İçindekiler · 17 bölüm
AİHM Başvuru Süresi ve Şartları, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesine yapılacak bir şikâyetin esasına hiç girilmeden reddedilip reddedilmeyeceğini belirleyen ilk süzgeçtir. Bugün geçerli kural, iç hukuktaki son kararın başvurucuya ya da avukatına bildirilmesinden itibaren dört ay içinde, eksiksiz doldurulmuş başvuru formunun postaya verilmesidir. Mahkeme bu süreyi Türk usul kurallarına göre değil, Sözleşmenin kendi ölçütlerine göre hesaplar; tatil uzatması, adli tatil ya da e-tebligattaki beş günlük kabul AİHM’in takviminde aynı sonucu doğurmaz.
Başvuruların büyük çoğunluğu esasa geçmeden kabul edilemez bulunur. Bunun en sık iki sebebi, iç hukuk yollarının (Türkiye bakımından Anayasa Mahkemesine bireysel başvuru dahil) tüketilmemesi ve dört aylık sürenin yanlış hesaplanmasıdır. Bu yazı, sürenin hangi gün başladığını, hangi gün bittiğini ve hangi şartların eksikliğinin başvuruyu düşürdüğünü, Mahkemenin kendi rehberine ve Türkiye hakkında verdiği kararlara dayanarak anlatır.
Bir Bakışta: AİHM Başvuru Süresi ve Şartları
AİHM’e başvuru hakkı olan herkesin önce iç hukuk yollarını tüketmesi, sonra dört aylık süreyi kaçırmadan eksiksiz bir form göndermesi gerekir.
- Süre dört aydır. 1 Şubat 2022’den önce altı aydı; değişiklik 15 No.lu Protokol ile yapıldı.
- Süre, son kararın tebliğ edildiği ya da başvurucu veya avukatınca öğrenildiği günün ertesi günü başlar, dört takvim ayı sonra aynı tarihte biter.
- Son gün cumartesi, pazar ya da resmî tatile denk gelse de süre uzamaz (Sabri Güneş/Türkiye, Büyük Daire, 2012).
- Türkiye’de 23 Eylül 2012’den sonra kesinleşen kararlar için önce Anayasa Mahkemesine bireysel başvuru yapılmalıdır; AİHM süresi AYM kararından sonra işler.
- Süreyi durduran şey eksiksiz başvuru formudur. Eksik form ya da ayrı kâğıda yazılmış vekaletname, süreyi kesmez.
AİHM’e Başvuru Hakkı Kimlere Tanınmıştır?
Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin (AİHS) 34. maddesine göre AİHM’e gerçek kişiler, hükümet dışı kuruluşlar ve kişi grupları başvurabilir; şart, Sözleşmedeki bir hakkının taraf devletlerden biri tarafından ihlal edildiğini ileri süren kişinin bizzat mağdur olmasıdır. Başvuru hakkı vatandaşlığa ya da ikamete bağlı değildir; belirleyici olan, kişinin ihlal anında taraf devletin yetki alanında bulunmasıdır. Türkiye’de yaşayan bir yabancı da, Türkiye’ye karşı bu yolu kullanabilir.
Başvuru yapabilecek kişiler şu şekilde sıralanabilir:
- Gerçek Kişiler: Yaş, vatandaşlık, hukuki ehliyet ya da tutuklu olma durumu başvuruya engel değildir. Küçükler ve kısıtlılar, yasal temsilcileri aracılığıyla başvurabilir.
- Tüzel Kişilikler: Şirketler, dernekler, vakıflar, sendikalar ve siyasi partiler gibi hükümet dışı tüzel kişiler kendi haklarının ihlali için başvurabilir. Belediye gibi kamu gücü kullanan kamu tüzel kişileri ise AİHM’e başvuramaz; onlar Sözleşme sisteminde devletin parçası sayılır.
- Kişi Grupları: Birden fazla kişi aynı olaydan etkilenmişse ortak başvuru yapabilir. Ancak gruptaki her kişinin kendisinin mağdur olduğunu göstermesi gerekir; bir topluluk adına, kendisi etkilenmemiş bir temsilcinin şikâyette bulunması kabul edilmez.
Mağdur kavramı üç biçimde karşımıza çıkar. Doğrudan mağdur, ihlalden kendisi etkilenen kişidir. Dolaylı mağdur, doğrudan mağdurun ölümü ya da kaybolması hâlinde eşi, çocukları veya anne-babası gibi yakınlarıdır; yaşam hakkı şikâyetlerinde başvuruyu çoğu zaman onlar yapar. Potansiyel mağdur ise yalnızca istisnai hâllerde, örneğin bir yasanın kendisine uygulanma riskinin somut olduğu kişiler bakımından kabul edilir.
Sözleşme, soyut olarak bir yasayı ya da uygulamayı şikâyet etme imkânı tanımaz. Bu yasağa actio popularis yasağı denir: hak ihlalinden kendisi etkilenmeyen kişi, yalnızca kamu yararı gerekçesiyle başvuru yapamaz. Kabul edilebilirlik şartlarının geri kalanı, bu mağdurluk sıfatının üzerine kurulur.
AİHM’e Başvuru Şartları Nelerdir?
AİHM’e yapılan bir başvurunun esastan incelenebilmesi için Sözleşmenin 34 ve 35. maddelerindeki kabul edilebilirlik şartlarının hepsinin birlikte sağlanması gerekir. Bu şartlardan biri eksikse Mahkeme ihlal olup olmadığına hiç bakmadan başvuruyu kabul edilemez bulur.
- Mağduriyet Koşulu: Başvurucu, ihlalden doğrudan ya da dolaylı olarak etkilenmiş olmalıdır. Başkası adına başvuru ancak yasal temsil ya da vekâlet ilişkisiyle mümkündür.
- Hakkın Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi Kapsamında Olması: Şikâyet edilen hak, Sözleşmede ya da Türkiye’nin onayladığı ek protokollerde güvence altına alınmış olmalıdır. İhlal, Türkiye’nin sorumluluğunu doğuran bir işlem, eylem veya ihmalden kaynaklanmalıdır.
