarak varılan sonuçlar tartışmaya açıktır.

Kararda sıkça karşılaşılan bir başka sorun, dayanağın belirtilmemesidir. Kişinin hangi olayla, hangi tespitle veya hangi kayıtla tehdit sayıldığı gösterilmediğinde, mahkemenin denetleyebileceği bir gerekçe ortaya çıkmaz. İdari yargı denetiminin konusu sonucun kendisi değil, sonuca nasıl varıldığıdır; bu yüzden gerekçesi gösterilmeyen bir değerlendirme, içerik olarak doğru olsa bile denetlenemez durumdadır.

Dava dilekçesinde bu bende karşı ileri sürülebilecek yönler şunlardır: hangi kavrama dayanıldığının belirtilmemiş olması, dayanak olguların gösterilmemesi, dayanılan olayın güncel olmaması, kişinin Türkiye’deki aile bağlarının ve yerleşikliğinin hiç değerlendirilmemesi ve kişinin 55. madde kapsamında olup olmadığının incelenmemesi.

Sınır Dışı Edilme Güvenlik Tedbiri midir?

Bu soru, listenin ilk bendinden doğar ve cevabı çoğu kaynakta eksik verilir.

Türk Ceza Kanunu’nun 59. maddesi “Sınır dışı edilme” başlığını taşır ve kanunun güvenlik tedbirlerine ayrılmış bölümünde yer alır. Ancak maddenin metni okunduğunda, mahkemeye sınır dışı etme yetkisi verilmediği görülür. Madde şunu düzenler: işlediği suç nedeniyle hapis cezasına mahkûm edilen yabancı, denetimli serbestlik tedbiri uygulanarak cezasının infazına veya koşullu salıverilmesine karar verildikten ve her hâlde cezasının infazı tamamlandıktan sonra, durumu sınır dışı işlemleriyle ilgili olarak değerlendirilmek üzere derhâl İçişleri Bakanlığına bildirilir.

Buradan üç sonuç çıkar:

  • Ceza mahkemesi sınır dışı kararı vermez. Mahkemenin yaptığı tek şey bildirimdir. Sınır dışı etme kararını verecek makam, 6458 sayılı Kanun uyarınca valiliktir.
  • Bildirim kendiliğinden sınır dışı edilme sonucu doğurmaz. Bakanlığa yapılan bildirim, kişinin durumunun “değerlendirilmesi” içindir. Değerlendirme sonucunda karar alınmayabilir de.
  • Zamanlama bellidir. Bildirim, cezanın infazı tamamlandıktan sonra yapılır. Mahkûmiyet hükmüyle birlikte doğan bir sınır dışı etme sonucu söz konusu değildir.

Dolayısıyla “mahkeme sınır dışı edilmeme karar verdi” biçimindeki ifadeler, hukuken bir sınır dışı etme kararını değil, TCK m.59 kapsamında yapılan bildirimi anlatır. Kişi hakkında 6458 sayılı Kanun anlamında bir karar alındığında bu karar ayrıca tebliğ edilir ve o tebliğle birlikte yedi günlük dava süresi başlar. Davanın açılışı sınır dışı kararı iptal davası yazısında anlatılmıştır.

Uluslararası Koruma Başvurusu Varken Karar Alınabilir mi?

Kanun bu soruyu 54. maddenin ikinci fıkrasında ayrıca düzenlemiştir ve düzenleme dar kapsamlıdır: birinci fıkranın (b), (d) ve (k) bentleri kapsamında oldukları değerlendirilen uluslararası koruma başvuru sahibi veya uluslararası koruma statüsü sahibi kişiler hakkında, uluslararası koruma işlemlerinin her aşamasında sınır dışı etme kararı alınabilir.

Bu fıkranın iki yönü vardır. Bir yandan, uluslararası koruma süreci devam ederken dahi karar alınmasının önünü açar. Öte yandan bunu yalnızca üç bentle sınırlar: terör veya çıkar amaçlı suç örgütü bağlantısı, kamu düzeni ile kamu güvenliği ya da kamu sağlığı bakımından tehdit, uluslararası kuruluşlarca tanımlanan terör örgütleriyle ilişkili görülme. Diğer bentler, örneğin vize süresinin aşılması veya izinsiz çalışma, bu fıkranın kapsamında değildir.