- İç Hukuk Yollarının Tüketilmesi: Başvurudan önce etkili olan bütün iç hukuk yolları kullanılmış olmalıdır. Türkiye bakımından bu, olağan kanun yollarına ek olarak Anayasa Mahkemesine bireysel başvuruyu da kapsar.
- 4 Aylık Başvuru Süresine Uyulması: İç hukuktaki nihai kararın öğrenilmesinden itibaren dört ay içinde eksiksiz başvuru formu gönderilmelidir.
- Açıkça Dayanaksız Olmama Şartı: İddialar, bir ihlalin varlığını gösterecek ölçüde somutlaştırılmış ve belgelendirilmiş olmalıdır. Salt yerel mahkeme kararının yanlış olduğunu söylemek, AİHM’i bir “dördüncü derece mahkemesi” gibi kullanmaya çalışmak anlamına gelir ve reddedilir.
Bunlara ek olarak Sözleşmenin 35. maddesi dört şart daha arar. Başvuru imzasız ve isimsiz olamaz. Aynı şikâyet daha önce AİHM tarafından incelenmiş ya da başka bir uluslararası soruşturma veya çözüm merciine götürülmüş olmamalıdır. Başvuru hakkı kötüye kullanılmamalıdır; örneğin gerçeğe aykırı bilgi vermek, dostane çözüm görüşmelerinin gizliliğini ihlal etmek ya da hakaret içeren dilekçe sunmak bu kapsamdadır. Son olarak başvurucu önemli bir zarara uğramış olmalıdır; çok küçük parasal kayıplar bu eşiğin altında kalabilir.
| Kabul edilebilirlik şartı | Dayanak | Eksik olursa |
|---|---|---|
| Mağdur sıfatı | AİHS m.34 | Kabul edilemezlik |
| İç hukuk yollarının tüketilmesi | AİHS m.35/1 | Kabul edilemezlik |
| Dört aylık süre | AİHS m.35/1 | Kabul edilemezlik |
| İsimsiz olmama | AİHS m.35/2-a | Kabul edilemezlik |
| Aynı başvurunun daha önce incelenmemesi | AİHS m.35/2-b | Kabul edilemezlik |
| Açıkça dayanaktan yoksun olmama | AİHS m.35/3-a | Kabul edilemezlik |
| Başvuru hakkının kötüye kullanılmaması | AİHS m.35/3-a | Kabul edilemezlik |
| Önemli zarar | AİHS m.35/3-b | Kabul edilemezlik |
| Eksiksiz başvuru formu | İç Tüzük m.47 | Başvuru incelenmez, süre kesilmez |
Bu şartların sağlanması başvurunun ilk aşamayı geçmesi için zorunludur. Aksi takdirde Mahkeme, çoğu zaman tek hâkimle verilen ve gerekçesi kısa tutulan bir kabul edilemezlik kararıyla dosyayı kapatır; bu karara karşı itiraz yolu yoktur.
Başvuru Süresi Ne Zaman Başlar ve Nasıl Hesaplanır?
AİHM başvuru süresi, iç hukuk yollarını tüketen son kararın başvurucuya tebliğ edildiği ya da başvurucu veya avukatı tarafından öğrenildiği günün ertesi günü başlar ve dört takvim ayı sonra aynı tarihte sona erer. Ayların kaç gün çektiği önemli değildir; Mahkeme gün saymaz, ay sayar. 1 Şubat 2022’den önce bu süre altı aydı; bugün dört aydır.
Süre başlangıcını doğru hesaplamak için dikkat edilmesi gereken başlıca noktalar şunlardır:
- Kararın kesinleşme tarihi: Tebliği gerekmeyen kararlarda süre, kararın kesinleşip taraflarca içeriğinin öğrenilebildiği tarihten işler. Başvurucu ya da avukatı kararı kalemden almak için özen göstermek zorundadır.
- Tebliğ tarihi: İç hukuka göre karar başvurucuya tebliğ edilmek zorundaysa, AİHM süreyi tebliğ tarihinden başlatır. Kararın daha önce duruşmada sözlü olarak açıklanmış olması bu sonucu değiştirmez.
- Bildirimin doğru yapılıp yapılmadığı: Başvurucunun kararı hangi tarihte öğrendiğini ispat yükü, süre aşımı itirazında bulunan devlettedir. Bununla birlikte avukata yapılan tebliğ ya da avukatın kararı öğrenmesi, başvurucunun kendisi daha sonra öğrenmiş olsa bile süreyi başlatır.
Burada Türk usul hukukundaki alışkanlık tehlikelidir. HMK ve CMK’da son günü resmî tatile rastlayan süre, tatili izleyen ilk iş gününe uzar. AİHM’de böyle bir uzama yoktur. Mahkeme, Sabri Güneş/Türkiye kararında (Büyük Daire, başvuru no. 27396/06, 29 Haziran 2012) son günü pazara denk gelen süreyi pazartesiye uzatmayı reddetmiş ve bir gün geç gönderilen başvuruyu süre aşımı nedeniyle incelememiştir. Mahkemenin 28 Şubat 2026 tarihli kabul edilebilirlik rehberi de aynı kuralı tekrarlar: son günün cumartesi, pazar ya da resmî tatil olması ve iç hukukta sürenin uzaması, AİHM süresinin bitiş gününü etkilemez.
| Kararın tebliğ ya da öğrenilme tarihi | Sürenin başladığı gün | Son gün | Not |
|---|---|---|---|
| 15 Ocak 2026 (perşembe) | 16 Ocak 2026 | 15 Mayıs 2026 (cuma) | Olağan hesap |
| 12 Mart 2026 (perşembe) | 13 Mart 2026 | 12 Temmuz 2026 (pazar) | Pazartesiye uzamaz |
| 6 Şubat 2026 (cuma) | 7 Şubat 2026 | 6 Haziran 2026 (cumartesi) | Başvuru en geç cuma postalanmalı |
| 10 Nisan 2026 (cuma) | 11 Nisan 2026 | 10 Ağustos 2026 (pazartesi) | Adli tatil süreyi durdurmaz |
Son sütundaki uyarı pratikte en çok hak kaybı yaşanan noktadır: son gün hafta sonuna denk geliyorsa postaya verme işlemi en geç önceki iş günü yapılmalıdır. Mahkeme başvuru tarihini, eksiksiz formun postaya verildiği tarih (posta damgası) olarak kabul eder; Strazburg’a ulaştığı tarih değil.
AİHM’in Yeni Uygulaması Uyarınca 4 Aylık Sürenin Başlangıç Anı Nedir?
Dört aylık süre, 15 No.lu Protokolün Sözleşmenin 35. maddesinin birinci fıkrasını değiştirmesiyle getirildi. Protokol 1 Ağustos 2021’de yürürlüğe girdi; başvurucuların yeni süreye uyum sağlayabilmesi için süre kısaltması altı aylık bir geçiş döneminden sonra, 1 Şubat 2022’den itibaren uygulanmaya başladı. Sürenin başlangıç anına ilişkin kurallar ise değişmedi: Mahkeme, altı ay döneminde geliştirdiği içtihadın dört aylık süre için de aynen geçerli olduğunu açıkça belirtmiştir.
4 aylık sürenin başlangıcı şu şekillerde belirlenmektedir:
- Kesinleşme tarihi: İç hukuk kararının tebliği öngörülmemişse süre, kararın kesinleştiği ve içeriğinin taraflarca öğrenilebildiği tarihte başlar.
- Tebliğ tarihi: Karar başvurucuya tebliğ edilmek zorundaysa, tebliğ tarihi esas alınır. Sözlü açıklama tarihi değil, gerekçeli kararın tebliği belirleyicidir.
- Bildirimin yapıldığı an: Elektronik sistemler (UYAP ve e-tebligat) üzerinden yapılan bildirimlerde AİHM, iç hukuktaki “tebliğ edilmiş sayılma” kurgusundan çok, başvurucunun ya da avukatının kararı fiilen öğrendiği anı arar.
Geçiş dönemine ilişkin iki kural hâlâ önem taşır. Birincisi, yeni süre geriye yürümez: nihai kararı 1 Ağustos 2021’den önce verilmiş başvurular için süre altı aydır. İkincisi, Mahkeme Orhan/Türkiye (kabul edilemezlik kararı, 2022) başvurusunda, nihai kararı 1 Ağustos 2021’den önce verilmiş ancak başvurucuya bu tarihten sonra bildirilmiş bir dosyada da altı aylık sürenin uygulanacağını, sürenin ise bildirimin ertesi günü başlayacağını kabul etmiştir.
| Konu | Önceki rejim | Bugün |
|---|---|---|
| Başvuru süresi | 6 ay | 4 ay |
| Dayanak | AİHS m.35/1 (eski metin) | AİHS m.35/1 (15 No.lu Protokol m.4) |
| Uygulama başlangıcı | — | 1 Şubat 2022 |
| Nihai karar 1 Ağustos 2021 öncesi | 6 ay | 6 ay (yeni süre geriye yürümez) |
| Başlangıç günü | Öğrenme/tebliğin ertesi günü | Değişmedi |
| Tatil uzatması | Yok | Yok |
Bu konudaki hatalar başvuru hakkını tamamen ortadan kaldırabilir. Bugün 2026 yılında verilen kararlar açısından geçiş hükümleri pratikte kapanmıştır; önünüzdeki her yeni dosyada süre dört aydır.
İç Hukuk Yollarının Tüketilmesi Ne Anlama Gelir?
İç hukuk yollarının tüketilmesi, başvurucunun şikâyet ettiği ihlali AİHM’e getirmeden önce Türk makamlarına ve mahkemelerine düzeltme fırsatı vermiş olması demektir. Bu şartın dayanağı Sözleşme sisteminin ikincillik ilkesidir: insan haklarını korumak öncelikle ulusal mahkemelerin görevidir, AİHM ancak onlar ihlali gidermediğinde devreye girer.
İç hukuk yollarının tüketilmesi, bir bireyin veya tüzel kişinin, şikâyet ettiği durumla ilgili olarak ülkesindeki tüm etkili ve yeterli hukuki yolları kullanmış olması anlamına gelir. Burada ölçüt, yolun kâğıt üzerinde var olması değil, ihlali gidermeye gerçekten elverişli olmasıdır.
İç Hukuk Yollarında Dikkat Edilmesi Gereken Noktalar:
- Etkili Bir Hukuki Yol Olmalı: Kullanılan yol, ihlali tespit edip giderme ya da tazmin etme gücüne sahip olmalıdır. Bir kamu görevlisinin takdirine bağlı başvurular veya belirli bir süresi olmayan yollar bu kapsamda sayılmaz.
- Sonuçlanması Beklenmelidir: Etkili bir yola başvurulduysa, o yolun sonucu beklenir. Olağan kanun yolu sürerken yapılan AİHM başvurusu erken sayılır.
- Öngörülen Sürelere Uygunluk: İç hukuktaki itiraz, istinaf, temyiz ve bireysel başvuru süreleri kaçırılırsa, o yol usulüne uygun tüketilmiş sayılmaz. Süresinde yapılmamış bir temyiz, AİHM bakımından tüketme değildir.
- Şikâyetin Özü İç Hukukta Dile Getirilmeli: AİHM’e taşınacak ihlal iddiası, en azından özü itibarıyla iç hukuktaki mercilere de ileri sürülmüş olmalıdır. Yalnız AİHM’de ilk kez ileri sürülen bir iddia, tüketilmemiş sayılabilir.
Türkiye bakımından en kritik nokta Anayasa Mahkemesine bireysel başvurudur. AİHM, Hasan Uzun/Türkiye kararında (kabul edilemezlik kararı, başvuru no. 10755/13, 30 Nisan 2013), 23 Eylül 2012’den sonra kesinleşen kararlar için AYM bireysel başvurusunun tüketilmesi gereken etkili bir iç hukuk yolu olduğunu kabul etmiştir. Yargıtay, Danıştay ya da istinaf kararından sonra doğrudan AİHM’e gidilirse başvuru, iç hukuk yolları tüketilmediği gerekçesiyle reddedilir.