Uluslararası koruma başvurusunun kendisinin reddi, statünün sona ermesi veya iptali ise ayrı bir bentte, (i) bendinde düzenlenmiştir ve kendi koşullarına tabidir. Uluslararası koruma başvurusunun reddi ve statü meseleleri bu yazının konusu dışındadır; bunlar ayrı bir usule ve ayrı süre rejimine tabidir.

Sınır Dışı Edilemeyecek Yabancılar: Kanunun Mutlak Sınırı

  1. madde, kanunun en güçlü hükümlerinden biridir ve cümlesi açıktır: 54. madde kapsamında olsalar dahi, aşağıdaki yabancılar hakkında sınır dışı etme kararı alınmaz.
BentKapsam
aSınır dışı edileceği ülkede ölüm cezasına, işkenceye, insanlık dışı ya da onur kırıcı ceza veya muameleye maruz kalacağı konusunda ciddi emare bulunanlar
bCiddi sağlık sorunları, yaş ve hamilelik durumu nedeniyle seyahat etmesi riskli görülenler
cHayati tehlike arz eden hastalıkları için tedavisi devam etmekte iken, sınır dışı edileceği ülkede tedavi imkânı bulunmayanlar
çMağdur destek sürecinden yararlanmakta olan insan ticareti mağdurları
dTedavileri tamamlanıncaya kadar, psikolojik, fiziksel veya cinsel şiddet mağdurları

Bu maddenin iptal davasındaki ağırlığı, ifade biçiminden gelir. Kanun burada idareye takdir yetkisi tanımamış, “alınmaz” diyerek mutlak bir yasak koymuştur. Kişi 54. maddedeki bentlerden birine giriyor olsa bile, 55. madde kapsamındaysa hakkında karar alınamaz. Bu nedenle davada öne sürülecek yönler sıralanırken, kişinin bu beş bentten birine girip girmediği ilk incelenmesi gereken başlıktır.

Maddenin ilk bendi özel bir ağırlık taşır. “Ciddi emare” ölçütü, kesin ispat aramaz; emarenin ciddiliği yeterlidir. Bu bent, kişinin gönderileceği ülkedeki genel duruma ve kişisel koşullarına birlikte bakılmasını gerektirir. Ölçütün bu şekilde kurulmuş olması, ispat yükünün kişinin taşıyamayacağı bir ağırlığa çıkarılmasını önler: kişiden, gideceği ülkede kendisine ne olacağını kesin biçimde kanıtlaması beklenmez. Bununla birlikte emarenin dosyaya somut olarak konulması gerekir; genel nitelikte beyanlar tek başına yeterli görülmeyebilir.

Bu bendin uygulanmasında iki ayrı inceleme yapılır. Birincisi, gideceği ülkenin genel durumudur; o ülkede belirli grupların maruz kaldığı muamelelere ilişkin bilgiler bu kapsamda değerlendirilir. İkincisi, kişinin kendi durumudur; kişinin o ülkede kendisini riske sokan somut bir geçmişi, bağlantısı ya da özelliği bulunup bulunmadığı incelenir. İkisinin birlikte ele alınması, kanunun aradığı bireysel değerlendirmenin gereğidir.

İkinci ve üçüncü bentler sağlık temellidir ve birbirinden farklıdır. (b) bendinde ölçüt seyahatin riskli görülmesidir; kişi yolculuk nedeniyle zarar görecekse bent uygulanır. (c) bendinde ise ölçüt gideceği ülkede tedavi imkânının bulunmamasıdır; seyahat mümkün olsa bile, hayati tehlike arz eden hastalığın tedavisi orada sürdürülemiyorsa karar alınamaz. Her iki bent bakımından da sağlık raporlarının dosyaya sunulması belirleyicidir.

Dördüncü ve beşinci bentler mağdur statüsüne dayanır. İnsan ticareti mağdurları bakımından korumanın şartı, kişinin mağdur destek sürecinden yararlanmakta olmasıdır. Şiddet mağdurları bakımından ise koruma tedavileri tamamlanıncaya kadar sürer; süresiz bir koruma değildir.

Değerlendirme Herkes İçin Ayrı Yapılır

  1. maddenin ikinci fıkrası, uygulamada en çok ihmal edilen ancak dava bakımından en verimli hükümlerden biridir: birinci fıkra kapsamındaki değerlendirmeler, herkes için ayrı yapılır.