Buna karşılık olağanüstü yollar tüketilmek zorunda değildir ve süreyi de uzatmaz. Yargılamanın yenilenmesi ya da benzeri olağanüstü bir talebe başvurmak, dört aylık süreyi yeniden başlatmaz; yenileme talebinin reddinden itibaren dört ay içinde yapılan başvuru, kural olarak süre aşımından kabul edilemez bulunur. AİHM Başvuru Süresi ve Şartları birlikte okunduğunda, yanlış bir yola başvurarak süreyi “uzatmaya” çalışmak ciddi bir risktir; etkisiz bir yolun sonucu beklenirken asıl süre işlemeye devam eder.
Anayasa Mahkemesinden Sonra AİHM Başvuru Süresi Ne Zaman Başlar?
Anayasa Mahkemesine bireysel başvuru yapılmışsa, AİHM’e başvuru için dört aylık süre AYM kararının başvurucuya ya da avukatına bildirildiği veya öğrenildiği günün ertesi günü başlar. AYM kararı, Türkiye bakımından iç hukuk yollarını tüketen son karar olduğu için AİHM takvimi bu karardan işler; Yargıtay ya da Danıştay kararının tarihi artık esas alınmaz.
Bu noktada iki süre birbirine karıştırılmamalıdır. Yargıtay, Danıştay veya istinaf kararından sonra Anayasa Mahkemesine başvuru süresi otuz gündür; süre, başvuru yollarının tüketildiği tarihten, başvuru yolu öngörülmemişse ihlalin öğrenildiği tarihten başlar (6216 sayılı Kanun m.47/5). AYM kararından sonra ise AİHM süresi dört aydır. Otuz günlük AYM süresi kaçırılırsa, iç hukuk yolları usulüne uygun tüketilmemiş olacağından AİHM yolu da fiilen kapanır.
| Karşılaştırma | Anayasa Mahkemesi bireysel başvuru | AİHM bireysel başvuru |
|---|---|---|
| Başvuru süresi | 30 gün | 4 ay |
| Süreyi başlatan | Yolların tüketilmesi ya da ihlalin öğrenilmesi | Son kararın tebliği ya da öğrenilmesi |
| Mazeret | Mazeretin kalkmasından itibaren 15 gün içinde, belgesiyle | Yalnız çok istisnai hâllerde |
| Başvuru bedeli | Harca tabidir, adli yardım istenebilir | Ücretsizdir |
| Başvuru yeri | Mahkemeler ve yurt dışı temsilcilikler aracılığıyla da yapılabilir | Doğrudan Strazburg’a, posta ile |
| Sıra | Önce | AYM kararından sonra |
Danıştay kararından sonra Anayasa Mahkemesine başvuru süresi de aynı otuz gündür; idari yargı kararları bu bakımdan ayrı bir süreye tabi değildir. AYM başvurusunun şartları ve harç ayrıntıları için Anayasa Mahkemesi bireysel başvuru şartları ve Anayasa Mahkemesi bireysel başvuru süreci yazılarına bakılabilir. AYM’nin süre aşımına ilişkin emsal kararları, Mahkemenin kendi sitesindeki süre aşımı kararları sayfasında toplanmıştır.
Hangi Kararlar Başvuru Süresini Başlatır? (Kesinleşme, Tebliğ, Bildirim)
AİHM başvuru süresini, iç hukuk yollarını tüketen son etkili karar başlatır. Türkiye bakımından bu karar, çoğu dosyada Anayasa Mahkemesinin bireysel başvuru hakkında verdiği karardır. Süre, bu kararın hangi yolla başvurucunun bilgisine ulaştığına göre üç farklı biçimde hesaplanır:
- Kesinleşme Tarihi: İç hukukta tebliği öngörülmeyen kararlarda, kararın kesinleşip içeriğinin taraflarca öğrenilebildiği tarih esas alınır (Papachelas/Yunanistan, Büyük Daire, 1999). Başvurucu ya da avukatı, kalemdeki kararı almak için makul özeni göstermelidir.
- Tebliğ Tarihi: İç hukuka göre kararın tebliği zorunluysa, gerekçeli kararın tebliğ tarihi başlangıçtır. Tebliğ posta, e-tebligat ya da UYAP aracılığıyla yapılabilir.
- Bildirim Tarihi: Kararın avukata tebliğ edilmesi ya da avukatın kararı öğrenmesi, başvurucu daha sonra öğrenmiş olsa bile süreyi başlatır (Çelik/Türkiye, kabul edilemezlik kararı, 2004). Başvurucunun kararı hangi tarihte öğrendiğini ispat yükü ise süre aşımını ileri süren hükümettedir (Koç ve Tosun/Türkiye, kabul edilemezlik kararı, 2008).
İki özel durum ayrıca bilinmelidir. İç hukukta hiçbir etkili yol yoksa, süre şikâyet edilen işlemin gerçekleştiği ya da başvurucunun onu öğrendiği tarihte başlar. Görünüşte etkili bir yola başvurulmuş, sonradan bu yolun etkisiz olduğu anlaşılmışsa, süre başvurucunun bu durumu öğrendiği ya da öğrenmesi gerektiği tarihten işler. Süregelen durumlarda, yani ihlalin tek bir işlemle bitmeyip devam ettiği ve iç hukukta hiçbir yolun bulunmadığı hâllerde, süre ancak durum sona erdiğinde başlar; ancak Mahkeme bu hâllerde de başvurucudan özen ve girişim bekler, süre sonsuza kadar ertelenemez.
Bu nedenle başvuru hazırlanırken kararın kesinleşme, tebliğ ve öğrenme tarihlerinin üçü birden belgelerle tespit edilmeli ve süre, bunlardan en erken olanına göre hesaplanmalıdır. En erken tarihe göre yapılan hesap, olası bir itirazda başvurucuyu korur; AİHM Başvuru Süresi ve Şartları içinde en çok hak kaybı doğuran hata, geç tarihli belgeye güvenerek yapılan hesaptır.
UYAP ve e-Tebligat Sisteminde Tebliğ Tarihinin Önemi
Türk hukukunda elektronik tebligat, muhatabın elektronik adresine ulaştığı tarihi izleyen beşinci günün sonunda yapılmış sayılır (7201 sayılı Tebligat Kanunu m.7/a). Yani 2 Mart 2026 pazartesi günü e-tebligat adresine düşen bir karar, iç hukuk bakımından 7 Mart 2026 günü sonunda tebliğ edilmiş kabul edilir ve iç hukuktaki itiraz, temyiz ya da AYM süreleri buna göre hesaplanır.
AİHM ise süreyi kendi ölçütleriyle belirler. Mahkeme, iç hukuktaki süre kurallarını dikkate almakla birlikte bunlarla bağlı değildir ve başvurucunun ya da avukatının kararı fiilen öğrendiği tarihi arar. Avukatın kararı UYAP’ta beşinci günden önce açıp okuduğu bir dosyada, hükümet süreyi bu erken tarihten başlatmayı savunabilir. Bu konuda Türkiye’ye özgü, e-tebligatın beş günlük kurgusunu AİHM süresine açıkça uygulayan yerleşik bir içtihat bulunmadığından, güvenli yol beş günlük ek süreye hiç güvenmemektir.
- Güvenli hesap: Kararın e-tebligat adresine ya da UYAP’a düştüğü gün “öğrenme” tarihi sayılır, dört ay bu tarihin ertesi gününden hesaplanır.
- Kanıt: UYAP ve Ulusal Elektronik Tebligat Sistemindeki okunma ve teslim kayıtları, tebliğ tarihinin kanıtıdır; bunların ekran görüntüleri ya da çıktıları başvuru dosyasında saklanmalıdır.
- Avukat bildirimi: Kararın vekile bildirilmesi, müvekkile ayrıca tebliğ yapılmasını beklemeden süreyi başlatabilir.
Aynı karar hem vekile hem asile tebliğ edilmişse veya kararın önce kısa kararı, sonra gerekçesi bildirilmişse, gerekçeli kararın başvurucu tarafında ilk öğrenildiği tarih esas alınmalıdır. Ancak sözlü açıklanan hükmün başvuru için yeterli bilgi verdiğini ispat yükü, bunu ileri süren hükümettedir.
AİHM Başvuru Süresi Geçerse Ne Olur, Telafisi Var mı?
AİHM başvuru süresi geçerse başvuru kabul edilemez bulunur ve Mahkeme şikâyetin esasına, yani hakkın ihlal edilip edilmediğine hiç girmez. Dört aylık süre, taraf devlet itiraz etmese bile Mahkemenin kendiliğinden denetlediği bir şarttır; hükümetin sessiz kalması süre aşımını ortadan kaldırmaz.
Süreyi kaçırmanın telafisi pratikte yok gibidir. Sabri Güneş/Türkiye kararında Mahkeme, usul kurallarını bilmemenin, hukuki yardım almakta zorlanmanın ya da uzman olmayan kişilerden yanlış bilgi almanın geç başvuruyu haklı kılmadığını kabul etmiştir. Türk hukukundaki eski hâle getirme ya da mazeret kurumunun AİHM’de doğrudan bir karşılığı yoktur.
Mahkemenin süreyi bizzat kendisinin uyarladığı tek örnek, olağanüstü koşullara dayanır: COVID-19 salgınının en ağır döneminde (16 Mart - 15 Haziran 2020), Mahkeme Başkanlığının aldığı tedbirle o aralıkta başlayan ya da biten sürelere toplam üç ay eklenmiştir. Bu tür genel bir tedbir olmadan, bireysel mazeretler süre aşımını kurtarmaz.
Süre geçtiğinde yapılabilecek sınırlı şeyler şunlardır:
- Süregelen bir ihlal olup olmadığına bakmak. Örneğin devam eden bir mülkiyet engeli ya da tutukluluk koşulları gibi hâllerde, durum sürdüğü sürece yeni bir başvuru imkânı doğabilir.
- Yeni bir etkili iç hukuk yolu olup olmadığını araştırmak. Olağanüstü yollar süreyi yeniden başlatmaz; ancak iç hukukta yeni bir hüküm veya karar yeni bir ihlal oluşturuyorsa, o karar yeni bir süre başlatabilir.
- Yeniden yargılama sonrası ayrı şikâyet. Yargılama yenilenir ve mahkeme ilk yargılamada incelenmemiş bir konuyu ele alırsa, o konuya ilişkin şikâyet için süre yeniden başlar.
AİHM başvuru süresi geçerse ne olur sorusunun kısa cevabı bu yüzden nettir: başvuru incelenmez. Bu sonucu önlemenin tek yolu, kararın öğrenildiği gün süreyi yazılı olarak hesaplamak ve formu son günü beklemeden postaya vermektir.
Başvuru Formunu Eksik Gönderirsem Süre Durur mu?
Hayır, eksik başvuru formu dört aylık süreyi durdurmaz. Mahkeme İç Tüzüğünün 1 Ocak 2014’ten beri yürürlükte olan 47. maddesine göre başvuru tarihi, bu maddenin bütün şartlarını karşılayan eksiksiz başvuru formunun gönderildiği tarihtir. Eski dönemdeki gibi kısa bir mektupla süreyi kesip formu sonra tamamlamak artık mümkün değildir.
Eksiksiz formdan kastedilen şudur:
- Resmî başvuru formunun ilgili bütün bölümleri doldurulmuş olmalıdır.
- Olaylar, ihlal edildiği ileri sürülen Sözleşme maddeleri ve iç hukuk yollarının nasıl tüketildiği formun kendi içinde anlatılmalıdır; ekler yalnızca destekleyicidir.
- İç hukuk kararlarının ve ilgili belgelerin kopyaları eklenmelidir.
- Başvuru avukatla yapılıyorsa, formdaki vekâlet bölümü hem başvurucu hem avukat tarafından imzalanmalıdır. Bu aşamada ayrı bir vekâletname kabul edilmez; “süre dar olduğu için imza alınamadı” açıklaması da yeterli sayılmaz.
Başvuru tarihi, formun postaya verildiği tarih (posta damgası) olarak kabul edilir. Formun hangi dilde doldurulabileceği, hangi adrese gönderileceği ve hangi belgelerin ekleneceği, AİHM bireysel başvuru nasıl yapılır yazısında adım adım anlatılmıştır. Mahkemenin kabul edilebilirlik şartlarını bütün ayrıntısıyla açıklayan resmî rehberi ise AİHM kabul edilebilirlik kriterleri rehberi adresinde yer alır.