Bu cümle, toplu ve şablon değerlendirmeyi kanun düzeyinde yasaklar. Aynı olaydan, aynı yerden veya aynı gruptan yakalanan yabancılar hakkında birbirinin aynı gerekçeyle, kişisel durumlara hiç değinmeden alınan kararlar bu hükümle çelişir. Dava dilekçesinde, kararın kişinin kendi durumunu değerlendirmediği ve metnin başka kararlarla aynı olduğu gösterilebiliyorsa, bu yön doğrudan kanun hükmüne dayandırılır.

Aynı fıkra bir imkân da tanır: bu kişilerden belli bir adreste ikamet etmeleri ve istenilen şekil ve sürelerde bildirimde bulunmaları istenebilir. Yani 55. madde kapsamındaki bir yabancı hakkında sınır dışı etme kararı alınamaması, idarenin hiçbir tedbir alamayacağı anlamına gelmez; adres ve bildirim yükümlülüğü getirilebilir. Bu, kararın iptali istenirken “idare tamamen yetkisiz kalacak” itirazına karşı kanunun kendi içinde verdiği cevaptır.

Sınır Dışı Edilen Yabancılar Bakımından Gerekçe Zorunluluğu

Kanun, kararın gerekçeleriyle birlikte yabancıya, yasal temsilcisine ya da avukatına tebliğ edileceğini düzenler. Gerekçe, kararın hangi bende dayandığının yazılmasından ibaret değildir; o bendin koşullarının somut olayda nasıl gerçekleştiğinin gösterilmesidir.

Uygulamada en sık karşılaşılan gerekçe sorunları şunlardır:

  • Yalnızca bent numarası yazılması. Kararda “54/1-d” ibaresinin bulunması, kişinin kamu düzeni bakımından neden tehdit sayıldığını göstermez.
  • Olgu gösterilmeden değerlendirme yapılması. Hangi olaya, hangi tespite dayanıldığı belirtilmeden varılan sonuç denetlenemez.
  • Birden çok bendin birlikte yazılması. Kararda birkaç bent birden sayılmışsa, hangisinin asıl dayanak olduğu belirsizleşir ve savunma hakkı zayıflar.
  • Kişisel durumun hiç ele alınmaması. 55. madde kapsamında olup olmadığı değerlendirilmeden alınan karar, kanunun aradığı bireysel değerlendirmeyi yapmamış olur.

Karar gerekçesiz veya yetersiz gerekçeliyse, bu yön iptal davasında sebep ve gerekçe unsuru bakımından ileri sürülür. İdari işlemlerin unsurları ve bu unsurlardaki sakatlıkların sonuçları için iptal ve tam yargı davaları yazısına bakılabilir.

Yabancıların Sınır Dışı Edilmesi Kararı Tebliğ Edildikten Sonra

Karar tebliğ edildiğinde iki süre birlikte işlemeye başlayabilir. Birincisi, yedi günlük dava açma süresidir. İkincisi, kararda belirtilmişse ülkeyi terk etmek için tanınan on beş ila otuz günlük süredir. İkinci sürenin varlığı birincisini uzatmaz; terk süresi dolmadan dava süresi dolar.

Kararla birlikte idari gözetim kararı da alınmış olabilir. İdari gözetim, sınır dışı etme kararından ayrı bir işlemdir ve buna karşı sulh ceza hâkimliğine başvurulur. Aynı kişi hakkında iki ayrı karar, iki ayrı merci ve iki ayrı süre söz konusu olabilir.

Dava açıldığında, kanundan doğan koruma devreye girer: yabancının rızası saklı kalmak kaydıyla, dava açma süresi içinde ve yargılama sonuçlanıncaya kadar yabancı sınır dışı edilemez. Bu koruma 24 Aralık 2019 tarihine kadar bent temelli bir istisna taşıyordu; terör ve kamu düzeni bentleri korumanın dışındaydı. 7196 sayılı Kanun ile bu istisna metinden çıkarılmıştır ve bugün bent ayrımı yapılmaksızın herkes için geçerlidir.

Kararın tebliğ edildiği anda atılacak adımlar deport yedim ne yapmalıyım, yargılamanın süresi ve kararın kesinliği sınır dışı davası ne kadar sürer, terk süresi ve Çıkış İzin Belgesi ise terke davet süresi yazısında ele alınmıştır. Kanun metinlerinin güncel hâli 6458 sayılı Yabancılar ve Uluslararası Koruma Kanunu ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu sayfalarından doğrulanabilir. Yabancıların ikamet ve çalışma süreçlerinin genel çerçevesi yabancılar hukuku ve vatandaşlık sayfasındadır.