Başvuru Süresi Konusunda AİHM ve Anayasa Mahkemesi Kararları
AİHM Başvuru Süresi ve Şartları konusunda hem Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi hem de Anayasa Mahkemesi yerleşik içtihat oluşturmuştur. İki mahkemenin ortak yaklaşımı, sürelerin hak arama özgürlüğünü engellemeyecek, ama hukuki güvenliği de koruyacak biçimde katı uygulanmasıdır.
AİHM’in Kararları
- Kesinleşme Tarihi ve Süre Başlangıcı: Süre, iç hukuk yollarını tüketen son karardan işler; bu kararın tebliği öngörülmüşse tebliğden, öngörülmemişse kararın taraflarca öğrenilebildiği tarihten başlar.
- Tebligatın Önemi: Tebliğ zorunlu olan kararlarda gerekçeli kararın tebliği esas alınır; avukata yapılan bildirim de süreyi başlatır.
- Sürenin Katılığı: AİHM süreyi esnetmez. Süre, Sözleşmenin kendi ölçütleriyle hesaplanır; iç hukuktaki tatil uzatmaları, adli tatil ya da mazeret kurumları bu hesabı değiştirmez (Sabri Güneş/Türkiye, Büyük Daire, 2012). Süreyi aşan başvuru, devlet itiraz etmese bile incelenmez.
AYM’nin Kararları
Anayasa Mahkemesi de bireysel başvuruda otuz günlük süreyi katı uygular ve süre aşımını kendiliğinden inceler. AİHM’den farklı olarak 6216 sayılı Kanun, haklı bir mazeret nedeniyle süresinde başvuramayanlara mazeretin kalktığı tarihten itibaren on beş gün içinde, mazereti belgeleyen delillerle birlikte başvurma imkânı tanır. Mazeretin kabulü Mahkemenin takdirindedir ve ağır hastalık gibi başvurucunun iradesi dışındaki olaylarla sınırlı yorumlanır.
İki mahkemenin kararları birlikte okunduğunda ortaya çıkan pratik kural şudur: AYM süresi kısa ama mazerete açık, AİHM süresi uzun ama mazerete neredeyse kapalıdır.
En Çok Merak Edilen Sorular
AİHM başvuru süresi hakkında en sık sorulan soruların kısa cevapları aşağıdaki tabloda toplanmıştır. Her satırdaki kural, yazının ilgili bölümünde gerekçesi ve dayanağıyla birlikte açıklanmıştır.
| Soru | Kısa cevap |
|---|---|
| Başvuru süresi ne kadar | Son kararın öğrenilmesinden itibaren 4 ay |
| Süre tebliğden itibaren mi başlar | Tebliğ zorunluysa evet, tebliğin ertesi günü |
| Süre nasıl hesaplanır | Gün değil takvim ayı sayılır, aynı tarihte biter |
| Son gün tatile denk gelirse | Süre uzamaz |
| İç hukuk yolları nelerdir | Olağan kanun yolları ve AYM bireysel başvurusu |
| Elektronik tebligat tarihi neden önemli | Öğrenme tarihini gösterir, en erken tarih esas alınmalı |
| Avukat şart mı | Başvuru aşamasında hayır, hükümete bildirimden sonra kural olarak evet |
Bu kısa cevaplar genel kuralı gösterir; her dosyada kararın hangi tarihte ve hangi yolla öğrenildiği ayrıca belgelenmelidir.
Güncel AİHM İçtihatları (Türkiye ile İlgili)
AİHM’in Türkiye hakkında verdiği kararlar, başvuru süresinin nasıl hesaplanacağı konusunda en somut rehberdir. Aşağıdaki kararlar doğrudan süre ve iç hukuk yollarının tüketilmesi kuralına ilişkindir; her biri Mahkemenin kabul edilebilirlik rehberinde de temel karar olarak anılır.
| Karar | Tarih | Süreye etkisi |
|---|---|---|
| Sabri Güneş/Türkiye (Büyük Daire), no. 27396/06 | 29 Haziran 2012 | Son gün pazara denk gelse de süre uzamaz |
| Hasan Uzun/Türkiye (kabul edilemezlik), no. 10755/13 | 30 Nisan 2013 | 23 Eylül 2012 sonrası kesinleşen kararlarda önce AYM’ye başvurulmalı |
| Orhan/Türkiye (kabul edilemezlik) | 2022 | 1 Ağustos 2021 öncesi nihai kararlarda 6 ay, bildirimin ertesi günü başlar |
| Çelik/Türkiye (kabul edilemezlik) | 2004 | Avukatın öğrenmesi süreyi başlatır |
| Koç ve Tosun/Türkiye (kabul edilemezlik) | 2008 | Süre, kararın yeterince öğrenildiği tarihten işler |
- Sabri Güneş/Türkiye Kararı: Büyük Daire, daha önce Dairenin süreyi pazartesiye uzatan yaklaşımını kabul etmedi. Başvuru bir gün geç yapıldığı için esasa girilmedi. Karar, Türk usul hukukundaki tatil uzatmasının AİHM’de geçerli olmadığını gösteren temel örnektir.
- Hasan Uzun/Türkiye Kararı: Mahkeme, Anayasa Mahkemesine bireysel başvuru yolunun ihlalleri doğrudan ve hızlı biçimde giderme gücüne sahip olduğunu kabul etti ve bu yolu kullanmadan gelen başvuruyu reddetti.
- Orhan/Türkiye Kararı: 15 No.lu Protokolün geçiş hükmünün, kararın verildiği tarih ile bildirildiği tarihin farklı olduğu dosyalarda nasıl uygulanacağını açıklığa kavuşturdu.
Bu içtihatlar, AİHM Başvuru Süresi ve Şartları bakımından tek bir ortak mesaj verir: süre, Türk mahkemelerinin alıştığı esnekliğe sahip değildir ve hesap her zaman başvurucunun aleyhine olabilecek en erken tarihe göre yapılmalıdır.