Sıkça Sorulan Sorular

Sınır dışı edilme sebepleri kanunda nerede yazar?

6458 sayılı Kanun’un 54. maddesinin birinci fıkrasında, (a) bendinden (k) bendine kadar on bir hâl sayılmıştır.

Kanunda yazmayan bir sebeple sınır dışı edilebilir miyim?

Hayır. Liste kapalıdır; karar bu bentlerden birine dayandırılmak ve dayanak kararda gösterilmek zorundadır.

Sınır dışı edilme güvenlik tedbiri midir?

TCK m.59 “Sınır dışı edilme” başlığını taşır, ancak mahkemeye sınır dışı etme yetkisi vermez. Madde yalnızca kişinin durumunun değerlendirilmek üzere İçişleri Bakanlığına bildirilmesini öngörür; kararı valilik verir.

Ceza aldım, doğrudan sınır dışı edilir miyim?

Bildirim, cezanın infazı tamamlandıktan sonra yapılır ve kendiliğinden sınır dışı sonucu doğurmaz. Değerlendirme sonucunda ayrı bir karar alınır ve bu karar tebliğ edilir.

Sınır dışı edilemeyecek yabancılar kimlerdir?

Gideceği ülkede ölüm cezası, işkence veya onur kırıcı muamele riski konusunda ciddi emare bulunanlar; ciddi sağlık sorunu, yaş veya hamilelik nedeniyle seyahati riskli görülenler; hayati hastalığının tedavisi gideceği ülkede mümkün olmayanlar; mağdur destek sürecindeki insan ticareti mağdurları ve tedavileri tamamlanıncaya kadar şiddet mağdurları.

Kanunun 54. maddesi kapsamındaysam 55. madde beni korur mu?

Evet. Kanun, 54. madde kapsamında olsalar dahi bu kişiler hakkında karar alınmayacağını açıkça düzenler.

Sağlık durumum nedeniyle korunuyorsam belge gerekir mi?

Değerlendirme dosyaya sunulan belgelere göre yapılır; sağlık raporlarının dava dosyasına konulması bu nedenle belirleyicidir.

Aynı gerekçeyle herkese aynı karar verilebilir mi?

Kanun, değerlendirmelerin herkes için ayrı yapılacağını düzenler. Şablon gerekçeli toplu kararlar bu hükümle çelişir ve davada ileri sürülebilir.

Uluslararası koruma başvurum varken karar alınabilir mi?

Yalnızca (b), (d) ve (k) bentleri kapsamında değerlendirilenler bakımından ve uluslararası koruma işlemlerinin her aşamasında alınabilir. Diğer bentler bu fıkranın kapsamında değildir.

Vize süremi on gün aştım, hemen karar alınır mı?

(e) bendi on günden fazla aşmayı sebep olarak düzenler. Karar alınırsa gerekçesiyle tebliğ edilir ve yedi gün içinde dava açılabilir.

Kararda birden çok bent yazılmışsa ne olur?

Hangi bendin asıl dayanak olduğunun belirsizleşmesi savunmayı zorlaştırır; bu yön davada gerekçe yetersizliği olarak ileri sürülebilir.

Kanunun 55. maddesi kapsamındaysam idare hiçbir tedbir alamaz mı?

Alabilir. Kanun, bu kişilerden belli bir adreste ikamet etmelerinin ve istenilen şekil ve sürelerde bildirimde bulunmalarının istenebileceğini düzenler.


Bu metin yürürlükteki mevzuat esas alınarak hazırlanmış genel bir bilgilendirmedir; somut bir dosya hakkında görüş değildir. Hangi bendin uygulandığı ve 55. madde kapsamına girilip girilmediği dosyaya göre değiştiğinden, kendi durumunuz için bir avukata danışmanız yerinde olur.

İletişim

Bu yazı genel niteliktedir; somut olayın koşulları sonucu değiştirir. Dosyanıza ilişkin görüşme için iletişim bilgileri aşağıdadır.

Bu yazı genel bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır; hukuki danışmanlık yerine geçmez. Mevzuat ve içtihat değişebildiğinden, karar vermeden önce güncel durumu bir avukatla değerlendirmenizi öneririz.

Devamı

İlgili yazılar