Avukatla Başvuru Yapmanın Önemi ve Avantajları
AİHM’e başvuru aşamasında avukat zorunlu değildir, ancak kabul edilebilirlik şartları ve dört aylık süre, başvurunun kaderini esastan önce belirlediği için hukuki destek pratikte önem taşır. Avukatın katkısı, başvurunun şekil ve süre nedeniyle kabul edilemez bulunma riskini azaltmaktır; başvurunun sonucu hakkında bir güvence sunmaz.
- Prosedürlere Hakimiyet: İç Tüzüğün 47. maddesindeki şekil şartları katıdır. Formun eksiksiz doldurulması, vekâlet bölümünün doğru imzalanması ve belgelerin eklenmesi, sürenin kesilip kesilmeyeceğini belirler.
- Eksikliklerin Giderilmesi: Süre hesabında kesinleşme, tebliğ ve öğrenme tarihlerinin üçünün de belgelenmesi, olası bir süre aşımı itirazına karşı dosyayı korur.
- Etkili Hak Arama: İhlal iddiasının iç hukukta, özellikle Anayasa Mahkemesi başvurusunda özü itibarıyla ileri sürülmüş olması gerekir. AYM başvurusu bu gözle hazırlanmazsa, AİHM aşamasında bazı şikâyetler tüketilmemiş sayılabilir.
- Dil ve Hukuk Terminolojisi: Başvuru formu Türkçe doldurulabilir; AİHM İç Tüzüğü, başvurunun hükümete bildirilmesine kadar taraf devletlerin resmî dillerinden birinin kullanılmasına izin verir. Başvuru hükümete bildirildikten sonra yazışmalar kural olarak Mahkemenin resmî dilleri olan İngilizce veya Fransızcayla yürür; Daire Başkanı aksine izin verebilir.
Bu destek, özellikle AYM başvurusu ile AİHM başvurusunun aynı stratejiyle hazırlanması bakımından anlamlıdır; AYM aşamasında dile getirilmeyen bir iddia, sonradan AİHM’e taşınamayabilir.
AİHM Başvurusunda Avukat Zorunlu mu, Başvuru Ücretli mi?
AİHM’e başvuru ücretsizdir ve başvuru aşamasında avukat zorunlu değildir. Başvurucu formu kendisi doldurup imzalayarak doğrudan Mahkemeye gönderebilir. Mahkeme herhangi bir harç, başvuru bedeli ya da dosya masrafı almaz; başvurucunun katlandığı masraf, belgelerin fotokopisi ve posta giderinden ibarettir.
Avukatlı temsil, dosya ilerledikçe önem kazanır:
- Başvuru aşaması: Başvurucu kendisi ya da bir temsilci aracılığıyla başvurabilir (İç Tüzük m.36/1).
- Hükümete bildirim sonrası: Başvuru taraf devlete bildirildikten sonra başvurucunun kural olarak bir avukatla temsil edilmesi gerekir; Daire Başkanı aksine karar verebilir (İç Tüzük m.36/2).
- Adli yardım: Maddi imkânı olmayan başvurucular için Mahkeme, dosyanın hükümete bildirildiği sonraki aşamada adli yardım verebilir. Başvuru aşamasında adli yardım yoktur.
- Masrafların karşılanması: Mahkeme ihlal tespit ederse, Sözleşmenin 41. maddesi uyarınca verdiği adil tazmin kapsamında başvurucunun yaptığı makul yargılama giderlerine ve avukatlık masraflarına da hükmedebilir.
Başvuru ücretsiz olsa da avukatlık ücreti ayrı bir konudur ve avukat ile müvekkil arasındaki sözleşmeyle belirlenir. Bu ücretin nasıl belirlendiği, AİHM bireysel başvuru nasıl yapılır yazısındaki avukatlık ücreti bölümünde ayrıca ele alınmıştır.
Sınır dışı etme, tutukluluk ya da ceza yargılamasındaki adil yargılanma şikâyetleri gibi zamanın çok dar olduğu dosyalarda, iç hukuk sürecinin ilk aşamasından itibaren AİHM takvimi de göz önünde tutulmalıdır. Sınır dışı kararlarında sürelerin nasıl işlediği sınır dışı davası ne kadar sürer yazısında, ceza yargılamasındaki temel haklar ise ceza yargılamasında haklar ve süreç yazısında anlatılmıştır. Ceza yargılamasından doğan bir hak ihlali iddiasında dosyanın iç hukuk aşamasını birlikte değerlendirmek için ceza hukuku avukatı sayfasından bilgi alınabilir.
Sıkça Sorulan Sorular
AİHM başvuru süresi kaç gündür?
AİHM başvuru süresi gün olarak değil ay olarak hesaplanır ve bugün dört aydır. 1 Şubat 2022’den önce bu süre altı aydı; 15 No.lu Protokol ile dört aya indirildi. Süre, iç hukuktaki son kararın tebliğ edildiği ya da başvurucu veya avukatı tarafından öğrenildiği günün ertesi günü başlar ve dört takvim ayı sonra aynı tarihte biter. Başvurucuların, kararın kendilerine ya da avukatlarına ulaştığı en erken günü esas alarak hesap yapması gerekir.
AİHM başvuru süresi tebliğden itibaren mi başlar?
İç hukuka göre kararın başvurucuya tebliğ edilmesi zorunluysa, evet: AİHM başvuru süresi gerekçeli kararın tebliğ edildiği günün ertesi günü başlar. Karar avukata tebliğ edilmişse ya da avukat kararı daha önce öğrenmişse, bu erken tarih esas alınır. Tebliği öngörülmeyen kararlarda ise süre, kararın kesinleşip içeriğinin taraflarca öğrenilebildiği tarihten işler. Elektronik tebligatta iç hukuktaki beş günlük kabule güvenmek yerine, kararın sisteme düştüğü gün esas alınarak hesap yapılması daha güvenlidir.
AİHM başvuru süresi nasıl hesaplanır?
AİHM başvuru süresi gün sayılarak değil, takvim ayı sayılarak hesaplanır. Kararın tebliğ ya da öğrenilme tarihinin ertesi günü süre başlar ve dört ay sonra aynı tarihte biter. Örneğin 15 Ocak 2026’da tebliğ edilen bir kararda son gün 15 Mayıs 2026’dır. Son gün cumartesi, pazar ya da resmî tatile rastlasa bile süre uzamaz; bu durumda eksiksiz başvuru formu en geç önceki iş günü postaya verilmelidir.
Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi başvuru süresi ne kadar?
Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi başvuru süresi, 1 Şubat 2022’den bu yana dört aydır. Türkiye’den yapılacak başvurularda bu süre, Anayasa Mahkemesinin bireysel başvuru hakkında verdiği kararın bildirilmesinden sonra işlemeye başlar. Anayasa Mahkemesine başvuru için ise ayrıca otuz günlük bir süre vardır; bu süre kaçırılırsa iç hukuk yolları tüketilmemiş sayılacağından AİHM yolu da kapanır.
AİHM başvurusu için hangi şartların yerine getirilmesi gerekir?
AİHM başvurusu yapabilmek için öncelikle iç hukuk yollarının, Türkiye bakımından Anayasa Mahkemesine bireysel başvuru dahil, tükenmiş olması gerekir. Ayrıca başvurucunun ihlalden doğrudan ya da dolaylı olarak etkilenen mağdur olması şarttır. Yapılacak başvuru, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi (AİHS) ya da Türkiye’nin onayladığı protokollerde güvence altına alınan bir hakka dayanmalı, dört aylık süre içinde ve eksiksiz başvuru formuyla yapılmalıdır. Başvuru isimsiz olamaz ve açıkça dayanaktan yoksun olmamalıdır.
AİHM başvuru ücreti var mı?
AİHM’e bireysel başvuru yapmak ücretsizdir. Mahkeme harç, başvuru bedeli ya da dosya masrafı almaz. Başvuru sahipleri avukatlık hizmeti almayı tercih ederlerse, avukatlık ücreti avukatla yapılan sözleşmeye göre ayrıca ödenir. Mahkeme ihlal tespit ederse, adil tazmin kapsamında başvurucunun makul yargılama giderlerinin ve avukatlık masraflarının devlet tarafından ödenmesine karar verebilir.
Hangi durumlarda AİHM başvurusu reddedilir?
AİHM, başvuruları birden fazla sebeple kabul edilemez bulabilir. Başvuru dört aylık süre içinde yapılmamışsa, iç hukuk yolları (AYM bireysel başvurusu dahil) tükenmemişse, başvuru formu eksikse veya iddia edilen ihlal AİHS kapsamında değilse başvuru reddedilir. Ayrıca başvurunun açıkça dayanaktan yoksun olması, isimsiz yapılması, başvuru hakkının kötüye kullanılması ya da başvurucunun önemli bir zarara uğramamış olması da kabul edilemezlik sebebidir.
AİHM başvurusunun sonuçlanma süresi ne kadardır?
AİHM’de bir başvurunun sonuçlanması için Sözleşmede belirlenmiş bir süre yoktur. Açıkça kabul edilemez başvurular görece kısa sürede tek hâkim kararıyla kapatılabilirken, hükümete bildirilen ve esastan incelenen dosyalar birkaç yıl sürebilir. Mahkeme, yaşam hakkı veya ağır sağlık sorunları gibi acil konulara ilişkin başvuruları öncelik politikası çerçevesinde daha önce ele alabilir.
Son gün hafta sonuna denk gelirse AİHM başvuru süresi uzar mı?
Hayır. AİHM başvuru süresinin son günü cumartesi, pazar ya da resmî tatile denk gelse bile süre bir sonraki iş gününe uzamaz. Mahkeme bu kuralı Sabri Güneş/Türkiye kararında Büyük Daire olarak benimsemiştir. Bu nedenle son gün hafta sonuna rastlıyorsa, eksiksiz başvuru formu en geç önceki iş günü postaya verilmelidir.
AİHM kararına itiraz süresi var mı?
Kabul edilemezlik kararlarına karşı itiraz yolu yoktur; tek hâkim ya da komite tarafından verilen bu kararlar kesindir. Bir Daire kararına karşı ise taraflar, karar tarihinden itibaren üç ay içinde davanın Büyük Daireye gönderilmesini isteyebilir (AİHS m.43). Bu talep kabul edilmezse Daire kararı kesinleşir.
Anayasa Mahkemesi bireysel başvuru süresi kaç gündür?
Anayasa Mahkemesine bireysel başvuru süresi otuz gündür. Süre, başvuru yollarının tüketildiği tarihten, başvuru yolu öngörülmemişse ihlalin öğrenildiği tarihten başlar. Haklı bir mazeret nedeniyle süresinde başvuramayanlar, mazeretin kalktığı tarihten itibaren on beş gün içinde mazeretlerini belgeleyen delillerle başvurabilir. AİHM’in dört aylık süresi, AYM kararından sonra işlemeye başlar.
İletişim
Bu yazı genel niteliktedir; somut olayın koşulları sonucu değiştirir. Dosyanıza ilişkin görüşme için iletişim bilgileri aşağıdadır.
Bu yazı genel bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır; hukuki danışmanlık yerine geçmez. Mevzuat ve içtihat değişebildiğinden, karar vermeden önce güncel durumu bir avukatla değerlendirmenizi öneririz.
Devamı
İlgili yazılar
-
Anayasa Mahkemesi Bireysel Başvuru Şartları, Kesinleşen Karara Karşı Ne Zaman Başvurabilirim
Anayasa Mahkemesi Bireysel Başvuru Şartları: kesin karardan sonra 30 gün, 2026 harcı 6.024,10 TL ve kamu gücünün doğrudan etkilediği bir hak gerekir.
Anayasa Yargısı ve AİHM -
Anayasa Mahkemesi Bireysel Başvuru Süreci
Anayasa Mahkemesi bireysel başvuru süreci ve dikkat edilmesi gereken şartlarla ilgili rehberimizi okuyarak doğru bilgilere ulaşın.
Anayasa Yargısı ve AİHM -
AİHM Bireysel Başvuru Nasıl Yapılır?
AİHM bireysel başvuru nasıl yapılır? Form Türkçe doldurulur, imzalı hâliyle yalnız postayla gönderilir ve Mahkeme ücret almaz; eksik formda dosya açılmaz.
Anayasa Yargısı ve AİHM